Özel Bölüm | 1

801 48 15

Hikayeye özel sebeplerden dolayı ara verilmiştir. Bu bölümün kurgusu, hikayenin kurgusu dışındadır.

Bölüm Şarkısı :

Mithat Can Özer - Ateş Böceği

• • •

"Savaş."

Sırtımı yatağın başlığına yaslamış, Savaş'ı bilmem kaçıncı kere dürterken bir elim de karnımdaydı.

"Savaş."

Birkaç mırıltı çıkarıp yüzünü yastığa biraz daha gömdüğünde "Savaş," diye bağırdım. Hemen ayağa kalkıp yatağın altından bir çanta çıkarırken hayretle onu izliyordum.

"Çocuk mu geliyor? Bekle, güzelim. Arabayı evin kapısına çekip hemen geliyorum."

Kaşlarım çatılırken kapıdan çıkan Savaş'ın arkasından bağırdım.

"Ne çocuğu ya?! Buraya gel!"

Savaş geri dönüp kafasını kapıdan uzatırken "Doğurmuyor musun kızım sen," diye sorduğunda başımı iki yana salladım.

"Henüz değil."

Odaya girip doğum için her zaman hazır tuttuğu çantayı yatağın altına koyarken "Ne oldu peki," diye sorduğunda gülümsedim.

Benimle bu kadar çok ilgilenmesi ve doğacak çocuğu için her seferinde bu kadar heyecanlanması çok hoşuma gidiyordu. İyi bir koca olmuştu zaten. İyi bir baba da olacaktı.

"Susadım."

Yanıma gelip yatağa otururken komodinin üzerinde duran su dolu bardağı alıp bana uzattı.

"Yanında var ya su zaten, Nazlı."

Bardağı elinden alıp dudaklarıma götürürken "Sen ver istedim," diye mırıldandım şirince gülümseyerek. Gülümseyip elini yanağıma koyup usulca okşadıktan sonra içi boşalmış bardağı aldı.

"Film izlemek istiyorum."

Ayağa kalkıp kendi tarafına geçerken "Uyuman gerek," dedi tıpkı bir baba edasıyla. Tabi ben hamileliğin verdiği duygusallıkla ağlamaya başlayınca gittiği yerden tekrar yanıma dönmek zorunda kalmıştı.

"Dediğim hiçbir şeyi yapmıyorsun, Savaş."

Kalktığı yere geri oturup ellerini yanaklarıma koyarken "Ama hem kendi sağlığın hem de bebeğimizin sağlığı için uyku düzenini bozmaman gerekiyor," dediğinde ellerimle ellerini ittim.

"Bence sen beni eskisi kadar sevmiyorsun," diye bağırdım hüngür hüngür ağlarken.

"Tabi ki seviyorum."

Aylardır böyle olduğumuzdan artık alışmıştı ama bir gün sabrının tükeneceğini de biliyordum. Savaş Mertoğlu'nu zor durumda bırakmak zor bir şeydi sonuçta.

"Sevseydin film izlememe izin verirdin."

Ayağa kalkıp elini bana uzatırken "Kalk," diye mırıldandı. "İzleyeceğiz, yeter ki ağlama."

Kollarımı göğsümde birleştirip "Sırf benimle uğraşmamak için izin veriyorsun," dedim ağladığım için bir garip çıkan sesimle.

Tekrar yatağa otururken "Ne yapmak istiyorsun," diye sordu. "Sen ne yapmak istiyorsan onu yapalım."

Gözlerimi pencereye doğru çevirip "Yüzsek mi acaba," diye sorduğumda gözleri irice açıldı.

"Saat gecenin üçü ve hava eksi dört derece, Nazlı."

Mertoğlu Bozuntusu -2- Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!