Araba okulun önünde durunca indik. Gözümle etrafı süzerken Aykut, Bulut ve İbrahim'in buraya geldiğini gördüm hadi ama yine ne çapkınlıklar yapacaklar acaba? İbrahim gelip " Su, otobüste yanyana oturalım mı?" dedi. Rüzgar " Hayır İbrahim. Çünkü biz en arkaya oturacağız" deyince ben de kafamı salladım. Yine de pes etmeyip " Olsun arkada beş koltuk var. Üçünde siz ikisinde biz otururuz" dedi. Gamze " Ama siz üç kişisiniz" dedi. Hayır yani sizin bizimle oynadığınızı bilmesek bizi sevdiğinizi sanacağız. Kafamı iki yana sallayıp otobüse doğru yürümeye başladım. Tam ayağımı otobüsün merdivenine koyacakken Buse'nin " Ama hocam siz neden bizimle gelmiyorsunuz?" dediğini duydum. Kafamı oraya çevirdiğimde Buse Araf'a yavşıyordu ama gel gör ki benim elimden bir şey geliyordu. Arkama baktığımda Ayaz Gamze'yle bir şey konuşuyordu. Rüzgar ise Âlâra ile Arel'in konuşmasına bakıyordu. Yalnız Arel kaşlarını hafif çatmış Âlâra'yı dinliyordu. Bir Arel'le Âlâra'ya  bir de Araf'la Buse'ye  baktım. Sinirli bir şekilde Rüzgar'ı çekip otobüsün yanına getirdim. Gamze'ye bakınca konuşmanın uzayacağını anlayınca yanlarına gidip Ayaz'a " Gamze'yi senden beş dakikalığına alıyorum " dedim ve Gamze'yi çekiştirip otobüse bindirdim. Şimdi beklesin dursun Ayaz efendi! Rüzgar'ı da cam kenarına oturttum. Gamze'yi de diğer yanıma oturttum ve ben ortalarında kaldım. Rüzgar sinirli bir şekilde dışarıya baktığında ben de oraya bakınca Arel Âlâra ile halâ konuşuyordu. Gamze 'ye baktığımda kulaklığını takmış telefonundan müzik dinliyordu. Kafasınï dağıtmaya çalışıyordu güya. Hayır bu yolculuk böyle kötü geçmeyecek. Rüzgar'ın başını kendime çevirdim. Gamze'nin de kulaklığını çıkardım. İkisi de bana anlamazca bakarken ikisine hitaben " Bu yolculuk böyle kötü geçmeyecek" dedim ve neşeli bir müzik açıp otobüsün hareket etmesini beklemeye başladık. Sağolsun Buse'ler bir binemediler. Rüzgar dayanamamış olacak ki camı açıp Âlâra'ya " On saniye içinde burada ol yoksa gideceğiz. Burada sizin konuşmanızı bitmesini bekleyecek değiliz. Allah Allah ya. Bin çabuk ha binmiyor musun o zaman çok sevdiğin hocacığınla gidersin kampa" dedi. Ne yapmaya çalışıyor bu?  Âlâra Arel' e dönüp hocam ben sizinle gelebilir miyim?" dedi. Rüzgar dikkatini Arel'e vermiş ondan gelecek cevabı bekliyordu. Arel Âlâra'yı nazikçe kovup otobüse bindirdi. Buse ve Âlâra bize tiksintiyle bakarken yolculuğun güzel geçeceğini anladım.






Benim açtığım cazla otobüs coşarken kızlarla video çekiyorduk. Bir ara Buse "Off kapatın şu şeyi. Başım şişti" demesiyle ben müziği son ses açmıştım. O da buna iyice sinirlenmiş ama bir şey diyememişti. Yolculukta Aykut'lar bizi rahatsız etmemiş ve bu da bizim daha da eğlenmemize neden olmuştu. Bir sürü video çektikten sonra artık tamam demiş ve bir daha video çekmemiştik. Tabi ben öyle zannediyordum. Çünkü ben Gamze'yle coşarken Rüzgar bizi videoya çekmiş. Tam bir fiyasko. Videoda Gamze benim üstüme çıkmış mendil sallıyordu. Sonra ben mendili elindem alıyorum ve ben sallamaya başlıyorum ve çalan müzik caz. İzlerken kahkahalara boğulduk. Sonra ben Rüzgar'dan videoyu silmesini istedim ama silmedi. Zaten otobüstekilere rezil olmuştuk. Allah'tan sosyal medya hesabı yoktu yoksa bu mal yanınlardı. Bu arada Araf'lar bizi arkadan kendi arabalarıyla takip ediyorlardı. Evet ototbüse binmemişlerdi. Yoksa böyle şeyler asla yapamazdım. Neyse.  Buse ayağa kalkıp müzik açtı ve yer yettiğince dans etmeye başladı. Allah'tan dinlediği müzikler kulak tırmalayıcı değildi. Biz de hahiften kafamızı sallarken otobüs durdu. Şoför " Allah kahretsin! Gençler teker patladı. Bir beş dakika inin de değiştirelim" dedi.







Ben böyle işe küfür ederken Rüzgar sevinmişti çünkü o böyle yolda duraklamayı seviyordu. Şoför hiç durmayacağız dediğinde sinirlenmişti. Tabi yaa tekeri o patlattı da nasıl. Gamze de benim düşündüğümü düşünmüş olacak ki gözlerini kısıp Rüzgar'a bakmaya başladı. Rüzgar bize bakıp "Ne?" dedi ve hemen aşağı indi. Biz de hemen onun yanına koşup itiraf etmesini bekledik. Rüzgar etrafına bakıyordu. Gamze " Rüzgar bize söylemek istediğin bir şey var mı kardeşim?" dedi. Rüzgar kafasını iki yana salladı. Artık emindim. Çünkü yalan söylerse hıçkıracak. Rüzgar yapmıştı ama nasıl? Gamze " Rüzgar ya söylersin ya da ben herkese tekeri senin patlattığını söylerim " dedi. Rüzgar yine kafasını iki yana salladı. Gamze " Arkadaşlar size bir şey-" sözünü kapatan Rüzgar'dı. Ağzını kapatmıştı Gamze'nin. Gamze bir şeyler daha söyledi ama Rüzgar ağzını kapadığı için anlaşılamamıştı ama yine de Araf'ların dahil tüm gözler bize döndü. Rüzgar sessizce "Pis ispitçi. Tamam ben yaptım" dedi. O sırada Araf'lar bu tarafa geliyordu. Ben " Nasıl yaptın?" dedim. O da çivileri gösterdi. Sonra " Tekerin üzerinden geçeceğinden emin olduktan sonra önüne attım" dedi ve Araf'lar dbimizde bitti. Ayaz" Gamze sen bir şey söyleyecektin" dedi. Arel " Ama söyleyemedin. Ne diyecektin?" dedi. Gamze kendini Rüzgar'dan kurtarıp Ayaz'ın karşısına dikildi. Bir yandan da Rüzgar'a bakıyordu. Rüzgar da kaş göz hareketleriyle 'söyleme' diyordu. Gamze herkesin bakışı üstümüzde olduğu için " Aa şey... Ben şey diyecektim madem teker patladı biz de biraz dinlenelim. Onu söyleyecektim değil mi kızlar?" deyince Rüzgar hemen kafasını aşağı yukarı salladı tabi ben de.  Araf'lar hiç inanmışa benzemiyordu. Arel " Doğru mu Rüzgar? Gamze bunu mu söyleyecekti?" dedi. Pislik aklınca bizi yalancı çıkarıp ne olduğunu ögrenecekler. Ben hemen Rüzgar'ın yerine " Evet hocam öyle diyecekti" dedim. Arel "Ama ben Rüzgar'a sordum" dedi bakışlarını Rüzgar'dan ayırmadan. Rüzgar kafasını aşağı yukarı salladı. Arel " Evet mi hayır mı?" dedi. Rüzgar "Yani şunu söylemek gerekirse -" sözünü tamamlayamadan soförün "Hocam tamamdır çivi girmiş ama hallettim" demesiyle Rüzgar gözlerini yumdu sonra açtı. Arel'ler hemen bakışlarını Rüzgar'a çevirirken Rüzgar hemen ototbüse doğru koştu ve bindi. Ben de hemen Gamze'nin elinden tutup ototbüse bindim. Rüzgar hemen " Bravo Gamze ağzını kapatmasam hemen ötecektin" deyince Gamze "Ben blöf yaptım bu bir ayrıca sen niye tekeri patlatıyorsun bu da iki " dedi.




Rüzgar konuyu kapatmak adına omuz silkti ve kafasını cama yasladı ve gözlerini kapadı. Çok geçmeden benim de gözlrim kapanı ve kafamı Rüzgar'ın omuzuna yasladım. Gamze de kafasını benim omuzuma





Birisinin kulağımızın dibinde bir şey patlatmasıyla ayağa fırladım. Benim kalkmamla Gamze de kalktı ama Rüzgar da kalkmıştı. Ben bizi bu şekilde uyandırana bakınca Buse olduğunu gördüm kahkaha atıyordu. Kızlarla birbirimize bakıp gülümsedik. Bugün birini fena pataklayacağımı söylemiştim. Buse bu suskunluğumuzu hatta gülümsediğimizi görünce hemen otobüsten  kamp alanına doğru koşmaya başladı. Gamze önde ben ortada Rüzgar arkada otobüsten  indik ve Buse'yi aramaya başladık. Buse Araf'ların yanına gitmiş bir şey konuşuyordu. Kızlarla adımlarımı o yöne doğru attık. Bizi gören Buse Araf'lara biraz daha yaklaştı ve bu beni daha da sinirlendirdi. Rüzgar " Hocam Buse'yi sizden beş dakikalığına alıyoruz" dedi ve Buse'nin koluma yapıştı. Araf " Ne oluyor kızlar? Neden Buse'yi götürüyorsunuz?" dedi. Buse hemen lafa atladı " Hocam otobüs durmuştu arkadaşlar da uyanmamışlardı ben de güzelce uyandırdım bir şey yapmadım" deyince gözerimi devirdim. Rüzgar " Tabi tabi gel ben seni güzelce kendine getireceğim" dedi. Buse'nin itirazlarına aldırmadan onu sürüklemeye başladı. Arel harekete geçince Gamze " Bu işe bulaşmayın bir cezayı haketti" dedi ve Rüzgar'ın peşinden gitti. Ben de onu takip ettim. Ağaçların bol olduğu yere geldiğimizde Buse ha ağladı ha ağlayacak. Ben " Bir daha bize bulaşacak mısın?" dedim ve saçlarını elime doladım. Buse " Ha-hayır " dedi. Gamze " Güzel" dedi ve ben saçlarına asıldım. Buse çığlık atarken Âlâra geldi ve "Ne oluyor burada ?" deyince Rüzgar Buse'yi bıraktı ve Âlâra'yı kaptığı gibi yere attı. Rüzgar Âlâra'ya dersini verirken biz de Gamzegw'y'le Buse'nin icabına baktık. İşimiz bitince üstümüzü silkeledik ve Rüzgar'ı Âlâra'nın üstünden aldık. Kamp alanına gittik ve çadırımızı kurmaya başladık on dakika sonra çadırı kurmuştuk. O sırada Buse'ler geldi çadırlarını yapmaya başladılar. Yapamayınca Araf'ların yanında soluğu aldılar ne dedilerse ki bunu tahmin etmek o kadar zor değil Araf'lar reddettiler ki bu beni mutlu etmişti. Nedenini sormayın ve Aykut ile İbrahim çadırlarını kurdular.





Ateş yakılmıştı ve hepimiz başında oturuyorduk. Aykut gitarı alıp Rüzgar'a bakarak şarkı söylemeye başladı. Bakışlarımı hemen Arel'e çevirdim. Kaşlarını çatmış Aykut'a bakıyordu. Sonra  kafamı Araf'a çevirdim bana bakıyordu. Gözlerimi kaçırmadım cesurca baktım gözlerine. Böyle şarkılar söylendikten sonra Buse'ler bir yerden geldiklerini gördüm. Herkes yavaş yavaş çadırlarına girerken içimde bir sıkıntı vardı. Niyeyse çadıra girmek istemiyordum. Rüzgar " Kızlar içimden bir ses çadıra girmememiz gerektiğini söylüyor" dedi. Ben içimdeki sıkıntıya rağmen " Ne olacak? Girelim işte yatalım" dedim. Önden Rüzgar çadıra girdi. Sonra Gamze ve ben. Gördüğüm yılanla çığlık attım ve yılan diye bağırdım. Ben bağırınce kızlar bağırdı ve hemen çadırdan çıktık.





Rüzgar'ın ağzından

Ben çadırdan koşarak çıktım ve ormana doğru koşmaya başladım. Beni birsinin durdurmasıyla kendime geldim. Arel' di. " Ne oldu? Neden bağırdınız?" dedi. Ben de yılan meselesini anlattım. Hemen gidip çadıra girdi. Elinde ters çevrilmiş yılanla çıktı. Şaşırmadım. Su bayılmıştı. Onun yılan fobisi vardı. Benim de vardı ama Su kadar değil. Hemen onun yanına gidip uyandırmaya çalıştım. Gamze hemen yanımıza geldi.

Arkadaşlar sınavlarımız başlıyor ve biz iki hafta aranızda olamayacağız. Şimdiden anlayışınız için teşekkür ederiz😊😃😁😂😀

SEVGİLİ ÖĞRETMENİMBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!