Bölüm 36

298 35 23

Kısıklaştırılmış ışıkların altında belli olmayan harita yazılarını okuyabilmek için asasından ufak bir ışık çıkartmanın kimseye zararı olmazdı. Yorganın altına girip ışığın, perdenin diğer tarafına yansımasına engel oldu. Sihirli kelimeyi mırıldanmak için dudaklarını ıslattı ve derin bir nefes aldı. Asadan ufak bir ışık çıkartmak asla bu kadar zor olmamıştı.

"Lumos." diye fısıldadığında yorganın altı görebileceği kadar aydınlanmıştı.

Boğazını temizledi, işler zorlaşıyordu. Yattığı yerden dizlerinin üzerindeki parşömen parçası bomboş gözüküyordu. Asla amacının bu denli dışına çıkmayan harita, eskimiş yüzüyle sanki Scorpius'a durmasını söyler gibiydi. Bu yeniden kafayı yediğini düşünmesine sebebiyet uyandırırken iç sesine kulak asmamayı denedi. Asasını bu sefer parşömene doğrulttu.

"Bütün ciddiyetim üzerine yemin ederim ki... Ah. Merlin!" dedikten sonra iç geçirdi.

"Bütün ciddiyetim üzerine yemin ederim ki hayırlı bir şey düşünmüyorum."

Tüm yazılar parşömen üzerinde belirirken sayfaları açtı ve teker teker bakındı. İlk önce Slytherin'deki yatakhanesine baktı. Herkesi yerinde görünce içini huzur kapladı. Uyuyorlardı. Hufflepuff yatakhanesini es geçmişti. Diğerlerinde her şey yolunda gözüküyordu. Ravenclaw Ortak Salon'u dolu sayılırdı ve büyük ihtimal kitap okuyanlar kendilerini kaptırmıştı. Gülümsemeden edemedi. Her şeyden habersiz olmak ancak bu kadar güzel olabilirdi dedi içinden. Gryffindor erkekler yatakhanesinde ise istediği isimleri yatağında görebiliyordu. Gözü istemeden de olsa sonunda bakmak istediği yere ulaşmıştı. Gryffindor kızlar yatakhanesi.

İlk bakışta bulamadı, ardından teker teker isimleri okudu. Bulamadı. Yorganın içinde dizlerinin üzerine oturdu ve haritayı yatağın üzerine serdi. Aceleyle Ortak Salon'u ve yatakhaneleri resmen gözleriyle tararken Rose Weasley adını bulamadı. Telaşla kütüphaneye oradan da bahçeye ve gidebileceği koridorlara baktı. Bulamadı. Kalbi korkudan kulaklarında atıyordu. Nefesi hızlanmaya başlamıştı. Gecenin vakti herkes uyurken bu kız neredeydi?

İçinden dualar ede ede baktığı yerlere dikkatle bir kez daha baktı, yeniden baktı, en başından baktı.

Tam da haritanın bozulduğunu düşünürken gözüne bir kıpırdanma ilişti. Bir süpürge dolabının içinde. Hayır, ulaşım için kullanılan değil, temizlik amaçlı kullanılan süpürgelerin olduğu dolabın içinde.

Bu kız orada ne yapıyordu gece vaktinde?

Daha fazla kendine soru sormadan Hastane Kanadı'nı ve etrafını kontrol etti. Şimdilik boş gözüküyordu. Acele ederse kaçabilir, kimseye gözükmeden geri dönebilirdi. Başka bir hastanın öksürüp aksırma seslerine katlanamayacaktı. En azından bunu bahane edebilirdi. Rose'u görmeye ihtiyacı vardı. Utanıyordu, evet. Fakat isteyerek yapmamıştı hiç bir şeyi işte bu yüzden teselli vermek Scorpius'un göreviydi.

"Muziplik Tamamlandı." diyerek haritayı sildi, katlayıp hastane pijamasının ön cebine koydu ve asasındaki büyülü ışığı söndürdü.

Yatağına biraz doluymuş süsü verdi gece su koyan bir şifacı olur diye. Asasını da pijamasının beline soktu. Ardından sessiz adımlarla perdesini aralayıp tekraren etrafına göz gezdirdi. Kimseyi görmeyince olduğu kadar sessiz, olduğu kadar hızlı bir şekilde kapılara ilerledi, aralayıp koridorda koşmaya başladı. Ayaklarındaki sıcak polar çorapları, ayakkabısını giymediğini hissettirmiyordu bile.

O an daha çok meşguldü. Gidebildiğince hızlı bir şekilde Gryffindor merdivenlerinin altındaki süpürge dolabına ulaştı. Nefes nefese kalmıştı. Yutkunurken kuruyan boğazına ve ısınan yanaklarına aldırış etmeden elini dolabın koluna koydu. Tam açacaktı ki içeriden gelen bir burun çekme sesi kalbinin sızlamasına sebep oldu. Ağlıyordu. Hem de kendinin neden olduğu bir olay yüzünden.

Son VarisBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!