Bölüm 28

79 9 14

Bu kadar çabuk kırılmaktan, dağılmaktan nefret ediyordu. Johan kimdi ki birkaç cümleyle onu ağlatıyordu? Yine de ilginç bir şekilde cümlelerindeki gerçeklik payını göz ardı edemiyordu işte. Diğerlerinin kuklasıydı. Kendi kararları yoktu.

Yok muydu? Olmayacak mıydı? O Lucy'nin kardeşiydi, Spike'ın seçtiği, Estelle'in onayladığıydı. Fakat kimsenin kuklası değildi. Onlara bunun aksini göstermek zorundaydı.

"Ne düşünüyorsun?"diye sordu Christian. Olanları dinledikten sonra henüz bir yorum yapmamıştı. Emma'nın neden hala bunlarla uğraştığına anlam veremiyordu.

"Aklından neler geçtiğini biliyorum Christian. Spike gitti. Ben neden bunlarla uğraşıyorum? Haklısın. Fakat ben kendimi geri çekmeye çalıştıkça o çocuk rahat durmuyor. Bir şekilde canımı sıkmaya devam ediyor. Resmen beni kendi iğrenç planlarının merkezine koymaya çalışıyor."

"İstersen Frank'le çocuğu bir güzel benzetebiliriz." Emma kahkahayı bastı.

"Öyle bir şey değil işte."dedi.

"Seni gülerken görmeyeli uzun zaman olmuş."dedi Christian. Emma gülümsedi. "Madem bu çocuğa dersini vermek keyfini yerine getirecek, o halde o çocuğa dersini ver."diye ekledi. Şimdiye kadar sürekli Emma'nın kararlarının karşısında olmuştu. Biraz da onu desteklemenin nasıl bir şey olacağını merak ediyordu.

"Peki ama nasıl? Onun herhangi bir zayıf noktası var mı onu da bilmiyorum. Aslında şu soyadı mevzusuna epey takmış durumda." Derin düşüncelere daldı tekrar. Bir yandan da küçük plancıklar oluşturuyor, uygulanabilirliklerini tartıyordu.

"Neden Specter soyadına sahip olmak bu kadar önemli bunu bul o zaman."

"Neden sürüldüklerini bulsam aslında çok daha iyi olmaz mı?"

"Olabilir."dedi Christian.

Fakat Emma bunu öylece gidip Estelle'e soramayacağını biliyordu. Sorsa bile açıklayacağını düşünmüyordu. Ondan beklediği şey kendi hamleleriyle oynamasıydı. Sürekli yardım alması değil.

Fakat en başında Estelle onların dönmesine nasıl izin verdi işte bu aklına yatmıyordu bir türlü. İşin perde arkasına dâhil olabilmeyi isterdi. Belki de Specter Malikânesi'nde bir kahvaltı? Bunu hafta sonu için düşünmeye karar verdi.

Hızla ayağa kalktı. "Nereye?"diye sordu Christian.

"Sana güvenebilirim değil mi?" Christian bu soru karşısında şaşırmıştı. Çünkü şimdiye kadar aralarında sıkı bir güven bağı olduğunu düşünüyordu. "Lucy veya Michelle'le benim hakkımda konuşmaman konusunda."diye devam etti Emma. Christian derin bir iç çekti.

"Neden senin hakkında onlarla konuşayım ki? Ayrıca Michelle'le herhangi bir şey konuşma ihtimalim yok."

"Tamam. Fakat emin olmam lazım. Sana güvenebilirim değil mi?"diye tekrar etti sorusunu ciddiyetle.

"Elbette."

"Hatta bu cümlenin ilgili alanını genişleterek 'hiç kimse'ye çıkartıyorum. Eğer konuşacaksan da benim ne kadar kırılgan, duygusal, depresif olduğum hakkında konuş."

"Anlamıyorum. Bunları neden söylüyorsun?"

"Çünkü tamamen güvenebileceğim birine ihtiyacım var Christian."diye fısıldadı Emma. Bunu söylemek ne kadar yalnız olduğunu hissettirmişti.

...

Eve gittiğinde odasında sessizlik içinde oturmaya başladı. Annesi ve babası çoktan çıkmıştı. Frank ise yeni bir iş görüşmesine gitmişti. Lucy'nin nerede olduğunu bilmiyordu. Merak da etmiyordu.

R.E.S - Mazideki KusurBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!