Bölüm 25

1.6K 113 72

Scorpius, babasından annesinin durumunu öğrendikten sonra telefonunu odasında bir yerlere fırlattığı gibi yatağına uzandı. Uyandığından beri bir şeyler yememişti. Yinede aç olmaması Scorpius için anormal bir şeyken aldırması gereken sorunun bu olmadığını kendine hatırlattı. Kadın hala aynı şekilde hastanede, aynı şeyleri sayıklıyormuş. Bu durum Scorpius'un kendine Kedavra çakması için büyük bir etkendi.

Kafasını dağıtmayı amaçlayarak Rose'un verdiği kitabı okumak için yerinden kalktı ve sandığını kurcalamaya başladı. Düzenli duran sandığında bulmak o kadar zor olmamıştı gerçi. Albus olsa senelerce bulamazdı. Onun sandığı çoğu insan için bir işkence olabilirdi. Scorpius o sandığı asla toplu görmemişti. Albus'un büyükannesi gördüğü halde bir şey demezmiş ama James'in de bir ayrı dağınık olan sandığının o kadın için büyük bir sorun yarattığını duymuştu Albus'tan.

Aklı Albus'tayken kitabı alarak yatağına geri döndü. Bacaklarını uzatarak sırtını rahat yatağın başlığına dayadı, kaldığı sayfayı işaretinin yardımıyla buldu ve lanet dikkatini toparlamaya çalışarak okumaya başladı.

Birinci cümle...

ikinci cümle...

üçüncü cümle...

dördüncü cümle...

beşinci cümle...

ve sonunda kafa karıştıran yeni bir cümle.

Şu cümlelerden o kadar çok nefret ediyordu ki, içinden kitabı yırtmak geliyordu. Kafa dağıtmak için aldığı kitabın Scorpius'ta sinir yapması normal bir şey mi diye düşünerek üşengeç hareketleriyle yeniden kalktı, sandığa gitti, içinden o geri zekalı sözlüğü -ya da her ne haltsa- aldı, yatağına döndü, eski şeklinde oturarak anlamadığı bölümdeki deyimin açıklamasını aramaya başladı. Sanki kalkıp gitmesi ve geri dönmesi Jüpiter'in güneş etrafında bir turunu tamamlaması kadar uzun sürmüştü. Aynı uzunlukta süren deyim araması bittiğinde anlayana kadar açıklamasını okudu. Ardından Rose'un kitabını yeniden aldı ve kaldığı yerden okumaya başladı.

Bir süre bu şekil sayfa sayfa devam etti. İki bölüm kadar okuduktan sonra artık yatakta kaç pozisyona girdiğini hatırlamıyordu. Okuduğu iki bölümün sonunda kitabı açık şekilde yüzüne gömerek sırt üstü uzandı. Uykusunu getiren kitabın yasemin çiçeği kokusunu içine çekerek kendini rahatlamasına izin verdi.

Rose kokuyordu. Daha çok Scorpius'un kendi kokusuyla karışmış gibiydi ama bu onu rahatsız etmezken sayfaların arasındaki kokuyu içine çekti tekrar. Çiçeğin kokusunu ciğerlerinin her bir bölümünde hissetmek istiyordu, bu kokuya deliriyordu çünkü. Sırf Scorpius seviyor diye evlerinin girişini annesi bu çiçeklerle süsletmişti. Sarmaşık gibi uzanan çiçeğin kokusu geceleri arka bahçeye kadar gelirdi. Malfoy malikanesi annesi için abartılı gelir diye üç katlı, bahçesi olan bir evleri vardı. Scorpius orada doğmuş, orada büyümüştü. Yalnız bir çocuk olmuştu genelde. Büyücü ailelerin çocukları bir Malfoy ile oynamalarını istemezdi örneğin. Sırf aile geçmişleri yüzünden küçük bir çocuğu yargılama hakları yoktu aslında. Scorpius bundan şikayetçi olmamıştı gerçi. Ön yargılarını yıkamayan beceriksizlerin her söze kanan sümüklü veletleri ile oynamadığı için şanslıydı. Vaughn hariç ama onunla da sık takılmazdı çünkü genelde Amerika'da olurlardı.

Lütfen ama! Albus bir Potter olmasına rağmen onunla geçinebiliyordu. İlk arkadaş olduğu dönemlerde bunu o önyargılı ailelerin duyması için çok dua etmişti. Okul dönemi Scorpius'un popüleritesini kazanmasına katkı olmuştu. Popüler olmak değildi mesele gerçi. Albus ile tek olsa bile fark etmezdi.

Kapı açıldığında düşüncelerinden ayrılarak kitabı yüzünden çekti ve işareti yerleştirerek kapadı. Gelen Vaughn, Nora ile ikisini ayırdığından beri onunla bu konu hakkında konuşmamıştı ve hala sessizliğini korur şekilde sandığına gidip bir şeyler aramaya koyuldu. Scorpius ile bunu konuşma zorunluluğu tabii yoktu fakat yinede sormak istediğini biliyordu.

Son VarisBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!