0.3

6 2 1

Ben: "Bu seni hiç ilgilendirmez."
0539...: "Seninle ilgili herşey beni ilgilendirir."
Ben: "Ne alaka? Sen kimsin ki?"
0539...: "Seni çok iyi tanıyan biriyim."
Ben...: "Ne kadar tanıyorsun beni acaba?"
0539...: "Mesala rap dinlemeyi, matematik ve tarihi, köfteyi, kahveyi çok seversin. Çaydan ve nargileden nefret edersin. Ayrıca yeşili Daha sayabilirim."

Çok şaşırmıştım. Benimle ilgili bazı belirgin özellikleri biliyordu. Açıkcası bu gizem havaları canımı sıkıyordu.

Ben: "Bakın hanımefendi ben düz adamım. Bunu da bil. Bu gizem havaları hiç hoşuma gitmiyor. Kimsen, ne söylemek istiyorsan gel yüzüme söyle."
0539...: "Hanımefendi olduğumu nereden biliyorsun?"
Ben: "Gay misin amk? Bildiğin bana yazıyorsun?"
0539...: " Tamam. Kızma. Birgün sana olan duygularımı anlatacağım. Ama şimdi zamanı değil."

Cevap vermedim. Açıkçası kim olduğunu merak etmiyor değilim.

Eve vardığımda kardeşim büyük bir coşkuyla karşıladı beni. Benim aslan kardeşim. Annemle kardeşim görmeden mutfakta sarıldık. Çünkü kardeşim kıskanıyordu. Hep onunla ilgilenmemizi istiyordu. Bu evde en afilli laflar ona edilir. Annem onun yanındayken beni sevmiyormuş gibi davranır hep bu yüzden. Zihinsel engelli bir kardeşin varsa bu durumları yaşamak normaldir.

Kardeşimin adı Onur. 16 yaşına geldi. Hâlâ bebek gibi. Bizim neşe kaynağımız. Keşke şu hiperaktifliği olmasa. Sinirlendiğinde camı çerçeveyi indirmese.
Küçükken bütün ilgi onda olduğu için çok kıskanırdım. Bazen beni çok sinir ederdi. Ama büyüdükçe ona olan bağım arttı. Ona olan sevgim arttı. Ama bu aralar pek iyi değil. Çok agresif. Yapabileceği şeylerden korkuyorum.

"Küçükken kardeşim ile hiçte iyi anlaşamadım.
Ama o zamanlar evimdeki kargaşa azdı.
Gücüm kuvvetim yerde olan taşlara kaldı.
Bu yüzden hep bi sonraki aşklara kaldım.."

Annemin hali hâl değil. Çok üzülüyor. Akşamları neyse de gündüzler çok zor. Ben okulda babam işte. Tek başına kardeşimin hakkından gelemiyor. Dışarı çıkıp gezemiyor. Babam zaten ne yapacağını şaşırmış durumda. Hangi hastaneye gitse kardeşimi sakinleştirecek bir tedavi yöntemi bulamadı. Ben kardeşimle ilgilenemiyorum bile. Yanına yaklaştırmıyor ki.

Dışarıdan motor sesi geldi. Babam geliyor sanırım. "Sevim" diye seslendi anneme. "Emre var, olmaz mı?" dedim.
Babam: "Vay vay vay. Ağam hoşgeldin."
Ben: "Hoşbulduk ağam."
Elini öpüp sarıldık onur görmeden.

Babamla birbirimize "Ağam" diye hitap ederiz. O yokken evin ağası ben, ben yokken evin ağası o.

2 gün çabuk geçti. Sabahına evden çıkıyordum dershane için. Annem babam uğurlayamadı bile. Ama bu duruma alışmıştım. Evdeki durumu bana hiç yansıtmamaya çalışıyorlardı. Ama ben kendimi üzülmekten alıkoyamıyordum. Ve durumu onlara yansıtmıyordum. Evden uzakta olmak iyi geliyordu. Ev dışındayken kendimle ilgili konuları daha rahat düşünüyordum.

Dershanenin önünde sigaramı içerken mesaj geldi.
0539...: "Canın sıkkın gibi hayırdır?"
Ben: "Öyle"
0539...: "Kardeşin mi?"
Ben: "Sayılır."
0539...: "Yapabilecek bir şeyim olmasını çok isterdim."
Ben: "Sağol. Soru sorma yeter. Bu konuları konuşmayı sevmiyorum."

Cevap gelmedi. Hayret! Bu sefer bu gizemli kıza kızmadım. Halimi hatrımı sordu. Arada onunla dertleşmek güzel olur galiba. Kim olduğu önemli değil.

Sınıfa doğru ilerlerken arkamdan bir ses geldi. "Emre"
Seslenen Selin'di. Yani yeşil. Tebessüm ile yanıma geldi. Bu kız çok güzel gülüyor harbiden ya. Mavi kot pantolon ve üzerinde açık yeşile yakın bir renkte gömlek vardı üzerinde. Bu kız gerçekten yeşili çok seviyor. Saçlarını salmış bu sefer. Çok güzel görünüyordu.

Yeşil: "Nasılsın? Durgun gibisin."
Ben: "İyiyim ya sıkıntı yok. Sen nasılsın?"
Yeşil: "Bomba gibiyim."
Ben: "Belli. Ağzın kulaklarında."
Yeşil: "Öyle. Engelleyemiyorum napiim."
Ben: " Bence sen hep gül. Sana yakışıyor."
Utanarak bana bakıyordu.
Ben: "E bu güzellik ve gülüşünün sebebi ne?"
Utanarak şöyle dedi.
"Annem birkaç gündür kontroldaydı hastanede. Akciğerlerinde sorun gördü doktor. Akciğer delinmiş olabilir diyordu doktor. Neyse ki öyle birşey yokmuş."
Ben: "E nesi varmış peki?"
Yeşil: "Yorgunluktan ciğerleri güçsüz düşmüş. Dinlenme ve birkaç ilaç verdi doktor."
Ben: "Geçmiş olsun."
Yeşil: "Sağol."

Bu kızdan yavaş yavaş hoşlanmaya başladım. Ne bileyim. Derste ikide bir onu takip ediyordum. Oda arada bana bakıyordu.

Çıkışta merdivenlerden inerken Ayşe beni çağırdı.
Noluyo şimdi. Niye çağırdı ki?
Bi sınıfa girdik.
Ayşe: "Emre kusra bakma apar topar çağırdım seni. Ya sürekli yüz yüze bakıyoruz. Ben istiyorum ki geçen seneki yaşananları unutalım. Küs bitirmeyelim liseyi."

Ayşe düşünceli kızdı. Bu durum beni de rahatsız ediyordu. Bende onunla konuşmak istiyordum.
Ben: "Benim için bi sorun yok Ayşe. Küs değilim. Geçti gitti. Ben unuttum bile."
Ayşe: "Buna sevindim."

Sınıftan çıkarken Yeşil de merdivenlerden iniyordu. Bizi gördü. Yüzü çok değişti. Bozuldu. Sabahki halinden eser yoktu o sırada. Hızla yoluna devam etti.
Ulan Yeşil'i öyle görünce çok kötü oldum. Karnımda hafif sol tarafta bir karıncalanma gibi birşey oldu. Öyle hayal kırıklığına​ uğramışcasına bakışı vardı ya. O bakış o an bitirdi beni. Kendimi suçlu hissediyordum. Ne yapsam acaba. Kız hızlı adımlarla gitmişti.

Dershanenin önüne vardığımda Yeşil ortalarda gözükmüyordu.
O sırada köşedeki papatyaları gördüm. Hemen pratik bir şekilde topladım. Aykut beni öyle görünce şaşırmıştı. "Napyn lan?" dedi. "Kanka sonra anlatırım deyip koşmaya başladım.

Yeşil muhtemelen çarşıya doğru gidiyordu. Biraz koştuğumda karşıda gördüm onu. Mesafe biraz uzaktı ve koşmaya devam ettim. Yaklaşınca "Yeşil" diye bağırdım. Dönüp bana baktı. Hızla yanına vardım. Şaşırmıştı. "Yeşil mi?" dedi.
Ben: "Evet yeşil. Hoşuna gitmiyorsa farklı renklerimizde var. Sarı, beyaz.. Bu papatyalar gibi."
Şaşkın şaşkın bana bakarken papatyaların birini ona uzattım. "Bu senin için." dedim.
Suratındaki gülümsemeyi bir görseniz. "Teşekkür ederim ya çok naziksin." deyip diğer papatyalara baktı. "Onlar?" dedi.
Ben: "Bunlar annen için. Ona geçmiş olsun dileklerimi ilet."
Yeşil: " Ya gerçekten ne diyeceğimi bilemiyorum. Gerçekten çok teşekkür ederim. İleteceğim bunları anneme."
Ben: "Önemli değil."

Bütün bunlar olurken şöyle bir söz geçirdim kafamdan:

"Yüzünü öyle görünce yeşilin.
Solum yandı sanki bıçakla deşilip
Parçalanmış gibi. Aşkla kaldım.
Gülüşünün dünyada bulamadım eşini."

Çarşıya doğru yürümeye başladık. O sırada mesaj geldi.
0539...: "Papatyalar benim için miydi yoksa?"

YEŞİLBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!