Bölüm 25-2

88 3 9

03.03.2008/Pazartesi

Okula iki hafta geç gitmenin mantıklı hiçbir yanı yoktu. Nakil öğrencileri çoktan kendini bir gruba sokmuştur bile. Kendini Frank'in sözleriyle teskin etmeye çalışıyordu. "En azından abin basketbol takımının kaptanı." Yani sırf bunun için bile bir ayrıcalığı olmalıydı öyle değil mi?

...

Kahvaltı sırasında kardeşinin bakışlarından da kaçınmaya çalışıyordu. Bir sürü soruya maruz kalmıştı. Neden Yüksek Standartlar Enstitüsü'nü bırakmıştı? Neden dönem ortasında Seal Town'a geçmişti. YSE çok mu zordu? En azından onu hayatının St. Joseph bölümünden uzak tutmuştu. Bu nedenle Frank'in yeterince lafını yemişti zaten.

"Seneye ben de sizinle gideceğim. Ne kadar güzel. Öyle değil mi?"dedi Emma neşeyle. Lucy içinden 'Ne demezsin.'diye geçirse de,

"Sanırım öyle."dedi.

"Okulda kollamam gereken iki güzel kız kardeşim olacak. Benim açımdan pek de güzel olacağını söyleyemem." Lucy yan gözlerle Frank'e baktı. "Öyle tabi. İkiniz de benim küçük prenseslerimsiniz."

"Ben kraliçeyim."dedi Lucy bilmiş bir edayla.

"Öyle olsun."dedi Frank.

"Ağzınız çiğnemek için çalışsın biraz."dedi Rick. "Saat kaç oldu haberiniz yok. Geç kalacaksınız. Son anda sizi arabayla götürmeyi düşünmüyorum."

"Tamam baba."dedi Lucy. Kahvaltılarını bitirdikten sonra çıktılar. Rick Emma'yı ortaokula bırakırken Frank ve Lucy yürüyerek Seal Town Lisesi'nin yolunu tuttu.

Lucy yol boyunca kabinin nasıl çarptığını bilemedi. Nasıl bir yerdi? Onlarla bir lise hayatı geçirebilecek miydi? Arkadaş edinebilecek miydi? Yoksa yalnız mı kalacaktı?

"Bizim fakirhaneye hoş geldin."dedi Frank Seal Town Lisesi'nin girişine geldiklerinde. Lucy koca tabelada gezdirdi gözlerini. Eskiydi. Bahçe duvarları son yirmi yıldır yenilenmemişti. Bahçesi St. Joseph kadar düzenli değildi. Herkes sıradan kıyafetlerle kendi halinde ilerliyordu. Yine de yavaşça Frank'e sokuldu. Koluna girdi. "Sınıfa da bırakmamı ister misin?"diye sordu Frank alayla.

"Haha, çok komik."diye tersledi onu Lucy.

"Merak etme, senin elit kıçını kimse ısırmaz."

"Frank! Sabrımı mı deniyorsun?" Frank geçen yıllar boyunca Lucy'yle her gün St. Joseph dalgası geçmekten vazgeçmemişti. Şimdi Seal Town'a muhtaç kalması onu eğlendiriyordu.

"Aman Tanrım! Yakışıklı FO'nun bir kız arkadaşı mı var?"diye ciyakladı bir kız heyecanla. Lucy yüzünde tiksinmeyle Frank'e döndü.

"FO mu?"diye fısıldadı.

"Frank Order. Tabi kızım. Bir itibarımız var herhalde."

"FO..."dedi Lucy başını iki yana sallayarak.

"Sana da günaydın Jess."dedi Frank yanlarına yaklaşan sarışın kıza.

"Beni hemen bu güzel bayanla tanıştırıyorsun."diyerek tam karşılarında durdu. Elini Lucy'ye uzattı.

"Ben Jessica Spencer."

"Lucy Order."yanıtından sonra Jessica tiz bir çığlık attı.

"İnanmıyorum! Evlendin mi? Çok kötüsün!" Lucy Frank'e attığı inanamaz bakışlardan sonra kızın bütün heyecanını keserek,

R.E.S - Mazideki KusurBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!