SH-4 / E

610 54 23


Keyifli Okumalar! Yorumlarınızı bekliyorum....

Bölüm şarkısı Sezen Aksu- Eller Günahkar (Medyada)

--


Hiç mutsuz olmayı hak ettiğinizi düşündüğünüz zamanlar oldu mu? Ben çoğu zaman bunu düşünüyordum. Bombok bir hayatım vardı. Bombok derken gerçekten bombok ama... Öyle bombok üstelik... Tamam abartmayacağım belki de yaşamayı bile hak etmiyor olmalıyım. Tek sorunum intihar etmekten korkuyor olmam. Tanrı, dünyada işimin bittiğini düşünse sizce de şu an canımı almaz mı? O yüzden ben neden onun işine karışıyordum ki.

Kulağımda çalan şarkıya inat dudaklarım başka bir şarkıya eşlik ediyordu. Onun o sarhoş halini unutmak için elimden geleni yapıyordum. Şu an yatağıma uzanmış ve başımı yatağımdan aşağı sarkıtmış beynime kan gitmesini sağlıyordum mesela.

Her gece aynı muhabbeti yaşamak zorunda mıydım? Bazen sadece diğerleri gibi olmak istiyordum. Tek derdimin annemle babamın bana harçlık vermemesi olsun, beni anlamadıklarını söyleyip isyan etmek istiyordum ama aksine bu isyanı her gece yapan annemdi. Her Allah'ın günü eve ayyaş ayyaş gelen annemdi. Bugün de daha hava kararmadan körkütük sarhoş olmuş, ona apartmana girmesine yardım eden gerizekalının tekinden bahsedip duruyordu. Ona bu haliyle yardım eden kesinlikle gerizekalı olmalıydı keşke bıraksaydı da apartmanın önünde sızıp kalsaydı. Onu duymamak için müziğin sesini biraz daha açtığımda bakışlarım tavana kaydı. Şu bizim okula gelen yeni çocuk demek bizim apartmanda oturuyordu. Gün boyunca Sezen'e attığı bakışları görmüştüm. Kafamı dağıtmak için onu düşünmeye karar verdim. Sezen'den hoşlanıyor olması onun hakkında olumlu düşüncelere sahip olacağım anlamına gelmiyordu ama yine de iyi çocuğa benziyordu. Sezen için ona yardım edebilirdim tabii biraz daha tanıdıktan sonra. Bu sırada kulağımdan çekilen kulaklıklarla tüm dikkatim dağıldı. Doğrulmaya çalışırken bir anda saçımın bir kere takılmasıyla çığlığı bastım.

"Sen beni dinlemiyor musun? Ben kime konuşuyorum."

Hem saç köklerim hem boynum acıyordu. "Ahhh saçım..." bakışlarımı yere indirdiğimde saçıma bastığını fark ettim.

"Yeter artık, bıktım senden!" yine başlamıştık.

"Saçımı rahat bırak!" diye bağırdım.

"Bana bağırma, ben senin annenim!" bu sırada saçımı rahat bıraktığı için doğruldum ama boynum ani hareketimle kasılmıştı ve canım ciddi anlamda çok acıyordu. Gözlerime hücum eden yaşlarla ona baktım.

"O zaman annemmişsin gibi davran!"

Bir an bana sinirle baktıktan sonra "Def ol!" diye bağırdı. "Def ol, bu evden seni istemiyorum!" beni ilk kovuşu değildi ve son olacağını da hiç zannetmiyordum. Kolumdan tutup beni sürüklerken sesimi çıkartamadım ona engel olmaya çalıştım ama bu sefer eşyalarımı almama izin dahi vermeden beni kedi yavrusu gibi sokağa atmaya kararlıydı. Yaşlar yanaklarımdan istemsizce dökülürken, "Bırak eşyalarımı alayım bari!" diye bağırdım. Bu sefer de "Sen zaten bu evden gitmeye çok meraklısın, yok sana eşya falan!" diye karşılık verdi. Kapıyı açtığında ayakkabılarımı bile vermeden beni dışarıya bıraktı. Çorap giymeyi sevmediğim için yalın ayak kala kalmıştım.

Kapıyı kapatacağı sırada ona engel olmak için kapıya yüklendim. "Bırak bari ayakkabılarımı alayım!" diye çığırdım ardından gelen birkaç sinir krizi çığlığı birbirini kovaladı. Kolum ve bacağımı kapıya sıkıştırmıştım. Gözü hiçbir şey görmüyordu ki. Muhtemelen alkolün etkisiyle ne yaptığının farkında bile değildi. O kör kütük sarhoş olmazdı sadece başta hareket edemeyeceği derecede beyni uyuşurdu ardından düşünemeyecek hale gelirdi ama harekete geçerdi.

İstanbul'un Efendisi/ Serseri Aşıklar Serisi - 1Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!