Zayn eve uğrayamayacağını, hemen konser için hazırlanması gerektiğini söyledi. Bende eski "Zayn'i Özlemiş" geri  halime döndüm. Evin önüne geldiğimde, arabadan indim. Tam anahtarı çıkarmak için çantamı açıyordum ki, telefonum çaldı. Çantadan anahtar yerine telefon çıkardım. Arayan Gwen idi.

"Napıyorsun ?"

"Hiç, eve yeni geldim işte"

"He şu mesele...Zayn nasıl ?"

"Normaaal"

"Öğrenmemesi gereken birşey öğrendi mi ?"

"Hayır. Ve de öğrenmeyecek. Umarım  anlatabilmişimdir." dedim sert bir şekilde.

"..."

"Pekala, eve gidiyorum. Başka birşey ?"

"Diyorum ki; kız kıza birşeyler yapsak konsere kadar ?" İyi bir fikir gibi görünüyordu. Konsere kadar evde ne yapacaktım ? Gerçi daha konserde ne giyeceğime karar vermem gerekiyor ama. 
"Tamam. Ha bu arada, Niall nasıl ?" Güldüğünü telefondan bile hissedebildim.

"Normaaaal"

"Sizi gidi aşk böcekleri"

"Ya Brooke, ağzına böyle şeyler hiç yakışmıyor. Sizin eve gelelim ?"

"Evet, tabi tabi olur. Ama Alexis'in geleceğini gerçekten düşünüyor musun ? Biliyorsun, bana atarlı."

"Gelmeyeceğini gerçekten düşünüyor musun ? Biliyorsun, seni çok seviyor." Yüzümde bir gülümseme oluşurken, sessizliği tercih ettim.

"O zaman bekliyorum. Konser için kıyafetleri de yanınızda getirin, buradan gideriz."

"Okii dokii"

****

"Biri kapıya baksın. Kapıya diyorum, biri baksın" Evdeki bu naralarım üzerine Gwen "İşimiz var görmüyor musun ?" diyerek beni kapıyı açmaya yönlendirdi. Yaptıkları da bir iş olsa neyse. Cips yiyorlar be. Kendimi koltuktan zor zar kaldırarak kapıya doğru yöneldim.

Kim gelmiş olabilir ki ? Kapıyı merakla araladığımda, karşımda sırıtan bir surat ifadesiyle Jon'ı görmem, şaşkınlıkla ağzımı kocaman açmama neden oldu.

"Kim gelmiş ?" Alexis'in içerden yönelttiği soruyu cevapsız bıraktım.

"Jon ?...Seni beklemiyordum.."

"Ah, evet..Sürpriz yapmak istemiştim...Ama sanırım misafirlerin var...Ben daha sonra gelirim..." dedi. Arkasını döndüğünde, omzumda bir el hissettim. Alexis.

"Jon...Hey, bize bir merhaba demeden mi gidiyorsun ?" Alexis bunları söylerken, kaş göz işaretleriyle engel olmaya çalışmıştım, ama nafile. Jon yüzünü bize çevirip "Merhaba" dedi ve tekrar arkasını dönüp ilerlemeye başladı. İçimde cıyaklamaya başlayan iç sesimi susturmak amacıyla:

"Jon, hadi bize katıl..." diye seslendim. Ne olur kabul etmesin, ne olur kabul etmesin...

"Neden olmasın ?" dedi ve güler bir yüzle içeri girdi.

Gwen, Jon'u görünce istifini bozmadan:

"Hey, naber dostum ?" dedi ve Jon ile birer beşlik çaktılar.

Bu ikisi ne ara bu kadar samimi oldular ? Önceden de samimiydiler ama yani ...

Jon kendini sohbetin akışına kaptırmıştı bile. Çok geçmeden bende kendimi sohbetin akışına kaptırdım.

"Ben kendime meyve suyu alacağım, isteyen ?" Tek tek gözlerimi üzerlerinde gezdirdim. Jon:

"Ben de sana yardım edeyim" İtiraz etmek için ağzımı açtığımda çoktan yerinden kalkmış, mutfağa doğru ilerlemeye başlamıştı bile. Gözlerimi devirip arkasından ilerledim. Buzdolabını açıp, karışık nektarlı kutuyu aldığımda midem bulanmaya başladı. Ve de başım dönünce dengemi kaybettim, neyse ki Jon hemen beni tutmuştu.

Mrs. Malik (Zayn Malik Fan Fiction)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!