3.Bölüm : Yedi Ay.

173K 16.8K 7.6K


Bu kitap içinde halledemeyenlere gelsin...

Şövalye, atını bir derenin kenarında durdurmuş

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Şövalye, atını bir derenin kenarında durdurmuş. Su içmiş, içirmiş. Saat gecenin bir vakti, mevsim zaten hep kışmış. Su içmek için eğildiği simsiyah derede gecenin karanlığını görmüş, sonra dereye yansıyan yıldızları. Başını kaldırmış, gülümsemiş. ''Üstümde binlercesi var,'' demiş, ''ben günlerdir birini arıyorum.''


3.Bölüm : Yedi Ay.
*Seni duymam için ses tonunu bilmeme gerek yok.*


Yazmak ve yazmamak. İşte bütün mesele bu. Uyandım, hazırlandım, okula gittim, sırama oturdum, dersler bir bir geçiyor ve ben telefon elimde sadece ona yazıp yazmayacağıma karar vermeye çalışıyorum. ''Yarın sabah yazacaksın.'' Cümlesi çok netti. Ve haklıydı da, yazacaktım. Ama ne zaman? Şuan uyuyor mudur bilmiyorum mesela. Orada saat kaçtır bilmiyorum. İşi var mıdır bilmiyorum, ya da okula gidiyor mudur, bilmiyorum. Çok zor. Bu kadar kısa bir süre önce tanıştığım, çok az konuştuğum, ve benimle aynı yerde oturmayı bırak bana yakın bile oturmayan bir insana mesaj atmamın zamanını belirlemem çok zor. Hem ne yazabilirim ki? Nasıl günaydın denmesinden hoşlanır?


Sıranın altından telefonumu açtım ve Coğrafya hocama göstermeden Whatsapp sayfasına girdim. Önce durumuna baktım, durumunda ''Hiç kimse bir yeri geri dönmek üzere terk etmez.'' yazıyordu. Bu, onda görmeye şimdiden aşina olduğum bir cümleydi. Durum kısmından çıktığım gibi sohbet sayfasına girdim. Ne yazsam? Günaydın nasıl yazılıyordu?


''Günaydın.'' Sildim. Öyle günaydın mı yazılır? Trip atar gibi. Nokta koymayayım. Ama nokta koymasam da bir garip olur?


''Günaydınlar!'' Yuh! Sil sil. Seda Sayan'ın program başlangıcı gibi oldu. O kadar uzun zamandır kimseye günaydın mesajı atmıyorum ki nasıl günaydın yazıldığını unuttum.


''Günaymış :)'' Bakın bu en ilginci işte. Sanki günün aydığını başkasından duymuşum da haberi olsun diye mesaj atıyormuşum gibi. Tamam kızım, sakin ol. Alt tarafı bir günaydın mesajı. Ama nasıl yazacağım!? Soğuk yazsam olmaz, sıcak yazsam olmaz. Sadece ismini ve yaşadığı yeri bildiğim bir insana yazacağım mesajı bu kadar uzun düşünmemeliyim. Yazayım gitsin. Hadi İzmir. Hadi kızım.


''Günaydın Ege, gerçi orada saat kaç bilmiyorum, uyuyor da olabilirsin :)'' Gönderdim. Ciddi ciddi gönderdim. Yüzümde garip bir korku oluştu şuan. Yüzümü görseniz telefonumdan cinayete tanık olduğumu düşünebilirsiniz. Yutkundum ve kendimi toparlamaya çalıştım. Acaba biri şuan yüz ifademi görüyor mu? En arka sırada, en köşedeyim. Tek başıma oturuyorum, bu yüzden çoğunluk beni göremiyor. Ki görebilseler de bana bakmazlar. Ama yine de o ifadeyi yüzümde yakalayan biri olursa çok utanırım. Resmen korkudan kaskatı kesildim. Neden korktuğumu sorsalar ne derim? Yeni tanıştığım bir çocuğa günaydın mesajı attım da vereceği cevaptan korkuyorum. Saçma.

3391 KilometreBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!