"Kız kardeşiyim."dedi. Jessica bir an donakaldı. Gözleri bir Frank bir Lucy üstünde gidip geldi.

"Hiç de benzemiyorsunuz."dedi sonunda. "Ama ne önemi var? Frank hala bekar."diyerek Frank'in kollarına atıldı. Sıkı sıkı sardı ve bıraktı. Sonra Lucy'ye döndü. "Hangi sınıftasın?"

"10-A."

"Benimle aynı sınıftasın."diyerek el çırptı. "Frank'in kardeşi benim de kardeşimdir. Hemen sana okulu gezdireyim."diyerek hızla Lucy'nin koluna girdi ve onu okula sürükledi. Lucy okula yeni gelen biri olarak böyle bir muameleyle karşılaşmayı kesinlikle beklememişti. En azından St. Joseph tecrübeleri ona her an tetikte olmayı öğretmişti. Fakat Seal Town'da yeni gelenlerin ilk etapta sıcak karşılandığını bilmiyordu.

"Günaydın dostum."dedi Nicholas Frank'in yanına gelerek. Futbol takımının kaptanıydı ve Frank'in yakın arkadaşlarından biriydi. "Yeni kız kimmiş?"diye sordu. Onların konuştuklarını görmüştü.

"Kız kardeşim Nick."diyerek sınırı anında koydu Frank. Nicholas güldü.

"Benim kiminle ilgilendiğimi biliyorsun."dedi imalı bir tonla. Frank gözlerini devirdi.

"Jessica pek sana göre bir kız değil."

"Aşk buna bakmıyor ama."

"Kimseyle birlikte olmak istemiyor. Niye uzatıyorsun?"

"Bence sen yeterince uğraşmadın."

"Dostum. Akıl sağlığını düşünüyorum." Nicholas Frank'e kötü bakışlar atmaya başladı. "Tamam. Tamam. Bir daha denerim. Ama sana söylüyorum. O kız için kendini heba etme."

...

Dakikalar içinde hızlı bir okul turu yaşamıştı Lucy. Arka bahçenin kör noktaları, yan bahçede sınıflara göre dağılan bölgeler, kısa bir önemli kişiler listesi, yemekhane, kantin derken son olarak 10-A sınıfının kapısı önündeydiler.

"İlk teneffüste seni kızlarla diğer sınıfların oraya götürürüz. Üst sınıflarda çok yakışıklı çocuklar var. Tabi Frank'ten sonra çok yakışıklı."

Lucy Jessica'nın Frank'ten bahsedişlerinden anladığı kadarıyla kız ondan hoşlanıyordu fakat Frank bunu görmeyecek kadar salaktı. Abisi hakkında direkt olarak böyle demek istemezdi fakat acı gerçek buydu. Aşk konusunda tam bir sorunluydu Frank.

İçeri girdiklerinde Jessica oturma düzeniyle ilgili kısa bir bilgi verdi. Tek boş yer en arkanın bir önüydü. Fakat Jessica kendi arkasındaki çocuğu oraya kovalamaya başlamıştı bile. Lucy en arkaya gözünü çevirdiğinde Christian'la göz göze geldi. Emma ve Frank'in meşhur oyun arkadaşı Christian onunla aynı sınıfta mıydı yani? Tesadüfün böylesi...

"Aslına bakarsan sorun değil Jessica."dedi Lucy kibar olmaya çalışarak. Jessica bir an üzgün bir ifade takındı. "O çocuğu tanıyorum."diye devam etti Lucy. Jessica'nın gözleri şaşkınlıkla açıklı.

"Christian'ı tanıyor musun?"dedi inanamaz bir sesle. "O çok-" nasıl devam edeceğini bilemedi. Fakat yüzünün girdiği şekilsizlikler Christian'dan hoşlanmadığını açıkça belli ediyordu. "tuhaf biri."demeyi uygun buldu sonunda. "Kimseyle konuşmuyor. Teneffüste dışarı çıkıyor. Sadece Frank ve Nicholas'la takılıyor."

"Christian aile dostumuz sayılır. Küçüklüğümüzden beri onu tanırız. Frank'le bayağı sıkı dosttur."

"Öyle mi?"dedi Jessica. Gözleri Christian'ın gözlerini buldu. Kibarca selam verdi. Christian ise donuk bir ifadeyle ona bakmaya devam ediyordu.

R.E.S - Mazideki KusurBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!