Resim var:) keyifli okumalar:)

Eve gittiğimde babamın evde olduğunu gördüm. Bugün işi yoktu galiba. Elindeki belgeleri yüzünde büyük bir ciddiyetle inceliyordu. Beni görünce kafasını yavaşça kağıtlardan kaldırdı. " Hoş geldin kızım." Dedi düşünceli bir şekilde.

Ona sıradan bir şekilde gülümseyip " Hoş bulduk baba. Kolay gelsin." Dediğimde tekrar kafasını kağıtlara eğdi. Yukarı çıktığımda eşyalarımı bir köşe koydum. Üstümü değiştirirken gözüm Durukan'ın kıyafetlerine kaydı. Katladığım gibi hala duruyordu.

O tarafa doğru yavaşça yürüyüp elime üstünü aldım. Sonra yatağımın üstüne yavaşça oturdum. Elimdeki kıyafete bakarken senenin başından beri neler yaşadığımı düşündüm. Evet eğer yanlış kişiyse bırakacağımı söylemiştim. Peki niye onun peşinden dolanıyordum.

Sanırım yurtdışına gitmem iyi olacaktı. Bir çok şeyden uzaklaşıp daha mantıklı düşünmem için çok iyi olacaktı. Önce onun hakkında hiç olmazsa bir şeyler bilmek istiyordum.Elimdeki kıyafeti aynı yerine koydum. Ben Durukan'ın neyine aşık olmuştum.

Sadece beşinci sınıfta bana yardım ettiği için mi başlamıştı her şey. Kafamda bazı şeyleri büyüttüğüm için mi bu kadar ileri gidebildim. Birileri bana dur demeliydi. Onu takıntı haline getirdiğimi yeni fark ediyordum belki de.

Biraz dinlendikten sonra okul derslerime baktım. Verilen ödevleri yaparken okulu ne kadar salladığımı görebiliyordum. Sanki hiçbir şey bilmiyormuş gibiydim.

Annem yemeğe çağırmıştı. Hep beraber yemek yerken havadan sudan konular konuştuk. Kimse Durukan'dan veya yurtdışından bahsetmiyordu. Zaten o günden beri babamla annem benden çekiniyorlardı.

Her zamanki gibi yine odama çıktım. İçimden hiçbir şey yapmak gelmiyordu. Yatağıma uzanıp düşünmeye başladım. Bazı şeyleri öğrendikten sonra tepkim ne olacaktı. Çoğu insan benim gibi sevdiğini izleyip onunla ilgili hayeller kuruyordu. Onu çözmeye öğrenmeye çalışıyordu.Boşu boşuna kendine acı çektirmek diye buna derdim.

Biz mi çok salaktık. Yoksa duygularımıza esir olup onun peşinden mi sürükleniyorduk. Belki ileride körleşecek bu duygular için kendini bu kadar zorlamak yıpratıyordu. Ama hala küçücük bir umut istiyorduk.

Kafamı sertçe yastığa gömdüm. Onu her gece düşünmekten uykularım kaçıyordu. Bu daha fazla olmaya başlamıştı. İki gün önce o an gözlerimin önüme geldikçe duygularım kabarıyordu. İçimde inanılmaz derece de onu görme istediği beni çıldırtacaktı.

Saatlerce yine onu düşündüm. Kötü anılarımızı değil onun gülüşünü, bakışını, yakınlığını düşündüm. Sonra da yorgunluktan uyuyakaldım.

...

Sabah kaltığımda gözlerimi açamadım. Biraz daha uyumak istiyordum ama annem durmadan bağırıyordu. Neden hafta sonları kahvaltıyı bu kadar erken yapmak zorundaydık ki. Kafamı kaldırıp saate bakınca şoka uğradım. Saat on bir buçuk mu! Kafayı yemiş olmalıyım. Bu kadar uyumuş muydum gerçekten.

Hızla yataktan fırladığımda ellerim saçlarıma gitti. Ah çok yağlıydı. Gidip duş alsam iyi olacaktı. Ve hazırlanmam için anca zaman vardı. Şimdi kahvaltı edersem vakit kaybı olurdu.

Anne neden erken kaldırmazsın acaba. Kendi kendime annemi suçlamaya başlamıştım. Demin uyuyamadığımdan şikayet eden ben çıkarları olunca üç yüz altmış derece döndüm.

Duşa girdiğimde yarım saatimi orada harcadım. Çıkar çıkmaz saçlarımı kurutmam ve hazırlanmam da bir o kadar sürdü belki daha fazla. Annemle bağırışıp duruyorduk. O kahvaltı yap diyordu. Ben geç kaldım diyordum. Halimiz tam bir komediydi.

SessizBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!