0.2

1.1K 90 2
                                    

"Bence sen daha garipsin," diye ekledi, cevaplamama izin vermeden. "Mesela kafanda siyah tüyler var ve derin solmuş."
"Onlara saç deniyor, üşütük kız!" diye cırladım öfkeyle. Biri benimle şakalaşıyorduysa ve bunun içinde Pony vardıysa sahiden de onun canına okumaya hazırdım. "Ayrıca İngiltere'de siyahi ya da melez olmadığın sürece soluk tenlisindir!"
"Yalancı! Buraya gelirken yanık tenli bir kızla tanıştım," beni hafifçe iterek kabinden dışarı çıktı ve lavabo aynasının karşısına geçti. Elindeki metal kutunun düğmesine bastı ve ışıkların geri gelmesini sağladı. "Oldukça güzel ve nazik biriydi," yansımasına bakarken bakışları gözlerimi buldu ve kıkır kıkır güldü, "ismi de Abba'ydı sanırım." Ah, şu her ay solaryuma giden ve ayakkabı koleksiyonu yapan Abba Thomas'tan söz ediyordu. Omzunun üzerinden arkasına döndü ve yüzüme incelercesine şöyle bir göz attı, "Merak etme, en azından sevimli mavi gözlerin varmış. Eee, bana yardım edecek misin?"
"Ne konuda?" Kafam karışıyordu. Konudan konuya atlıyordu. Ayrıca aksanı da çok ilginçti.
"Buraya alışmam konusunda, şekerim!" Sırtını bana çevirdi ve aynaya bakıp elbisesinin fiyongunu düzeltti. "Ah, bunu babam giydirdi! Fırfırlı şeylere deli oluyor ama her defasında popom kaşınıyor," hapşurdu, "bir de alerjim var."
Aldığım derin nefesi sesli bir şekilde geri verdim. "Tamam," yansımama baktı ve tek kaşını devam etmemi bekliyormuş gibi havaya kaldırdı. "Yardım edeceğim ama bir şartım var."
Bunu diyeceğimi biliyor olmalıydı ki alaylı alaylı güldü. "Nedir?"
"Ne zaman karanlık olduğunda o zaman yanımda olacaksın."
Kahkaha atmaya başladı. "Sen beni yanlış anladın!" Karnını tutarak gülmesine engel olmaya çalıştı. "Ben bir çeşit süper güçleri olan bir kahraman değilim, seni budala! Bak," işaret parmağıyla minik ayaklarını gösterdi, "onlarla yürüyorum."
Somurttum. "O zaman beni de parlat!" Tanrım, ne diyordum? Bir de gıcır gıcır ettikten sonra modifiye et falan deseydim!
Göz devirdi. "En iyisi yanında olmayı deneyeyim ben."
Bir süre sessizlik oldu. "Şu sırrını versen artık?" dedim huzursuz bir sesle. İşlerin daha da kötüye gideceğine dair tek bir şüphem dahi yoktu. Ancak o -benim aksime- neşeli bir ifadeyle elini uzattı, "tekrar memnun oldum," diye cıvıldadı ve gülümsedi, "ben Reyna Hodwick ve buraya tuhaf ailemden uzaklaşmak için Andromeda Galaksisi'nden geldim!"
"Uzay gemin nerede o zaman?" diye dalga geçtim. Evet, ben de  tek boynuzlularla iletişim kurabiliyordum zaten!
"Hiç inandırıcı olmazdı." Dudağımı ısırdım. Ah, düşünürken konuşmayı bıraktığımı sanıyordum. "Her neyse. Bunu babamdan çaldım," derken cebine attığı minik metal kutuyu işaret etti. "Artık o aptal ufolar eski moda, tatlım. Şekerleme formülleri diye bir şey var."

👽Uzay Kız ⚢Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin