SESSİZ

2.2M 54.2K 20K
                                    



LÜTFEN SPOİ VERMEDEN VE İSTEMEDEN OKUYUN. OKUYANLARA SAYGI.
SESSİZ

"Bu dünyada neyi en çok istersen o senin imtihanındır."

En çok istediğin şey ne zaman hemen gerçekleşti. Aslında duyduğuma göre bir şeyi ne kadar çok istersen o zaman gerçekleşirmiş. Peki ne pahasına olursan olsun ve ya sonucu ne olursa olsun onu tamamen kabullenebilir misin? İyi ve ya kötü...

Bence hayır. Çünkü sonuç kötü olduğunda kendimizi değil başkasını suçlarız. Kim suçlamaz ki. Eğer bir şeyi istiyorsan oturup iki kere düşünmelisin. İster dua et ister her hangi bir şey yap. Sadece düzgünce iste...

"Nisa! Yemek yiyoruz.!" Annemin kızgın bağırışı kulaklarımdaki tüm pası silmişti ve düşüncelerimi bir kenara itmeme neden oldu. Bilgisayarımın başından yavaşça kalktım. Kapıma doğru ilerlerken tekrar kafamı çevirip odama doğru baktım. Bu oda gerçekten beni boğuyordu. Ya da sadece benim boş kuruntularımdı. Önüme dönüp odamdan hızla çıktım.

Aşağı indiğimde annemin yine sebze yemeği yaptığını görünce hoşnut olmayan bir şekilde yüzümü buruşturdum. Normal bir aile sayılırdık durumumuz ne kötüydü ne de çok iyi ama her gün sebze yemeği pişecek kadar kesinlikle berbat da değildi.

Annem bu halimi gördüğünde yine dırdır etmeye başladı. Ama bu yemeği beğenip beğenmememle ilgili değildi."Ne zaman yemek vakti sen ortalıktan kayboluyorsun. Annene yardım etsen ölür müsün? Büyüyünce ne yapacaksın! Kendi evin olunca..." annem sözlerine devam ederken onu umursamadan masaya oturdum. Gözüm kapıya doğru kaydığında babamın yeni tıraş olmuş parlak yüzünü gördüm.

Onun gerçekten bir film artisti olabileceğini her zaman düşünürdüm. Fazla yakışıklı ve bakımlıydı. Ela gözleriyle her yetişkin kadının bakabileceği bir adamdı. Sanırım annemden çok babama çekmiştim.Babamın kendinden önce kokusu burnuma gelmişti. Bu parfümünü kesinlikle seviyordum.

Bana bakıp gülümsedi. "Yine başlamış." Dediğinde kendimi tutamadan sırıttım. Babamla böyle iyi anlaşmak beni rahatlatıyordu. Tek çocuk olmak zordu. Bazı avantajları olsa bile bir ablamın ve ya abimin olmasını tercih ederdim. "Evet yarın okulun başlıyor. Bir sene daha geride kaldı Nisa. 11. Sınıf artık on ikiye daha yakın." Gözlerimi devirip babama baktım. Bu konu hakkında konuşmak sıkıcıydı.

Ondan sonra hep beraber yemeğe başladık. Babamla annemin çekişmelerini izleyerek gülümsüyordum. Onlara baktıkça kendim hayal kuruyordum. En büyük hayallerimden biri onunla ölünceye kadar beraber olmak ve öldükten sonrada... Onu fazlasıyla özlemiştim ve yarın görebilecektim. Yaz tatilinde burada olmadığım için fazla mutsuzdum.

Yemeğimi bitirdikten sonra odama çıkıp tekrar bilgisayarın başına oturdum. Onun resimleri açıp bakmaya başladım. Evet hayatımda en çok istediğim şey oydu. Beşinci sınıftan bu yana onu takip ediyordum.

O nereye giderse bende oraya gitmiştim. Ama sadece uzaktan izliyordum. Fazla sessiz ve yalnızdı. Onunla muhabbetim olmamıştı. Yakışıklı olup olmamasına bakmıyordum. Ama kahretsin ki büyüdükçe daha yakışıklı oluyordu. Beşinci sınıftayken herkes bana gülerken o bana yardım etmişti. Bana sadece dudağının kenarıyla gülümsedi. O andan itibaren kalbimde bir şey hissettim. Belki duygularımın ilk çıktığı zaman o zamandı. Onu hep görmek istedim. Onunla konuşmak istedim.

Pek cesaret edemesem de o benim saf duygularımın yansıması gibiydi.Aslında hiç konuştuğunu görmemiştim. Onun lakabı dilsizdi. Bu yıla kadar tek bir kişiyle bile konuştuğunu görmemiştim. Gerçekten dilsiz miydi? Bunu yıllarca merak etmiştim.

SessizHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin