Asla, asla deme.

161 12 2

Fırcam, adeta tutu giymis minyon bir balerin gibi tuvalin uzerinde dans ediyordu.

Resim yapmayı gercekten seviyorum, beni bu hayatta rahatlatan tek sey denebilir.

Belki de farketmissinizdir, insanlar bana ornek ogrenci gibi bakıyorlar.

İyi notlar, okul baskanlıgı, resim yeteneği, amigo kızlık, okul orkestradında solistlik..

Sanki bir çesit yaratıkmışım gibi!

Bana gore bu canavarlık değil, aksine yeteneğin bize verilen hazineler oldugunu dusunuyorum.

Bu yetenekleri kullanmak ise, hazinelerimizi harcamak, bu hazineyle okul yapmak, hastane acmak gibidir.

Ya da ayakkabı, telefon, canta almak :) ikiside olur herhalde..

Yetenek, kendimizi gelistirmeyi ve bizim iyi bir insan olma yolunda attıgımız adımların hızlanmasını saglar.

...

Bir yandan geniş atolyenin tam ortasında turan kavimli ve kızıl renkli, antik caglardan kalma gibi gorunen vazoyu ciziktiriyordum, bir yandan da insanları gozluyordum.

Yağmurun dili dısardaydı, vazoyla bakısıyorlardı. Bir vazoya bir tuvale bakıyordu.

Ceyda eline bulasan kırmızı boyayı ıslak ve yırtık bir bezle temizliyordu.

Bez kotu kokuyor herhalde, yuzunu limon yemişçesine buruşturuyordu.

Cenk, yazın kırdığı ayağının sarılı oldugu kütük kadar alcıya bir seyler ciziyordu.

Buseler ( namı değer "popülerler" ) Ardalarla ( diğer namı diğer "popülerler" ) oturmus her zamanki gibi grup haline bir seyler kaynatıyorlardı.

Buse neredeyse cocukların icine dusecekti.

O kızı seviyorum. Özünde çok tatlı ve komik bir kız, fakat erkeklere boyle ... Yavsaması? Biraz sinir bozucu.

Barış, herkesten uzakta yalnız basına tuvali kucagına almıstı, kulagında kulaklıklar vardı.

Atoylenin yolunu bulmustu demek, bu beni mutlu etmisti.

Bu kadar kucuk bir seyden mutlu olmak ise beni heyecanlandırmıstı.

Barışın hali, tam bir ergendi.

Neden Ardalarla değildi ki? Gruptan mı atılmıstı? Pek sanmıyorum.

Neden onlarla Arda'nın yeni ve pahalı motosikleti haklında konsmuyordu? Neden Buse'nin icine dusmesine izin vermiyordu?

Yanına dogru geldim. Ona seslendim fakat kulaklıklardan olacak, duymadı.

Ya da takmadı.

Kulaklığı kulağından çektim. "Barış, duymuyor musun? Yoksa takmıyor musun?"

"Git basımdan tatlı sey, gormuyor musun mesgulum!"

Göğüsünde sallanan kulaklıktan "Demons" adlı sarkının sesi yukseliyordu.

Bu sarkıya bayılıyordum.

Yaptığı resme kafamı cevirdiğim an gözlerim faltaşı gibi açıldı.

"Bu... Bu resim... Çok güzel olmuş."

Hayatımda gördüğüm en güzel vazo resmiydi. Kalbim cok hızlı atıyordu, ve her atıs sesi vücuduma yayılıyordu.

"Biliyorum tatli sey."

"Bu sefer buna ozguven diyemezsin, bu resmen kibirlilik!"

Güldü. Gülmüstü. Ben de gülümsedim.

"Eee seninkini gostersene."

Benim bu işe yeteneğim olduğunu biliyorum, kucuklukten beri soylerler.

Ama resmim onun kadar guzel olmamıstı.

Yanaklarım kıpkırmızı olmustu. Terliyordum. Utanmıştım... Yutkundum.

Onun resmini mi kıskanmıştım! Ah hayır tabii ki! Yok artık daha da neler?

"Hadi ama, korkuyor musun?"

"Senden mi? Sacmalama."

"Bu kadar erken konuşma, benden korkacaksın. Belki de su an bile korkuyorsun."

Gizemliliği ona ürpertici bir yan veriyordu.

"Hayır korkmuyorum senden! Asla da kormayacağım."

"Asla, asla deme."

Gülümsedi ve yine o bakışını yaptı. Kendi resmimi getirdim, ona

gosterdim.

Begendigini soyledi. Gercekten resmini begenmisti!

Bunda heyecan yapacak ne vardı Mira?

Ortak bir noktamız vardı, bu beni istemesem de mutlu ediyordu ve gülümsememi saglıyordu.

Bu cocuga asla ilgi duyamam. O bir serseri!

Beynimde onun kalın ve gür sesi yankılandı.

"Asla, asla deme."

Kar BeyazBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!