~Brooke'dan devam~

Güven dolu adımlarla bara doğru yöneldim. Zayn içeri kolayca girdiyse, pekala bende girebilirdim. Yani ondan bir eksiğim yoktu. Tabi biyolojik özelliklere girmeden bakarsak. Bende barlara, gece kulüplerine gidiyordum. Buraya daha önce hiç gelmemiş olmam bana bir dezavantaj sağlayacaktı. Ama umarım büyük etkili bir dezavantaj olmazdı. Görevlinin yanına ulaştığımda, bir gülümseme oluşturdum yüzümde.

"Hey, ahbap" Tamam, biliyorum. Bu argoca oldu. İçeri girmek için, adım attığımda görevli koluyla beni engelledi.

"Bir yere mi gidiyorsunuz ?"

"Evet, içeri giriyorum"

"Yaş sınırı var." dedi soğuk bir ses tonuyla.

"Ben 18 yaşındayım!" dedim aniden. Yani resmi olarak 17'yim. Ama bu önemli değil. Görevli hunharca güldü ve

"Tamam, geç bakalım. Ama soran olursa, içeri seni ben almadım" Güldüm

"Teşekkür ederiim" İçeri girdiğimde ilk işim etrafa bakınmak olmuştu. Doğrusu içeri bu kadar kolay girebileceğimi tahmin etmiyordum. Demek ki beklediğimden daha inandırıcıydım ki Kendimle gurur duyuyorum. Bar tıklım tıklımdı. E saatinde gece yarısına yakın olduğunu düşünürsek, bu kalabalık oldukça normaldi. Zayn'i kaybetmiştim.

Nerede olabilirdi ?

Ben Zayn olsam nereye giderdim ? Of, elbette ilk önce birşeyler içerdim.

Empatime dayanarak, içkilerin bulunduğu köşeye ilerledim. Yanılmamıştım. Zayn oradaydı. Beni görmesini engellemek için, aramıza birkaç kişinin oturmasına izin verdim.

Bir tekila istedim. Buraya gelmişken, içmemek mi ? Oh, noo. Küçük küçük yudumlarla, tadını çıkarmaya başladım. Bu sırada da Zayn'i göz hapsinde tutuyordum. Yanına sarışın bir kız yaklaştı. Zayn ilk başta hiç oralı olmasa da, kız birşey sorduğunla cevaplamak için ona döndü. Konuşmaları kahkahaya dönüşürken, kıskançlık kotamın dolduğunu hissediyordum. Bir tekila daha istedim. Sarışın kız, masanın üzerine çıktığında barın büyük bir kısmı ona adapte olmuştu. Kız kalçasını sallamaya başladığında, bardağı kırılacak derecede sıkmaya başladım. Pis Sürtük !! Ne olduğunu anlayamadan kız Zayn'in kucağına atladı. Bu kadar yeter ! Tabureden kalkıp, oraya yöneldiğimde Zayn kızı kucağından indirdi. Yüzü sinirli bir hal almıştı. Geride kalıp, izlemeye başladım. Zayn kıza sinirle birşeyler söyledikten sonra kız onun yanından ayrıldı. Zaferle gülümsüyordum ki, kız tekrar geldi ve Zayn'in yanına oturdu. Kafamda herşey hızla dönmeye başladı. Tabureme tekrar dönüp, bir tekila daha içtim. Ve hızla Zayn'in yanına gittim. Sol tarafındaki boş tabureye oturduğumda beni fark etti.

"Zayn" Kahkaha attım.

"Sana benden uzak durmanı söylemiştim"

"Sürtüklerle daha güzel eğlenebilmen için mi ?" Gözlerini kısıp, beni süzdü. İğrenme ifadesi yaparak

"Sen sarhoş musun ? İnan, sarhoş halini hiç çekemem" Tabureden kaltığında kolunu tuttum "Gitme. Zayn gitme." Zayn bana garip bakışlar attı ve "Neden bu kadar dert ediyorsun ki ? Bir oyun daha yapar, sana olan öfkemi dindirirsin. Zaten bu konuda oldukça başarılısın." Gözlerimin dolduğunu hissettim. Zayn kolumdan kurtulup, barın diğer köşesine gitti. Beni orada öylece bırakarak.

Ne yapacağımı bilmiyordum. Ama ne yapmayacağımı da biliyordum. Pes etmeyecektim. Yumruklarımı sıkıp derin derin nefes aldım. Telefonum titremeye başladı. Ekranda gördüğüm isimle, sıkıntıyla üfledim. Açmak istemesem de, açmak zorunda olduğumu biliyordum.

"Hey"

"Hey, hala meşgul musun ?" Sayılır.

"Hayır"

"O zamaaan, dur biraz. Sen iyi misin ? Sesin kötü geliyor."

"Değilim. Kahretsin. İyi değilim Jon." Sesimdeki hüzünlü tonu fark edebilmesini umdum.

"Neredesin ? Seni almaya geliyorum." Barın ismini verdim. Son bir kez daha Zayn'e baktığımda yanındaki garsonla keyifli keyifli birşeyler konuşuyordu. Kız garsonla. Bu manzaraya daha fazla dayanamayacağımdan, bardan koşar adımlarla çıktım. Beş dakika dolmadan Jon, kapıda bitivermişti. Arabaya binince ilk işim ona sarılmak oldu. Şu zor zamanlarımda her zaman benim yanımdaydı. Ona gerçekten minnettardım.

"Jon..." Jon gözünü yoldan ayırmadan "Hımm ?.. " diye cevapladı beni. "Teşekkür ederim. Herşey için." Jon kafasını bana çevirdi "Bunları sen teşekkür et diye yapmıyorum. Sana değer verdiğim için yapıyorum, Brooke. Sana değer veriyorum. Sandığından daha çok" Bu sözlere nasıl karşılık vereceğimi bilmediğimden öylece susup kaldım.

~ 1 Hafta Sonra ~

Jon'ın Gözünden

Geçen bir hafta boyunca, Brooke eriyip gidiyordu. Günden güne halsizleşiyor, daha bitkin düşüyordu. Zayn grubuyla birlikte, turlarına devam etmeye başlamıştı. Zayn'in Brooke'un düştüğü halden haberi yoktu tabi. Zayn Brooke'u umursamıyordu. Brooke'u umursayan, tek erkek -babasından sonra- bendim. Sabah akşam Brooke'lardan ayrılmıyordum. Ona birşey olacak diye çok korkuyordum.

Zile bastım. Susan kapıyı açtığında gülümsedi.

"Ah, Jon.. Sana bir anahtar vermemiz gerektiğini düşünüyorum" Gülümsedim. Susan'ı, Joe'yu ve Gwen'i kendi tarafıma çekmiştim. Geriye bir tek Alexis kalmıştı. Ve tabi ki Brooke. Ailesi bile beni isterken, Zayn'in hiç şansı olmayacaktı. Bu aptal küslükleri benim için bir avantaj sağlamıştı. Brooke çok yakında bana gelecekti. Benim olacaktı. Kafasından Zayn'i söküp atmama çok az kalmıştı. Her fırsatta Zayn'i dibe çekiyordum. Ve bunu yapan sadece ben değildim, annesi, babası hatta Gwen bile benim için çalışıyor denebilirdi.

Brooke yakında benim kollarımda uyuyacaktı.

Yakında..

Çok yakında...




Selaaaaam :D Uzun yazmaya çalıştım :D ama telefondan yazdığım için kaç kelime oldu bilmiyorum adjshjsaj

Şu Jon'a bakar mısınz .s.s Sen neymişsin ya ajdhsjsj

Yorum yapan herkese tek tek teşekkür ediyorum :D

I love you, my little readers :3

Mrs. Malik (Zayn Malik Fan Fiction)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!