Yapabildiğimiz kadarıyla evi düzenlemeye çalışmıştık. Bizim yapamadıklarımızı da, Zayn'in çağırdığı 'iç mimar' yapacaktı. Aslında ilk başta sadece, onarılması gereken yerlerin onarılması haricinde başka birşey yapılmamasını istiyordum, ama daha sonra evde biraz hava değişikliği yapılması fikri hoşuma gitti. Evimi bir iç mimara yaptıracağımı hiç düşünmemiştim. Ama ben yapamazdım. Yani şuan bile eve gidip, ders çalışmam gerekiyordu. Evimden ayrılmadan önce, kitaplarımı da aldım.

Alexis'de benimle beraber sınava girecekti ama onun ayrıcalığı ve bu kadar rahat davranmasının nedeni; çoktan New York Üniversitesi'nde yerinin ayrılmış olmasıydı. Yani benimde bir üniversitede ayrılmış bir yerim olsa, bende sınavı umursamazdım. Gwen, bizimle aynı yaşta olmadığı için o da bu sınava girmeyecekti. Yani yanlızdım. Ben annemlerin evine giderken, Alexis bana eşlik etti. Gwen ise kendi arkadaşıyla takılmak üzere bizden ayrıldı.

Eve geldiğimizde, evin komşularla dolu olduğunu gördük. Şaka, değil mi ? Anneme görünmeden odama çıkmayı planlıyordum ama, pek de planladığım gibi gitmedi. Annem bizi farketti ve misafirlerin ortasına doğru çekti. Alexis'in annesi Hanna'da onların arasındaydı.

Şu meşhur, site dedikodu kurulu toplanmıştı anlaşılan. Herkesle tek tek kucaklaştık. Buradaki insanlar, 'elit' insanlardı. Her birinin kocası, para basıyordu. Hatta çoğu birkaç ünlü ile de tanışıyordu. Gösterişten çok hoşlanmam ama burada ki kadınlar gösteriş için doğmuşlar diyebiliriz. Ki sanırım bu, onları sevmememe neden olarak gösterilebilir. Çaprazımızda ki evde oturan kadın, elindeki bardağı sehpanın üzerine bıraktı ve Alexis ile beni süzdü.

"Eee, kızlar nasıl gidiyor ? Zayn ne yapıyor, tatlım ?" İkimize yönelik olarak başlayan soru, benle bitmişti. Yapmacık gülümsemelerimden birini takınarak

"Turda. Keyfi de sağlığı da çok iyi. Çok mutluyuz. Bir sorun yok. Ama hemen yukarı çıkıp gelecek haftaki sınavıma çalışmazsam, işler bozulacak. Aa, tesadüfe bakın ki, kızınızın gireceği sınava bizde gireceğiz. İzin verin de çalışalım !" Kadın gözlerini büyüttü. İrileşen göz bebeği, yeşil irisini küçücük gösteriyordu.

"Gidin çalışın o zaman, kızım" Minnetter gözlerle kadına baktım. Annemin öldürücü bakışlarını görmezden gelerek, Alexis'in kolundan çekiştirerek odama çıkardım.

İki saat boyunca, Alexis ile beraber çalışmıştık. Alexis her ne kadar çalışmayı istemese de, sırf yanlız kalmamam için buna katlandığını görebiliyordum. İki saat aralıksız çalışmanın ardından sulanan beyinlerimizi dağıtmak amacıyla, konu açtım

"Liam kararını değiştirmen için birşeyler söyledi mi ?"

"Beni etkilemek istemiyor"

"Söylemedi yani ?"

"Söyledi, ama daha sonra geleceğimi sırf onun için ertelememi söyledi. Her hafta New York'a gelecekmiş, beni görmek için" Alexis'i üzmemek için söylemedim ama elbette birgün New York ona çok uzak görünecekti. Liam'ı biraz tanıdıysam, şuan Alexis'in yanına yerleşmek ile çocuklardan ayrılmak eylemleri arasında sıkışıp kalmıştı.

"Bende benimle New York da yaşamasını isterim.. Ama.." Anladığımı gösterircesine kafa salladım. Çocuklardan ayrılmasını istemiyordu. "Sanırım ayrılacağım.. Aklının bende kalmasını istemiyorum" diye mırıldandı. Ayrılmak kelimesini duyduğumda, gözlerimi büyültmüş ciddi olup olmadığını anlamaya çalışıyordum.

Yaşlarla dolmuş gözlerini kaldırdı ve bana baktı.

"Üzülmesini istemiyorum" İçim parçalanırken Alexis'in kafasını göğsüme yasladım ve sessiz başlayan ağlamasının hıçkırıklara dönmesini dinledim.

Mrs. Malik (Zayn Malik Fan Fiction)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!