Zayn'in arabasının arkasından gizli takibimi sürdürüyordum. Ki telefonum çaldı. Ekrana baktığımda, arayan numaranın Jon olduğunu gördüm. 

Niye arıyor ki şimdi ? 

Telefonu cevapladım 

"Jon..Seni sonra arasam ? Biraz meşgulümde.." Tamam, biraz kaba oldu. Tanrım, biraz değil baya kaba oldu. 

"Ben sadece.. Tamam" Ve telefonu kapattı. Bunu daha sonra telafi etmem gerekiyordu. Şuan ilgilendiğim tek şey; Zayn'di. Zayn arabayı durdurdu. Bende onun göremeyeceği belli bir mesafede durdum. Nerede olduğumuzu anlamaya çalışıyordum ki, buranın bir bar olduğu nihayet düşüncelerime sızdı. Kalbim hızla çarpmaya başladı. Zayn, kapıda duran adama birkaç şey söyledi ve içeri girdi.

Buraya kadar gelmişken, artık geri dönemezdim. Geri dönebilmek için çok geçti. Bu nedenle cesaretimi toplamaya çalıştım. Sırtımı dikleştirdim ve saklandığım yerden çıktım. Son derece güvenli adımlarla bara doğru ilerledim.

~Zayn'in Gözünden~

İçkinin etkisiyle yatakta sızmıştım. İçim geçti geçecekti. Gözlerimi zor açık tutuyordum. Ama nedense uyumak da istemiyordum. Kapı çalındı. Aşağıdaki her kimse zile basıp duruyor, kapıyı kıracakmış gibi yumrukluyordu. Gürültü durduğunda telefonuma mesaj-lar geldi. Bakamayacak kadar halsiz hissediyordum. Aşağı kapının açılma sesini duydum. Kısa süre sonra da merdivenlere yöneldi. Brooke'dan başkası olamazdı. Yani Niall ve Louis geldiğinde daha çok kapı kırdıkları için. Odanın kapısı açıldığında gözlerimi kapattım. Brooke -sadece bir tahmin- odada birşey yaptıktan sonra gelip yatağın diğer ucuna oturdu. Biraz bekledi -ki sanırım beni izliyordu- daha sonra ellerini saçlarıma götürdü. Evet, kesinlikle Brooke.

"Biliyor musun ?.." diye fısıldadı "..seni özledim.. Senin bana gülmeni özledim. Turdayken bile bu kadar özlediğimi hatırlamıyorum...Senin bana somurtmanı istemiyorum, dayanamıyorum...Kalbim kaldırmıyor... Yaptığım aptallığın farkındayım.." derin bir iç çekti, gözlerimi açıp ona olan öfkemi kusmamak için zor tutuyordum kendimi, ha birde ona aptal demem konusu vardı. İnsan öfkeyle ağzından çıkanları bilmiyor tabi.  "...senin de dediğin gibi, aptalın tekiyim ben." Burnunu çektiğini duydum. Ağlıyor muydu ? Ağlamalıydı. "..ama her ne pahasına olursa olsun, sana kendimi affettireceğim.. Bunu yapacağım, beni affedeseye kadar peşinde dolanacağım.." Kahkaha atmamak için kendimi zor tuttum. Demek öyle Brooke hanım. Yanağıma küçücük bir öpücük kondurarak, yataktan kalktı.

Madem kendini affettirmeye bu kadar hevesliydi bu hevesi kırmak bana hiç yakışmazdı.

Dış kapının açılma sesini duyduğumda, hemen yataktan kalktım ve pencerenin önüne geldim. Brooke elindeki poşeti çöpe bıraktıktan sonra eve doğru dönünce bakışlarımı odanın içine kaydırdım.

Düşün, düşün, düşün...

Bakalım nereye kadar dayanabileceksin, peri kızı ?..

Yerdeki tişörtümü alarak üzerime geçirdim. Odanın ışığını kapatarak aşağı indim. Aynada saçlarımı düzelterek, dışarı çıktım. Brooke gitmişti ama evin biraz gerisinde babasının arabası duruyordu. Kendi arabama bindikten sonra, ilerlemeye başladım. 100 metre kadar ilerlediğimde, Brooke'da arabayı çalıştırmış arkamdan geliyordu. Kahkaha attım.

Tanrım, tam da filmlerdeki gibi.

Nereye gideceğimi düşünmeye başladım. Brooke'un sınırlarını test edeceksem, bunun en iyi yolu bir bardan geçerdi.

Barın önünde durduğumda o da belli bir mesefade durdu. Arabadan indim ve barın kapısına doğru ilerledim. Görevli beni tanıdığı için hemen içeri alacaktı. Ama Brooke ? Kapıda durdum ve görevliye:

"En fazla 3 dakika sonra buraya ufak tefek bir kız gelecek. Benim misafirim, içeri al. Ama hemen de alma. Benim adımı da verme. Yani içeri benim aldırttığımı bilmeyecek." Görevli kafa salladıktan sonra "Peki bay Malik" diye mırıldandı.

Zaferle gülümseyip, içeri girdim.

Gerçek oyun nasıl oynanır, gör bakalım Brooke.

Selaaaam :D Bu bölüm geç geldi farkındayım :(( İzlediğim bir dizinin yeni sezonuna yetişmeye çalışıyorum da :D Kısa oldu, onunda farkındayım :/ Birazdan hastaneye gideceğim, gitmeden önce eklemek istedim, o yüzden :Dd

I love you, my little readers :3

Mrs. Malik (Zayn Malik Fan Fiction)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!