Ekrandaki yazıdan emin olabilmek için, gözlerimi kapatıp tekrar açtım. Hatta asla yapmam dediğim şeyi bile yaptım; kendimi cimcikledim. Bir rüyada gibiydim. Hayır hayır, rüyalar güzel olur. Bu kabus. Düpedüz kabus. Kendime gelmeye çalışıyordum ama olmuyordu. Ekrana kilitlenmiş bir şekilde bakıyordum. Şok dedikleri bu olsa gerek.

"Sanırım güvendiğin dağlara kar yağdı, Brooke" dedi sakin, oldukça sakin bir sesle. Yutkundum. Gözlerimde biriken yaşlara aldırmamaya çalışarak:

"Peki ama neden ?.." diye mırıldandım "Benim onu sevdiğim kadar beni sevmiyor muydu ?" Jon yanıma oturup bana sarıldı. "Gözlerini açma zamanı gelmedi mi artık ? Üzgünüm ama o sana değer vermiyor" Dişlerimi sıktım. Kalbimde bir acı hissettim.

"Hayır ! Zayn beni seviyor !" Jon sırtımı okşadı.

"Seviyor, evet. O yüzden sen burada acı çekerken o başka birisiyle gülüyor !" Hayır ! Yalan bunların hepsi ! Yalan ! Ben sadece bir kabustayım. Birazdan hepsi geçecek. Eminim.

Hayır, değilim. Kendimi kandırıyorum.

"Zayn'i arayıp bunu açıklamasını isteyeceğim" dedim tek nefeste. Jon, gözlerini yavaşca kapattı.

"Bu kadar mı gurursuzsun Brooke ?" Yüzüme bir tokat yemiş etkisi yaratan bu cümleyi uzun uzadıya tartmam gerekiyordu.

Bu kadar gurursuzdum ?

"Baksana Jon, neden birlikte bir yerlere gitmiyoruz ? Eğlenmek ve bu kötü atmosferden uzaklaşmak için" Jon büyüleyici bir gülümseme ile bana karşılık verdi "Olur, prenses" Dudağını ısırdı ve zafer kazanmış gibi gülümsedi.

"Bavulunu topla bebeğim"

****

"Ya baba ! Bunu oynamayı bildiğine emin misin ?" Babam kahkaha attı

"Karşında kırk yıllık badminton oyuncusu duruyor, hah. Biliyormuymuşum. Kurallarını ben koydum, ben !" Çardakta bizi izleyen, annem ve Gwen kahkahayı bastı.

"Kuralları sen değilde, J.L. Baldwin koymuş olmasın, babacım" Babam gözlerini kısarak bana baktı

"Oynamıyorum, kuralları koyan bay Baldwin ile oynayın o zaman." diyerek çardağa geçip oturdu. Annem "Bak küstürdün babanı, kızım. Kız gibi küstü baksana" Ve sonra gür bir kahkaha daha geldi. Babam sürahiden kendine meyve suyu doldurdu ve "Farkındaysanız kızların arasında kala kala böyle oldum. Başka erkek yok ki burada ! Ah ah, damadım burada olsaydı bana eşlik ederdi. En azından karşılıklı rakı içebilirdik !" Yutkundum. Annem ve Gwen aynı anda babamı dürtmüşlerdi.

Zayn burada olsaydı, babamla rakı içebilirdi, değil mi ?

Babam toparlamaya çalışarak hemen "Tabii ki Niall'dan bahsediyorum." diye söylendi. Herkes Niall'ın rakı içmedigini bilir.

"Ben..bavuluma son bir kez göz gezdireyim en iyisi" diyerek içeri kaçtım.

Acıya son vermem gerek.

Umursamamam gerek.

Gerekli olan herşeyi yapmam gerek.

Kapım açıldı. Gwen yavaşca içeri girdi. Kapıyıda yavaşca kapattı ve çalışma masamın yanına dikildi.

"Konuşmak istediğin birşey var gibi ?" Bunu söylerken çalışma masamdaki çiçek demetiyle oynuyordu

"Hayır, yok" Gözlerini devirdi. Onun gözlerini devirmesine bende gözlerimi devirdim. "Bugün Alexis ile hiç konuştun mu ?"

Mrs. Malik (Zayn Malik Fan Fiction)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!