Gözlerimi açtığımda beyaz duvarlar ve soluk renklerle döşenmiş bir odada olduğumu gördüm. Hastane.

Ne olmuştu ? En son hatırladığım şey, başımın dönmesiydi ve kafamın yemek tabağıma düşmesiydi. Gerisi zaten boşluk.

Yatakta doğruldum. Biraz kendime gelmeyi bekleyip, yataktan çıktım. Hastane kıyafetlerinden kurtulup kendi kıyafetlerimi giydim. Ve odadan çıktım. Ne de olsa buraların yabancısı sayılmazdım. Bulunduğum hastanenin sabah geldiğim hastane olduğunu anlamam ve sekreter kızdan doktorumu çağırmasını istemem, sekreter kızın şaşkın bakışlarla bana bakması ardı arkasına olan şeylerdi. Üstelik çıkışımı da alamamıştım. Harika.

Doktorumu bekledim. Tamda lazım oldukları anda kaybolmak işlerinin bir parçasıydı sanırım. Bekleme odasına girdiğinde gülümsedi. Bende karşılık olarak gülümsedim.

"Neyim varmış ?" Doktor elini saçlarına götürdü ve saçını karıştırdı. "Entoksikasyon." Ağzım beş karış açıldı. O ne lan ? Boş gözlerle doktora bakıp "İngilizcesi lütfen." dedim. Doktor gözlerini devirdi ve "Zehirlenmişsin." dedi kısık ama sert bir sesle. Zehirlenmişim. Amaneden ?

"Nasıl yani ?" Nefes aldım "Nasıl ?" doktor arkamızda kalan koltukları işaret ederek "Otur." dedi. Dediğini yapıp oturdum. O da karşıma oturdu. "Narkoz yüzünden. Vücudun narkoza şiddetle karşı çıkıyor." Dudaklarımı birbirine bastırıp, tek kaşımı kaldırdım. "Çeviri falan yapamaz mısın ? Daha açık konuş ?! Narkoza alerji mi geliştirmişim ?" Doktor gözlerini kıstı "Öyle de denebilir." Tereddütle bana bakarak "Brooke, aslında söylemek istediğim başka birşey var." Gözlerini gözlerime dikti. Kafamla onu onayladım "Dinliyorum." Doktor konuşmaya başlamak için ağzını araladı, tam bu sırada kapı hızla açıldı. Aniden arkamızı döndük. Bir hemşire kapıda dikiliyordu. Bize baktı ve birşey söylemeden hemen geri çıktı. Doktora döndüğümde ayaklanmış olduğunu gördüm. "Birşey söyleyecektiniz ?" Doktor arkasını döndü ve kapıya doğru giderken "O kadar da önemli değildi." dedi. Ve kapının kapanma sesini duydum.

Yanlızdım. Zaynyokkenhepyanlızdım.

****

Skype görüşmemizin sonuna geldiğimizi anladığımda kapatmamak için bin bir bahane üretiyordum.

"Ya kapatma ya...Zayn...Kapatma.."

"İyi de meleğim burada saat kaç haberin var mı ? 3. Gece üçten bahsediyorum. Ve ben uyanamama ihtimalimi de hesaba katarak, uyanık kaldım. Ve bugün imza günümüz var." İçli bir nefes verdi "Sanki ben seninle konuşmak istemiyormuşum gibi hissettiriyorsun."

"..."

"Eee dansçıları sormadan mı elveda diyeceksin ?" Gülerek söylüyor birde. Aptal Malik, ne olacak.

"Sen ve dansçıların aptal anılarını dinlemek istemiyorum." dedim hızlıca. Kahkaha attı.

"Kısaca; senidahafazlakıskanırsam, kıskançlıktançatlayacağımdemek istiyorsun sanırım ?"

"Sen uyumaya başlamışsın bile Malik."

"Bir laf sokma girişimi daha başarısızlıkla sonuçlandı -Brooke Malik." Gülmemek için dudağımı ısırdım. Bu çocuk niye bu kadar salak ?

"Dudağını ısırma." Kaşlarımı çatarak:

"Anlamadım ?"

"Benim de canım çekiyor. Ki bu durumda dudaklarına erişemem."

Kızardım...

"..."

"Dudaklarına iyi bak haa. Gelince yıpranmış dudakları öpmek istemiyorum."

Mrs. Malik (Zayn Malik Fan Fiction)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!