♧ Bölüm - 11 ♧

29.7K 2.2K 132
                                    



Hayatında hiç bu kadar öfkelendiğini hatırlamıyordu. Öfkesinin tam olarak sebebi kendisimiydi yoksa onu aptal yerine koyan Duygu muydu emin değildi. Emin olduğu tek şey öfkesinin her geçen saniye daha çok arttığıydı. Ve Duygu'yu bulduğu an öfkesini ona kusmaktan büyük bir mutluluk duyacağı gerçekti.

Ona haber vermeden Duygu'yu gönderen korumalarının zaten canını okumuştu ama sakinleşemiyordu bir türlü. Oysa istediğini yapmıştı kız. Onu bu evden göndermeyi isterken şimdi onun gidişini kabullenemiyordu. Kafayı yemek üzereydi. Hayatına giren o saf kadınla her şey bir anda tepetaklak olmuştu.

Demir'in yanına gelmesi ile bütün öfkesini ona doğru yöneltti.

"Nerede olduğunu bulamadım deme sakın!"

"Evinde Aslan."

Evinde olması şaşırtmıştı. Kaçıp gitmesini beklerken onu rahatlıkla bulabileceği evinde olması gerçekten garipti.

"Gidelim hemen," diyerek arabaya doğru yöneldi. Demir'in sürücü koltuğuna geçmesi ile hemen yan tarafa geçti. Bir an önce Duygu ile yüzleşmek istiyordu. Onun saçma sapan bahanelerini dinlemek ve daha sonrasında belki... Belki öpebilirdi ceza amaçlı! Tabii kendisi için de ödül olarak.

Arabanın eski bir apartmanın önünde durması Demir'e çevirerek bakışlarını "Sen burada kal!" dedi ve arabadan inmeden önce daire numarasını aldı.

Apartmana girdiğinde burnuna dolan rutubet kokusu ile kaşları çatıldı. Hemen girişte bulunan Duygu'nun dairesinin zilini çaldığında biraz olsun rahatlayabilmişti. Kapıyı kimse açmamıştı fakat onun evde olduğundan emindi. Bir kez daha zile basarken tehdit içeren sözlerini sakınmadı.

"Duygu o kapıyı hemen aç! Bana kırdırma!"

Kapı yavaş bir şekilde açıldığında olabildiğince öfkeli görünmeye çalıştı lakin karşısında gördüğü kadın ile öfke bir yana gitmişti. Gözlerini çekemeden ona bakıyordu. Turuncu bir kadına ancak bu kadar yakışabilirdi.

"Aslan Bey..." diyen Duygu'nun sesiyle biraz olsun kendini toparlamayı başardıktan sonra bir şey söylemeden evden içeri girdi. Kendi yatak odası büyüklüğünde olan evde bir an ne yapacağını şaşırdı. Duygu'nun bu kadar zor bir hayatı olduğunu bilmiyordu. Dar olan koridoru neredeyse boyu ve cüssesiyle kapladığı için genç kadına çok az bir yer bırakmıştı. Yüzünü ona doğru çevirdiğin de onun kapıya yaslanmış olduğunu gördü.

"Burada ne işin var?"

Duygu sorusu karşısında birkaç saniye sessiz kalsa da en sonunda bakışlarını adamın bakışlarıyla buluşturdu.

"Burası benim evim."

"Benim evimde çalışıyorsun."

"Çalışıyordum, artık çalışmıyorum."

Sakin kalmak adına birkaç kere derin nefes aldı ve kendisine dişi bir savaşçı gibi baş kaldıran Duygu'ya baktı. Şu an aslında ne hesap sormak istiyordu, ne de cevap almak. Şu an sadece bu kadının dudaklarında kaybolmak istiyordu. Ve istediğini yapacaktı. Yavaş adımlarla aralarında ki mesafeyi kapattı. Onun her adımıyla Duygu'nun bedeninde ki titremenin arttığının elbette ki farkındaydı. Aralarında çok az bir mesafe bırakınca durdu ve bir süre bir şey söylemeden kendisine bakan gözleri izledi.

"Ne? Ne bakıyorsun?"

"Sence?"

Bir anda Duygu'nun gözleri büyümüş, elleri adamın göğsünü bulmuştu. İtmek için koyduğu eller öylece kalırken, Aslan daha fazla yaklaştı. Dudaklarını dudaklarına sürterken aklındaki son mantık tanesinin de silinip gittiğinin farkındaydı. Bu tat... Bu kadın. Kahretsin! Duygu'nun karşısında arzularına yenik düşen zavallı bir adamdan başkası değildi ve bu durumdan şikâyetçi bile değildi. Aksine hoşuna gidiyordu.

Ateş BöceğiHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin