M/2-13

1.9K 91 21

Merhaba arkadaşlar küçük bir duyuru paylaşmak istedim. Gönderdiğiniz hikayeleri değerlendirmemi istemeniz çok hoş. Kendimi yetersiz sayıyorum bu konuda ama elimden geldiği kadar vakit bulup okuyup değerlendirmeye çalışıyorum. O yüzden sıra size gelene kadar sabr etmenizi rica ediyorum. İyi okumalar..))

*** (multimedia'da beğendiğim bir çalışmam var)

Koltukta uzanıp tavana dikkatle bakarken düşüncelerim başka boyuttaydı aslında. Daha sekiz'ine yeni basmış olsa da ağır şartlar da çalışıyor, eve para götürüyordu. Ben onun yaşlarında hiçbir şeye dert yanmadan sokakta arkadaşlarımla oynuyordum. Yaşadığım gece o kadar ağır çökmüştü ki içime tekrar tekrar sardırıyordum en başa.

Adının Hakan olduğu çocuğu evine bırakıyordum fakat asıl amacım başkaydı. Arabayla geçtiğimiz yerler uçuk dökük bina ve sokak duvarlarından ibaretti. Arabam lüks değildi fakat oranın yanında öyle kalıyordu. Haliyle geçtiğimiz yerlerden bakışları üzerimize çekmiş oluyorduk. Vardığımız evin de bu döküntüden kalır yanı yoktu.

Hakan'ın annesiyle konuşmamız umduğum gibi olmamıştı aslında. Her türlü yardımını reddederek bir an önce uzaklaştırmaya çalıştı. Oraya tekrar uğrayacaktım çünkü ortada berbat bir durum vardı. Hakan, okuması gerekirken çalıştırılıyordu.

Kapıdan gelen tıkırtılar yüzünden düşüncelerim bölündüğünde ayaklandım. Gereğinden uzun çeken sesler yüzünden göğsüme bir korku yerleştiğinde yavaş adımlarla kapının önüne geldim. Kapı aniden açıldığında irkilerek geri çekildim fakat beklediğim kişi hırsız olacakken Mert olmuştu.

Hafif eğilmiş bir eliyle de kapıyı tutarken çatık kaşlarla bana bakıyordu. "Mert?!" Dedim hayretler içine yerimde donarken. Koşarak boynuna sarıldığımda ne onun geleceğinden haberdardım ne de o benim bu saatte uyanık olduğumdan. O kadar sıkı sarılmıştı ki nefesim kesilir gibi oldu bir an.

Her zamanki gibi soğuğu sindirmişti kıyafetlerine fakat üşütmüyordu. Kısa süre sonra burnuma alkol kokusu geldiğinde geriye çekildim. Dengesini kaybettiğinde tekrar sarılmak zorunda kaldım.

"Senin uyuman gerekiyordu" homurdandı kendi kendine. Omuzunun üzerinden baktığımda Sinan'ın arabasının uzaklaştığını gördüm.

Ben hâlâ şaşkınlığımı korumaya devam ediyordum. İlk kez eve böyle geliyordu. "İyi misin?" Diye sordum gözlerine baktığımda. Kısa süre oradan geçen bir duygu yakalamıştım fakat anında yok oldu. "İyiyim, anlaşmanın şerefine küçük bir kutlama yaptık."

Kolunu omuzumdan atarak bir elimle de beline sarıldım. "Çok küçükmüş," dedim kendi kendime. Koltuğun yanına kadar güçlükle taşımıştım fakat bir an ikimiz de koltuğa yuvarlandık. Doğrularken sinirle ona baktım. "Özür dilerim" dedi sanki başka bir şey için diliyor gibi. İçimdeki endişe git gide büyürken soruma cevap bekliyordum. "Mert, neler oluyor?"

Eliyle yüzünü sıvazlayarak sessizliğini korudu. Uyumaya çalıştığını farkettiğimde uyumadan neler döndüğünü öğrenmem gerekiyordu. "Mert kötü bir şey mi oldu?" Yarı baygın gözlerini açarak gözlerime baktı. Sanki bu sırrı bilmiyormuşum gibiydim. Merakım daha da artarken göğsüne yasladığım avuç içimin altında kalbinin hızlı attığını farkettim. "Neden öylece öldüğünde ben bir şey yapamadım?!"

Gözlerim şaşkınlıkla açılırken "kim?" Diye sordum bağırarak. Çoktan gözlerini kapatarak uykuya daldığında omuzlarından silkmeye başladım. "Mert kim öldü?" Sorum yanıtsız kaldığında telefonuma uzandım. Titreyen ellerimle şifreyi çözmeye çalıştığımda gözüm tarihe kaydı. Elim öylece havada kalırken Ceren'in ölüm yıldönümü olduğunu hatırlatan bildiri ekranda belirmişti. Telefonumun ekranı söndüğünde yavaşça yere çöktüm.

Örümcek Ağı |2Where stories live. Discover now