|| 6. Bölüm ||

2.2K 243 282

   İyi okumalar!

~•~

   Günün kalanı, benim için işkence olmuştu. Gerçekten, bu sene de mezun olabileceğimi sanmıyordum.

   Dersin ortasında aniden gelen kusma isteğimle sınıftan fırlamış, tuvalete ulaşamadan düşüp kendimden geçmiştim. Bu ilk değildi, o yüzden arkadaşlarım o kadar paniklememişti. Ki ben zaten paniklemiyordum çünkü umurumda değildi.

   Gözlerimi revirin rutubetli tavanına dikmiş, ne kadar bakımsız bir oda olduğunu düşünürken çıkış saatinin gelmesini bekliyordum. Hemşire, benim bilincimi kazanmamın ardından Bayan Zoe'yi çağırmıştı. Yattığım yerin yanında oturmuş, ara sıra bir şeyler sorarak elindeki kitabı okuyordu.

   "Kusacak gibi hissediyorum..." bulanmaya devam eden midemi tutarak huzursuzca kıpırdandım.

   "Başını bir yere sertçe çarpmadığından emin misin?" diye sordu elindeki kitabı kenara koyup. Endişeli bir biçimde bana bakıyordu.

   Sabah babam ile yaşadığım o an aklıma geldi. Beni kapı ile arasına sıkıştırması ve yere doğru savurması... O sırada kafamı çarpmamıştım değil mi?

   "Kusacağım..." elimi ağzıma götürüp oturur pozisyona geçtim, gerçekten kusacak gibiydim. Başım inanılmaz derecede dönüyordu, bir ara dört tane Bayan Zoe gördüğümü sanmıştım. "Ugh..."

   "Eren," elimi tutup iyice dibime girdi. "Anneni aramamı ister misin? Seni almaya gelse iyi olacak gibi. Eve böyle gidebileceğini sanmıyorum..."

   Elimi ağzımdan çekerken kafamı iki yana salladım. Annemin nerede olduğunu bile bilmiyordum, beni almaya kesinlikle gelmezdi. Hatta sorun çıkmasına sebep olduğum için azar işitirdim.

   "Annemin müsait olduğunu sanmıyorum. Bayan Zoe, ben kendim gidebilirim..."

   "Oh yo! Buna izin veremem. Şu an nasıl göründüğünü biliyor musun? Saniyeler sonra ölecek gibisin. Bu halinle sana bir şey olsa, arkadaşların seni koruyabilir mi?"

   "Ben...-"

   "Babanı arıyorum o halde."

   Çıkardığı telefonunu panikle elinden çekip, ondan uzaklaştım. Bu hareketim karşısında gözlerini şaşkınlıkla bana dikmiş, kaşlarını çatmıştı. Annemi aramasına göz yumabilirdim ama babamı araması demek, sonum olurdu. Sorun çıkarmamam gerekiyordu, özellikle de böyle bir günde.

   Bayan Zoe iki elini biraz havaya kaldırıp benden uzaklaştı, bir şeyler diyecek gibi oldu fakat konuşmadı. Böyle bir tepki vermemi beklemediği kesindi.

   Ne yaptığımı fark edince telefonu aceleyle yatağa bırakıp ayaklandım, büyük kabalık etmiştim.

   "Ben, üzgünüm! Fakat babamı aramanız daha büyük sorun olacak, o yüzden tek başıma gitmem daha mantıklı." kenarda duran çantamı alıp sırtıma atarken kaybettiğim dengemi sağlamak için masaya tutundum. Başım hala çok dönüyordu, midemin bulantısı da geçmemişti. Buna neyin sebep olduğunu bilmiyordum fakat kendimi iğrenç hissediyordum.

   "Senin güvenliğini sağlamak bizim görevimiz..." kafasını iki yana sallayıp telefonunda birkaç şey yaptı, cebine koyduktan sonra gözlüklerini yakasına astı. Bugün diğer günlere göre çok daha dağınık görünüyordu. "Eğer arabam olsaydı seni eve bırakırdım. Fakat bir arabam yok ve bu mümkün değil... Erwin seni bıraksa olur mu? Sanırım onun arabası- Ah, hayır. Onun da arabası yok. Başka kime güvenebilirim ki? Senin eve yürüyüp daha çok yorulmanı da istemiyorum..."

Dear Diary || RirenHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin