27.Bölüm ✘ FELAKETİN HABERCİSİ

16.6K 1.4K 255

Sessizlik hiç bu kadar can sıkıcı olmamıştı. Loş bir koridorda her birimiz bir köşede dalgınca bekliyorduk. İlk defa intihar eden birine bu kadar yakından tanık olmuştuk ve ne hissedeceğimizi kestiremiyorduk. Ellerimi hala yıkamaya fırsat bulamamıştım ve kurumuş kanla kaplıydı. Bu görüntü bana çok yabancıydı. 

Özellikle eskiden fazlasıyla iyi anlaştığım bir insanın kanını elimde hissetmek çok değişik hissettiriyordu. Sanki kelebeğin kanatlarını ben koparmışım gibi.

"B Rh negatif kana ihtiyacımız var. Depoda var fakat bir ünite daha gerek. Uygun olan biri var mı?" diyen doktorun sesi ortamdaki dalgınlığı anında yok etmişti. Anında hepimiz ayaklanıp doktorun yanına gitmiştik.

"Durumu nasıl şimdilik?" diye sorarken dudağımı ısırmıştım. Karşımdaki kadın dudaklarını birbirine bastırdı. Orta yaşlarında olduğu belliydi fakat kıvırcık saçları daha büyük gözükmesine neden oluyordu.

"Henüz bir şey demem mümkün değil. Diğer kanlar bitene kadar şu işi halletmeliyiz. Aranızda bu gruba sahip olan biri var mı?" dediğinde kafamı diğerlerine çevirdim. Benim kanım AB pozitif'ti. Yani hiçbir şekilde veremezdim. 

"Eğer ölürsem Harley'ime onu çok sevdiğimi söyleyin. Çocuklarımıza iyi baksın." diyen Bora ile rahatlama ile bir nefes verdim. En azından aramızda uyan biri vardı. 

"Çabuk olmalıyız. Sizinki uyuyor mu yani?" dediğinde Bora dudaklarını birbirine bastırarak başını onarlarcasına salladı. 

"Ölmeden önce itiraf etmek istediğim şeyler var. Giriş.." deyip duraksadığında kaşlarımı çatarak ona baktım. Şuan acelemiz vardı fakat diyeceği şeyi merak etmiştim. "Üç ay önce yatağına işedim." deyip koşmaya başladığında ağzım açık arkasından bakakaldım. 

"Lan!" deyip arkasından koşacaktım ki çoktan koridoru dönmüştü bile. Benim yerime doktor onun arkasından koşarken sabır dilercesine bakışlarımı havaya kaldırdım. Bunu daha sonra detaylı bir şekilde vuracaktım Bora'ya ama şimdi daha önemli konularımız vardı. 

"Savaş'a ulaşabilen var mı?" diye sokarken az önce oturduğum yere geri geçmiştim. 

"Açmıyor şerefsiz!" dedi Barış telefonuna geri dönerken.

Sude'nin yaptığı saçmalığı hangimiz söyleyecekti ona merak ediyordum. Eminim çok üzülecekti. Hatta üzülmekten fazlası. Eğer Sude ölürse bu sefer Savaş'ı toparlayamazdık. Her ne kadar ben onu unuttum desede hala sevdiğini biliyorduk işte. 

"Müdür yardımcısı bozuntusu sizinlede konuşacakmış ama bir şekilde daha ileri saatlere yolladım. Şuan konuşmak istemezsinizdir diye düşündüm?" dedi Almira tam karşıma otururken. 

"İyi yapmışsın teşekkürler." dediğimde elini önemli değil der gibi salladı. Kolundaki gümüş saati kontrol ederken geriye yaslanıp kollarını bedenine sarmıştı. Her ne kadar aramızda en rahat görünen kişi o olsada endişelendiğini fark ediyordum. Karşısındakini hiç tanımasada içten bir yakınlık hissettiğini dalgın bakışlarından anlayabiliyordum. Bunun nedeninin uyuşturucu ile bir bağlantısı olduğunu düşünüyordum. Tabi vicdan dahilinde fakat Almira'ya bir şeyler anımsatmıştı sanki o görüntü. Ben böyle yorumluyordum fakat doğruluğu tartışılırdı. 

"Biri şu Bora'nın yanına gitsin. Ben gidersem eğer kesici aletler varken hoş bir durumla sonuçlanmayabilir." dedim Barış ile Yusuf'a bakarken. Barış başını onaylamazca sallarken Yusuf gözlerini devirdi.

"Neden beni bu piçle muhatap olmak zorunda bırakıyorsunuz hep?" diye sorarken gözü Almira'ya kaymıştı. Almira ona bir böceğe bakar gibi baktığında Yusuf boğazını temizledi. "Piç derken piç demek istememiştim kusura bakma yenge." dediğinde Almira gözlerini devirdi. Sinirin damarlarıma yayıldığını hissederken sakinleşmek adına elimi sıktım. "Bir gelişme olursa haber verirsiniz." deyip bana tuhaf bir bakış atarak hızlı adımlarla yürümeye başladı. 

5✘1 Eşittir 1Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin