3-Yoksa aşık mısın?

6.7K 300 25

Kahve... Şu günlerde yegane dostum, sırdaşım ve en önemlisi uyku açıcım. Son 10 gündür fazlasıyla yoruluyorum. Dosyalar canımı çıkarıyor resmen. Benim anlamadığım bu kadar dosya nereden türüyor? Ben bitirdikce Merve yenisini getiriyor. Tam 'Ohh' diyorum 'Biraz dinlenebilirim.' pat yeni dosyalar. Böyle şeyler filimlerde olur sanırdım. Ama gerçek hayatta da olabiliyormuş. Ben de canlı örneğiyim. Çektiğim eziyet tıpa tıp aynı. Yine de ara verdim. Biraz dinlenmek benim de hakkım. Kahvemi elime alıp kalktım oturduğum yerden. Odamda ki boydan boya camın önüne geçtim manzarayı seyrediyorum. Buranın tek iyi yanı bu manzara işte. Tüm İstanbul ayağımın altında. Akşamları ışıklar yanınca daha güzel oluyor. Şu sıralar bir çoğu kez akşama kaldığım için -10 günün 5 gününde kaldım- akşam manzarasını da biliyorum. Akşam demişken mesai bitimine az kaldı. Dosyaları biran önce bitirmem lazım. 2 dakika keyifte yok! Off off!

Hemen oturdum yerime. Kahvemde bitmişti zaten. Ben daha yeni dosyanın başına geçmiştim ki kapım çalındı.

İçimden 'Yine ne var Merve?' diye azarlamak geçsede kendimi tuttum.

"Gir."

Dedim sakince. Hayret gelen Merve değil Emre. O da dağılmış görünüyor. Kravatını neredeyse yarıya kadar açmış. Saç desen iyice karışıp dağılmış.

"Dağılmışsın dostum."

Dedim hafif alaylı ama daha çok üzgün bir ses tonuyla. Nede olsa bende onunla aynı durumdayım. Anlıyorum halini.

"Sorma ya alışamadım şirket ortamına. Asilik varken kanımda buralarda sürünüyorum resmen."

Deyip masanın önünde ki tekli koltuklardan birine oturdu. Kendini attı desem daha doğru olur.

"Oğlum senin tek sorunun şirkete bağlanmak. Ya ben ne yapayım? Arkası kesilmeyen dosyalarla uğraşıyorum."

Deyip elimde ki dosyayı havaya kaldırdım. Sonra da salladım.

"Harbi abi birde o eziyet var sende."

"Yaa."

Dedim bilmiş bir ifadeyle. Bir yandan dosyayı okuyup bir yandan Emre'yi dinliyorum.

"Bir şey diyeyim mi? Türk filimlerinde ki başrollere benzedin iyice. Hani zengin ve şımarık oğlanı babası yola getirmek için ya sıfırdan başlatır yada dosya işlerini

ona yıkar ya o filmler."

Deyip güldü Emre. Bende sırıttım ona.

"Onu demin bende düşündüm abi. Oradaki başrollerle kaderimiz bir. O filmlerde ki başrollerden tek farkım şımarık ve aşık olmamam."

Deyince, Emre'nin yüzünde pis bir sırıtma oluştu.

"Şımarık olmadığın doğru. Biraz asilik var ruhunda. Oda benden bulaştı gerçi."

"Ee ne demişler; körle yatan şaşı kalkar. Senle takıla takıla asileştim."

"Ellerime sağlık. Peki ikincisine gelirsek..."

"İkincisi?"

Dedim şaşkın şaşkın. Ne diyor bu çocuk?

"Aşk... Hani ordakiler gibi sonradan sevdalandıysan onu bilemeyeceğim. Varsa söyle."

Deyip gülümsemesini genişletti. Lafı buraya getireceğini yüz ifadesinden anlamalıydım.

"Nerden çıktı şimdi bu?"

"Bir yerden çıktığı yok laflıyoruz burda."

"Aslında... Evet kalbimin bir sahibi var."

CAN SUYU'M (Tamamlandı)Where stories live. Discover now