Odamda, kulaklarımla kurduğum, huzur ülkesinde yaşamına devam ediyordum. Kulaklıklarımı çıkarınca, o iğrenç dünyaya döneceğimi bildiğimden, çıkarmak istemiyordum. Hayatımı askıya almış gibi hissediyordum. Evet, tam anlamıyla buydu.

Askıya alınmış bir hayat.

1 hafta olmuştu. O günden sonra. Odamdan neredeyse hiç çıkmadım diyebilirim. Belki de depresyon belirtileri gösteriyorum. Belki depresyondayım. Hatta belki fazla. Depresyondayım. Bu zor zamanlarımda, hic ummadığım kişi her zaman yanı başımdaydı. Jon. Her ihtiyacım olduğunda Jon her zaman benim için buradaydı. Ona minnetler borçluyum. Ona olan borcumu nasıl ödeyeceğimi bilmiyordum. Teşekkür edip geçiştirmek için uzun bir geçmişimiz vardı. Kulaklıklarımı çıkarttım ve gözlerimi odada gezdirdim. Aşağıdan gelen seslere kulak vererek Jon'ın geldiğini anladım. Kısa bir süre sonra da Jon kapıyı çalıp içeri girdi. Gülümsedim. Jon'ın elindeki beyaz karanfiller bana dejavu yaşattı. Zayn'de bana beyaz karanfillerden oluşan bir demet çiçek almıştı. Yaşadığım en mükemmel anlardandı diyebilirim.

Koşarak kapıya doğru ilerledim. Hissettiğim heyecan davranışlarımı gerçekleştirmemi zorlaştırıyordu. Kapıyı açtığımda bir demek beyaz karanfil ile yüz yüze geldim. Dişlerimi göstererek gülümsedim. Ve demeti Zayn'in yüzünden çektim.

"Oh, bayım.. Bu çiçekler harika.." Zayn kollarını belime doladı ve kulağıma fısıldadı

"Burada harika olan tek birşey var, o da kollarımın arasında duruyor" Pişmiş kelle gibi sırıttım.

"Nedense bir an 'aynaya baktığımda hergün onu-mükemmel olan şeyi- görüyorum' falan diyeceğini sandım" dedim gülerek. Zayn belimdeki ellerini biraz daha bastırdı ve hala kulağımın dibinde olan dudaklarından fısıldadı "Bazen doğru söylemek gerekiyor. Bazen, gerçekten dürüst olmak gerekiyor." Saçlarımla oynamaya başladı "Bazen seni kızdırmamak gerekiyor" Dudaklarıma bir öpücük kondurdu. "...meleğim"

Gözümdeki yaşları silerek, bana şaşkınca bakan Jon'a gülümsemeye çalıştım. Elindeki beyaz karanfil demetini işaret ederek "Teşekkür ederim ama ben karanfil sevmem. Düşünmen bile beni mutlu etti, gerçekten" Jon demeti çalışma masama koydu ve yatağa oturdu "Öyleyse bunlarda mutluluk göz yaşları" Bu cümleyi kurarken yanağımdaki yaşları elinin tersiyle silmişti. Yanağımdaki elinden kurtularak "Ah, bazen çok zeki oluyorsun seni şapşal" diye söylendim. Jon hareketsizce bir süre bana baktıktan sonra "Zayn, değil mi ? Canını yakıyor ama sen hala ondan vazgeçmiyorsun. Hala geri döneceğini bekliyorsun. Niye ?! Ben söyleyeyim; koca bir hiç uğruna bekliyorsun ! Sen burada göz yaşlarını tüketirken, o orada gününü gün ediyor ! Uyan artık ! Uyan !" Jon'ın sinirlenince kırışan, alnını dikkatle inceledim. Ciddiydi. Aman Tanrım. Ciddiydi.

"Zayn geri gelecek ! Hatasını fark edecek ! Beni özleyecek !" Bunları söylerken inanıyordum. İnancım tamdı. Jon acı bir şekilde güldü ve laptop umu aldı. Ne yani bu şekildeyken birde laptop la mı ilgilenecek. Jon laptop u bana çevirdi ve sert bir ses tonuyla "Oku !" diye emretti resmen. "...bayan herşeye-rağmen-inancını-yitirmeyen " Nasıl oluyorda bana emir verebiliyor ! Bana sadece Zayn emir ve- Ah, dur biraz o bile bana emir veremez ! Söyleyeceklerimi kurgulamış Jon'a dönmüştüm ki laptop umun ekranındaki haber, nefes alışımı durdurdu. Tam anlamıyla nefes alışım durmuştu.

"Şok şok şok ! Zayn Malik, flörtüyle görüntülendi"

Mrs. Malik (Zayn Malik Fan Fiction)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!