|| 7. Bölüm ||

2.1K 247 392

İyi okumalar!

~•~

Uyuyakalmıştım.

Lanet olası bir kafayla, uyuyakalmıştım.

Mesajına cevap veremeden siktiğimin uykusuna dalmıştım.

Ve çok sinirliydim. O kadar önemli bir anda, o bana tüm dürüstlüğü ile bir şeyleri söylerken ben ona saygısızlık etmiş, cevap verememiştim. Ya benimle artık konuşmak istemezse? Ona değer vermediğimi düşünür, umursamadığımı düşünürse? Peki ya onu görmek istemediğimi düşünürse? Ne yapacaktım?

Uyanır uyanmaz aklıma doluşan ilk düşünceler bunlardı. O mesajı attıktan sonra daha mesaj yazmamıştı. Onun yerinde olsam ben de aynısını yapardım.

"Gah! Lanet olsun!" üzerimdeki yorganı tekmeleyerek yere doğru uçurduktan sonra oturur pozisyona geçtim. Sırtım, kalçam, bacaklarım...

Üzerimden tır geçmiş gibiydim. Her yerim inanılmaz derecede ağrıyordu ve önümü göremeyecek kadar gözlerim şişmişti. Elimin tersiyle suratımı ovuştururken, kıçımın ağrısına karşılık minik bir inilti koyvererek ayaklandım.

Gözlerimden şakaklarıma doğru yayılan keskin acıya karşılık huzursuzlukla dolu bir ses çıkardım. Lenslerimi çıkarmayı unutmuştum ve sanırım gözüm ile tamamen bütünleşmişlerdi. Aynanın karşısında doğru ilerlerken gözlerimi kapatıp hafifçe ovuşturdum, eğer hemen çıkarmazsam kör olacağımdan neredeyse emindim. Başka lensim de kalmamıştı, anlaşılan bugün lenslerimi takamadan çıkmak zorundaydım.

Ne harika. Güne başlamanın en mükemmel yolu.

Lenslerimi çıkarmayı zar zor başardıktan sonra masanın üzerine doğru attım, tişörtümü bir çırpıda çıkarıp, neredeyse devasa bir yığına dönüşen kıyafetlerime doğru fırlattım ve dolabımı açarak içine bakındım. Bileklerimi kapatacak bir şeylere ihtiyacım vardı, bugün özellikle, en kolay fark edilecekleri gündü. Hala fazlaca kırmızı olduklarını biliyordum, iki veya üç gün içinde kızarıklıklarını kaybediyorlar ve yavaştan iyileşmeye başlıyorlardı.

Köşede bulunan turuncu bir tişörtü aldım ve üzerinde gözümü gezdirdim. Bal kabağına benzemek ister miydim? Hayır.

Gökkuşağı gibi rengarenk olan, yakasının bolluğu yüzünden sürekli aşağı düşen tişörtümsü şeye baktım. Etrafta gökkuşağı gibi gezmek istemeyeceğime emindim. Kesinlikle hayır.

Açık renkli şeyler giyecek bir havada değildim. Bu yüzden açık renkli kıyafetlerimi koyduğum rafı es geçtim ve biraz daha koyu olanları dizdiğim yere bakındım. Tam orada, koyu mor rengiyle bana göz kırpan güzel bir kazak duruyordu.

Bu bana Armin'in verdiği hediyeydi, 18. yaş günümü kutladığımız gün vermişti. Normalde aldığım hediyeleri, bana onları veren kişilerin yanında kullanmama gibi bir huyum vardı. Fakat bu seferlik bir istisna yapacaktım.

Hızla üzerime geçirdim, omuz kısmında ufak yırtmaçları vardı. Yakası açıktı, zayıflığımdan dolayı fırlamış olan köprücük kemiklerimi meydana sermişti. Biraz kısaydı, yani, göbek deliğimin tam üzerinde bitiyordu ve daracıktı.

Armin benim tarzımı kesinlikle biliyordu.

Göz ucuyla saate bakıp hala zamanım olduğunu gördükten sonra siyah renkli bir pantolonu altıma geçirdim. Şansıma en sevdiğim denk gelmişti, biraz minik olan kalçalarımı güzel gösteriyordu. (bitch)

Dear Diary || RirenHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin