|| 12. Bölüm ||

2K 226 286

   İyi okumalar!

~•~  

   Soğuktan titreyen sıska bacaklarımın etrafına sardığım kollarımı daha da sıkıştırdım ve deminden beri aralıksız akmakta olan gözyaşlarımı dizlerime silip burnumu çektim. Mikasa'yı arayalı yarım saatten fazla süre geçmişti sanırım, ve hala görünürlerde kimse yoktu. Benim evim bile şehre oldukça uzaktı ve ben evimden de öteye gitmiştim; çabucak gelmelerini beklemem saçmalık olurdu.

   Mikasa tek gelmiyordu, bunu biliyordum.

   Ne gibi bir cesaretle Alfa'nın tekine kendimi emanet edeceğimi bilmiyordum. Abisi üzerimde anlamsız bir güven uyandırmıştı, belki de bu bir hataydı ama şu anda kuruntu yapamayacak kadar boktan bir durumdaydım.

   Asıl sorun ise, yalanımın ortaya çıkacak olmasıydı.

   Eziğin teki olduğumu öğreneceklerdi.

   Titremem daha da şiddetlenirken sesli bir hıçkırık kaçırdım, o kadar ağlamış ve yorulmuştum ki, gözlerimi açık tutarken zorlanıyordum, şakaklarımda kuvvetli bir ağrı, karnımda ise ortadan ikiye yarılıyormuş gibi hissetmeme neden olan bir sancı vardı.

   Bir süre daha tüm yorgunluğuma karşı koymaya çalışarak oturdum, altımdaki zemin iyice üşümeme sebebiyet veriyordu. Batmakta olan güneşin sıcaklığı yerini sert bir ayaza bırakmıştı ve bu durumu daha da kötü yapıyordu, tenimi ısıran soğuk rüzgar yüzünde sıtma tutmuş gibiydim.

   Gözlerimi kapatarak alnımı dizlerime bastırdım ve amaçsız bir biçimde ileri geri sallanmaya başladım. Vakit geçmiyor, bu sıkıntılı dakikalar bitmek bilmiyordu adeta. Ve bu bitmek bilmeyen dakikalara karşı benim cılız bedenimin yorgunluğu, yenik düşmek üzereydi.

-Yazar-

   Ufak bir spor araba, batan güneşin karaya bürüdüğü rengi eşliğinde kaldırım kenarına doğru yanaşırken; yere doğru sere serpe yığılmış olan minik beden milim kıpırdamadı. Araba durduğunda ilk önce endişeden yüzü kireç gibi olmuş Mikasa, ardından da en az onun kadar endişeli olmasına rağmen suratı ifadesiz olan Levi indi.

   Mikasa'nın endişeli yüzü, yerdeki oğlanı gördüğü anda dehşetin daha da farklı bir tonuna bürünüverdi. Çünkü onu ilk defa bu denli hırpalanmış, zayıflamış görmüştü. Önceden de dokunsa kırılacak gibi duran bedeni sanki mümkünmüş gibi daha da incelmişti, bir de üstüne elleri, suratı, boynu, her yeri korkunç morluklarla doluydu. 

   "Uh..." Mikasa, genç oğlanın yanına doğru çökerken ağabeyine doğru baktı. 

   Her daim ifadesiz yüzünü koruyabilmeyi başarmış olan Levi'ın suratı, apaçık bir biçimde sergiliyordu hissettiği duyguları. Kaşlarının ortasında büyük bir kırışıklık oluşmuştu dehşetini yansıtırcasına; bayık bakışlı gözleri sonuna kadar irileşmiş ve dudakları bir çizgi halini almış, sıkıca birbirine bastırılmıştı.

   "Arabaya geç, Mikasa."

   Onun kesin emrine karşılık, ne kadar isteksiz olsa da kızın bedeni harekete geçti ve arabaya doğru ilerledi. Levi daha fazla olduğu yerde beklemeden seri hareketlerle Eren'in yanına ilerleyip yere doğru çöktü, onun soğuktan buz gibi olmuş yanağını hafifçe okşadıktan sonra üzerindeki ceketi çıkarıp, minik bedenin üzerine koydu.

   "Yaşadığı acıların bir insanı bu denli güzel kılması, nasıl bir adaletsizlik?"

   Mırıltısı, kimseden cevabını alamadan boşlukta kaybolurken Levi oğlanı dikkatle kollarına aldı. Tüy kadar hafifti, minik bedeni. Arabaya doğru yöneldiğinde Mikasa arka kapılardan birini açarak Levi'ın Eren'i içeriye doğru dikkatle yatırmasını izledi. 

Dear Diary || RirenHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin