4. Bölüm.

2.8K 206 14

Mrb! Bu bölümü yazarken ben bile heyecanlandım. Umarım beğenirsiniz. Oy vermeyi ve yorum bırakmayı unutmayın. İyi okumalar.

Birkaç kez derin nefes alarak sonu gelmez kahkahalarını bölerek bağırdım.

"Bu yaptığınız Marcus ve konsey üyelerinin kulağına giderse hepiniz ceza alacaksınız!"

Tehtidim sırıtmalarının silinmesine sebep olmuştu. Ve işte şimdi pis pis sırıtma sırası bendeydi.

Derek öfkeyle kolumu kavradığında dokunuşuyla Akaşa kanımda şimşek gibi vızıldadı. Hemen gözlerimi kapattım ve Akaşa'ya söz geçirmeye çabaladım.

Yeterli değildi.

Gözlerimi tekrar açtığımda sırtımda ki Apollyon işareritinin parladığını ve ısı yaydığını hissettim.

Lanet olsun, lanet olsun!

Kendimi durduramıyordum.

Başımı kaldırdığımda Wren ve endişeli bakışlarıyla karşılaştım.

Neler olduğunu anlamış olacak ki beni Derek'in ellerinden zorlukla da olsa kurtarmayı başardı ve bedenimi kolları arasına aldı.

Nefesi saçlarımı oynattığında ürperdim

"Sakın! Burada olmaz."

Haklıydı. Burada Akaşa'yı serbest bırakırsam herşey biterdi. Fısıltıdan ibaret sesi beni kendime getirmişti.

Sakinleştiğimi görünce beni bıraktı. Ardından Scott göz açıp kapama süresinde yaklaşıp hiç beklemediğim bir anda Wren'i göğüsünden itekleyerek benden uzaklaştırdı. Wren sendeledi ama son anda dengesini koruyarak düşmemeyi başarmıştı. Tekrar sinirlenmeye başlıyordum. Scott biraz daha yaklaştı ve konuşmaya başladı.

Alçak ve tehtitkâr sesi buz kesmeme sebep olmuştu. Aynı zamanda da sinirlerimi daha da bozmuştu.

"Bunu sakın deneyim deme, Melez. Eğer partinin aksamasına sebep olursan canını yakarım senin."

Aptal. Beni sinirlendirmenin sonuçlarını bilmiyordu.

Ancak hiç kimseye bunu söyleyemezdim.

Sırıttım.

"O halde partide iyi eğlenceler, safkan."

Sesimdeki ima beni bile ürkütmüştü. Vay be. İstediğimde gerçekten ürkünç olabiliyordum.

Scott yumruklarını sıktı ve koca cüssesiyle önümde dikildi. Kendimi savunmak için gardımı aldım. Bloke etmek başarılı olduğum bir dersti. Ve Scott'ı alt edebileceğimi de biliyordum. Scott hızla elini havaya kaldırdığında bende dirseklerimi yüzüme doğru kaldırıp gardımı yükselltim. Bir dakika geçti ve hala birşey hissetmeyince dirseklerimi indirdim. Scott'ın yumruğu havada asılı kalmış ve Carter Scott'la arama girmişti.

Eli Scott'un yumruğunu havada yakalamıştı.

"Scott..." diye uyardı.

Sesi beynimde yankılanmıştı adeta. Scott tekrar öne bir hamle yaptığında Carter onu zorlukla durdurabilmişti.

"Çekil önümden Carter. Onu geberteceğim. Melezler onun yüzünden hadlerini fazlasıyla aştılar." 

İşte buna inanamıyordum. Ne sanıyordu bu salak kendini? Evet ben bir Apollyon'dum belki ama bir bakıma melezdimde. Sonuç olarak iki safkanın birleşmesi olarak dünyaya gelmediyseniz ne olursanız olun, yine melez sayılıyordunuz. Ve bende yarı Apollyon yarı melezdim. Evet, baya karışık bir durumdu.

Ama tepemin tası atmıştı bir kere, kurtuluşu yoktu. Öfkeyle bir adım öne çıkıp bağırdım.

"Seni aptal safkan! Irk kastı kaldırıldı. Bunu kabul edin!"

Scott tekrar ve hızla öne doğru bir hamle yaptı.

Carter güçlü vücuduyla önümde durmasaydı çoktan birbirimize girmiştik. İki kolunu da açmış Scott'un bana ulaşmasını engelliyordu. Tanrım, o kolları nasıl birşeydi öyle. Sımsıkı kaslarında elimi dolaştırmayı o kadar çok isterdim ki... Carter bağırınca herkes ve herşey durdu. Scott bile.

"Scott dur! ...Elinde bir kanıt yok. Irk kastına dair bir kanıt yok. Eğer ona vurursan bir kanıtı olacak!"

Carter'ın sesi resmen beynimde yankılanmıştı.

Scott birkaç adım geri bastı.

Carter'ın söyledikleriyle canım epey sıkılmıştı. Ve o haklıydı. Eğer Scott kavga çıkarırsa ırk kastını kanıtlayabilirdim. Ve bunu yapacaktım da.

Gözlerimi kısarak Scott'a baktım.

"Bu kadar mı?"

Alaycı bir kahkaha attım.

"Canımı yakacağını sanıyordum...Birde safkanlar melezlerden üstün görülüyorlardı. Sen bir melezin tırnağı olamazsın."

Melezlerin ağızları bir karış açık kalmıştı ve işe de yaramıştı. Scott Derek'i ve Carter'ı geçip bana ulaşmaya çalışıyordu.

Ancak ben ağzımı açıp tekrar birşey söyleyemeden Wren beni kolumdan tuttup geriye çekti.

Tabii, ellerinden rahatça kurtulmuştum.

Ardından Scott'a doğru bir adım atıyordum ki bu defa belime sarılan bir çift kol tuttuğuyla beni kaldırdı. Bir saniye içinde kendimi Carter'ın omzundan ters bir şekilde aşağıya bakarken buldum.

Debelenmeye başladım ve

"İndir beni! Onu yalvartana kadar döveceğim" diye direttim ama nafile.

Carter beni kafeteryadan çıkana kadar indirmedi.

Bahçeye çıktığımızdaysa yavaşça aşağı indirdi. Önümde duvar gibi durarak kafeteryaya tekrar girmemi engelliyordu. Gözlerine bakmamaya çalışıyordum. Çünkü eğer bakarsam yapacağım şeyi unuturum diye korkuyordum.

"Çekil önümden, Safkan."

Sesim olması gerektiği gibi sert çıkmamıştı.

Eğildi ve kollarımdan kavradı. Dokunuşuyla resmen yerimden zıpladım. Akaşayı hissetmiyordum ama ondan daha güçlü birşey kanıma hücum ediyordu sanki. Başımı kaldırdığımdaysa neredeyse bayılacak gibi oldum.

Yüzü bana hiç olmadığı kadar yakındı ve doğrudan gözlerine bakıyordum. O derin maviliklere bakıyordum. Nefes aldığımda ciğerlerime akın eden deniz ve sanki deniz kıyısında esen o ferah rüzgârın kokusuyla gülümsememi zor bastırmıştım. Daha önce ona hiç bu kadar yakın olmadığım için böyle koktuğunu da yeni öğrenmiştim.

Konuştuğunda dudaklarına bakmaktan kendimi alamadım. Nefesini kendi dudaklarımda hissettiğimdeyse soluk soluğa kalmıştım.

"Bende işe yaramaz. Ne dersen de benleyken kavga çıkartamazsın...Sana vurmam."

Veeee bu bölümün de sonu maalesef. Dediğim gibi bilgisayarım bozulduğu için telefondan yazıyorum ve haliyle kısa oluyor, bölümler. Lütfen anlayışlı olun. Yorum ve oylarınızı bekliyorum. Teşekkürler ve hepinizi çoooook seviyorum;)

Melezin GölgesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!