36-Süpriz!

3.3K 144 2

"Zaafı vardır insanların. Kiminin bir alışverişe, kiminin güzel bir söze, kimininse balona, ağaca, doğaya, bebeğe... Benim de bir zaafım var. Vazgeçemeyeceğim yagane şey... Çok güzel bakıyor. Çokta güzel gülüyor. Toprak kokulu gözleri, ipek gibi saçları ve sıcacık sesi.... Hepsi ayrı güzel, ayrı can yakıcı.  Hepsi çok özel... O hayatıma girdiğinden beri dünya daha güzel, hayat daha anlamlı. Aldığım her nefes sahipli. Şimdi ben onun yanında olmayı çok istiyorum ama değilim. Mesajim benden selam götürsün ona. Birde yanağına öpücük kondursun.

Günaydın biricik zaafım, günaydın gönlümün sahibi prensesim. Günaydın aşkım."

Gözlerimi açar açmaz Kıvanç'ın mesajlarını okumaya alıştım artık. Her gün benden önce uyanıp güzel sözler yazması o kadar güzel ki... Bazen rüyadayım gibi hissediyorum. Bugünde uyanır uyanmaz elim telefona gitti ve yüzüm aydınlandı. Bende birşeyler yazmak istedim ama vazgeçtim. Sesi iyi gelecek bana. En iyisi aramak.

İlk çalışta açtı telefonunu. Anladım ki beni bekliyordu.

"Sanada günaydım aşkım."

Dedim direk. Sonra yüzümü buruşturdum. Kımıldanmaya çalışınca başım ağrıdı.

"Aşkım değil prenses, balım."

Dedi ukalaca. Gülmek istedim bu sefer ki acı daha ağırdı inledim.

"Ne oldu?"

Dedi balım endişeyle. Başımı yatığa gömerken cevap verdim.

"Başım çatlıyor."

Dedim yüzümü yeniden buruştururken. Gözüm saate iliştiğinde daha 9:45 olduğunu gördüm. Gecenin 5inde eve gelip bu saatte uyanırsam olcağı bu.

"Yorgunluk ve uykusuzluktan olsa gerek."

Dedi balımda. Sanki beni görüyormuş gibi dudaklarımı büzüp başımı sallarken;

"Evet." dedim.

"Bir şeyler yiyip ağrı kesici al. Sonra da uyursun. Bugün tatil nasılsa."

Dedi yumşak bir sesle. Gülümsedim bu haline.

"Sen nasılsın?"

Dedim merakla. Ben yorgumsan o da yorgun olmalı diye düşünüyorum doğrusu.

"Bomba gibiyim."

Dedi neşeyle. Şaşırmadan edemedim. Nerden buluyor bu enerjiyi?

"Hıh."

Dedim şaşkınla. Kıvanç bu halime koca bir kahkaha patlattı.

"Nerden buluyorsun bu enerjiyi?"

"Seninle nişanlı olmak enerji kaynağı benim için."

Deyince elim alyansıma gitti ister istemez. Evlenme teklifinde verdiği yüzükle aynı parmağımda.

"Yüzüğünü hep parmağında istiyorum."

Dedim içimden gelen kısançlığı engelleyemezken.

"Dün gece tüm dünya duydu prenses nişanlandığımızı. Merak etme."

Sırıttığını hissedebiliyorum. Ama beni tatlı sözlerle kandıramaz.

"Bu beni ilgilendirmez! O yüzük parmağında olsun ki senin sahipli olduğun anlaşılsın! Yoksa uzak duracaklarını sanmıyorum."

"Iıımm. Bu tezini neye borçluyuz canım nişanlım."

Nişanlım... Sahi dün nişanlandık biz değil mi? Neden rüyaymış gibi geliyor peki? Uyanınca bitecek gibi hissediyorum. Buda beni korkutuyor tabii. Yinede kıskançlık farklı! Şu konusmayı bir tamalayalım!

CAN SUYU'M (Tamamlandı)Where stories live. Discover now