•Yaşamın Düğünü•

7.1K 519 752

Multi: Lara Fabrian- Je T'aime encore

•••Alıntıdır.
"Bir yere varmak için değil, yol almak için dolaşıyorum.."
•••

Elimin kenarındaki küçük yarayla oynarken, gözlerimi diktiğim boşluktan çekmemi sağlayan tanıdık ses oldu.

"Bekliyorum Hazel sor hadi."

Boşluktaki gözlerimi karşımda oturan Ares'e çevirdim. Yüzünde gözlerinin içine kadar yansıyan gülümsemesi vardı. Neden sürekli gülümsediğini sorgulamak istedim. Sonra bu sorunun bencilce olabileceğini düşünüp dilimin ucunda ki ilk soruyu gerilere iteleyip, daha yüzeysel bir soruya yöneldim.

"Gerçekten merak ediyorum. Bana neden yardım ediyorsun?"

Sesim sormak için sorar gibi çıkmamıştı. Tam anlamıyla merak ettiğim en önemli soru buydu. Önündeki fincanın ince kulpunu parmaklarının arasına aldı ve sakince dudaklarına götürdü. Gözlerini gözlerimin odağına sıkıştırarak kahvesinden bir yudum aldı ve fincanı aynı sakinlikle masaya geri bıraktı. Masanın üzerinde ki dirseğinin üzerine doğru eğildi ve omuz silkti.

"Fazla güçsüzsün." Diyerek cevapladığında gülümsemesinin gözlerindeki yansımasından silindiği gördüm. Güçsüz olduğumu biliyordum bunu duymaya ihtiyacım yoktu. Boş bakışlarımı önümdeki kahvaltı tabağında gezdirmeye başladım.

"İnkar etmeyeceğim. Seni bu düşünceye iten bir çok nedene şahit oldun."

Tabağımdaki siyah zeytinleri saymaya başladım. Bir... İki... Üç.

"İnkar etmeni dilerdim." Diyerek karşılık verdi. Bir solukta söylemişti. Cevabı karşısında kaşlarım hafifçe çatıldı.

"Benim anlayamadığım noktada bu. Bu seni neden ilgilendiriyor?"

Onu terslemek, ona haksızlık ettiğimi hissetmeme neden olunca kendime kızdım. Ne zamandan beri haksızlık ettiğim insanları umursuyordum?

Yüzündeki duygu geçişini yakalayamasamda bir şeylerin değiştiğini sezdim. Tek kaşını hafifçe yukarı kaldırıp baş parmağını alt dudağında usulca gezdirdi.

"Belkide niyetim kahramanlıktır." Diyerek göz kırptığında ona anlamadığımı belli eden bakışlar attım. Dalga geçtiği apaçık ortaydı, sanki dürüst oynamıyordu.

"Bir kahraman en son ihtiyacım olan şey bile değil. Neden dürüst olmayı seçmiyorsun?"

Sorularımın fazla sert olduğunun farkındaydım ama görmemezlikten geliyordum. Karanlık odamın kapısında beliren bu adamın kapımı çalmasını istemiyordum. Ama o kapıyı kemikli parmaklarıyla tıklatmıştı. Karanlık odadaki varlığımı hissetmemesi için sesimi çıkartmadığım halde düzensiz nefesimin sesini işitip yavaşça o kapıyı aralamıştı.

"Dürüst olmadığım kanısına nereden vardın?"

Sorusu zihnimin odacıklarını yokladı ve en uygun cevabı aradı. Yüzüme düşen saçlarımın tutamlarını kulağımın arkasına iliştirip sandalyeye iyice yaslandım.

"Kaçak oynuyorsun." Duraksadım. "Beni yaşamın düğününe davet ediyorsun, fakat ne adres veriyorsun nede zaman belirtiyorsun."

Cümlelerim karşısında kısa biran duraksadı. Masanın üzerindeki sigara paketinden bir dalı parmak uçlarıyla çekip dudaklarının arasına yerleştirdi ve uzanıp aldığı çakmağı ateşledi. Derin bir soluk alıp sigarasının ucunu yakarken yanaklarında oluşan çukurlar dumanı havaya üflemesiyle eski halini aldı.

DAĞILMIŞ (Tamamlandı)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!