Deney Kurbağası

161 11 0

Korkuyordum ve çaresizdim. Bu kara duydular içimdeki her şeyi ele geçiriyor, her bir taneciği parçalıyor, geriye birtek bir şey bırakmıyordu.

Arda beni kendi korkumla öldürüyordu. Bu ölüm acılıydı, yavaştı.

"Evet, Barış... Yeni üyemiz, sevgili Barış." Kurnazca gülümsüyordu. "O çakıyı alıyorsun ve... Bugün iyi günümdeyim, bu yüzden sana çok sert davranmayacağım Mira'cık."

Ne istiyordu bu çouk benden? Neydi amacı?

"Barış, git ve Mira'nın koluna bir kesik yap."

O anda beynime tabancayla sıkılmış gibi hissediyordum. Korku artık beni ele geçirmişti. Konuşamıyordum. Ne kaçmaya çalışıyor, ne de bağırıyordum. Çaresiz gözlerle bir Arda'ya, bir Barış'a bakıyordum.

Barış bana doğru yaklaştı. Acıklı gözlerle bana bakıyordu. Gözleri dolmuştu. O da korkuyordu ama henü korku onu ele geçirmemişti.

"Cenk ve Serdar. Kızı kollarından tutun." 

Barış'ın arkasından geldiler. Kollarımı sıkıca kavradılar. Kollarımı o kadar sıkı tutuyorlardı ki, canım yanıyordu.

"Beni affet, bunu asla yapmazdım. Ama, başka çarem yok. O... O beni doğduğuma pişman eder. Çok... Çok üzgünüm Mira."

Kulağıma fısıldıyordu Barış. Sesi titriyordu, elleri kaskatı kesilmişti. Ben ise sessizdim. Yüzüne bakmıyordum, olayın şokunda olmalıydım.

Barış çakıyı alarak sol koluma bir çizik attı. Kolumdan kanlar akmaya başlamıştı. Acı, kolumdan bedenime yayıldı, korkunun beni yok etmesine yardımcı oluyordu sanki. İkisi bir olmuş beni paramparça ediyordu.

Acı çok şiddetliydi ama daha da şiddetli olan bunu Barış'ın yapmasıydı. Bu, 3. tokattı. Tokatların içinde en sertiydi.

"Bu da ne, sen dalga mı geçiyorsun? Minicik bir çizik attın!"

Arkadan Ümit'in sesini duydum.

"Hadi Arda, birileri geliyor. Hemen kaçmalıyız!"

"Bu sefer ucuz kurtuldun güzellik. Oyun burada bitmedi. Umarım benim kadar eğlenmişsindir." Acı bir kahkaha attı, ardından çetesini alıp uzaklaştı.

Barış onlarla gitmedi. Elime dokunmaya çalıştı, geri çektim.

"Ben, ben çok üzgünüm..."

"Sus. Sus, konuşma."

"Lütfen dinle beni." Sesi gittikçe daha çok titriyordu.

"Bu kadar mı bağımlısın? Bu kadar mı karaktersizsin, ha? Bana bunu nasıl yaparsın? Ben senin deney kurbağan değilim!"

Gözlerinden yaş süzülmüştü. Benim için üzülüyordu. Pişmandı. Bu beni az da olsa yatıştırıyordu.

Uzun ve boğucu bir sessizlik oldu. Artık gözlerimi kaçırıyorduk birbirimizden.

"Beni... Beni tanımıyorsun. Bunu asla yapmazdım."

Gözleri tekrardan gözlerimi bulunca elini yanağıma koyarak gözyaşımı sildi. Ağlamış mıydım?

Tutkuyla bakıyordu bu sefer. Öne eğildi, dudaklarıma doğru yöneldi. Bende onun dudaklarına.

Sıcak nefesini tenimde hissetmek bana güç vermişti.

Aniden geri çekildi. Yüzünde şaşkın bir ifade oluştu.

"Ben... Ben napıyorum?! Çok... Çok özür dilerim." diyerek bir anda geri çekildi. Çakıyı aldığı gibi çöpe fırlattı.

"Ne için? Beni öpmeye çalıştığın için mi?" diye sordum, benim de sesim titriyordu.

"Hem onun için, hem de sana deney kurbağammış gibi davrandığım için. Her şey için..."

Kar BeyazBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!