II. Bölüm

49K 1.8K 65
                                    

Multimedia: Arda

Linkin Park-Numb

..."Ondan uzak dur."

"Anlamadım. Kimden uzak durayım?"

"Bak, aptal ayağına yatma. Daha ilk günden onunla konuşmaya çalışmalar felan. Bir daha seni onunla konuşmaya çalışırken görmeyeceğim." Ne diyordu bu çocuk ya?Ben kimle konuşmaya çalış.. Deniz! Ama bundan Arda'ya neydi?

"Bu seni neden ilgilendiriyor?" Cümleler ağzımdan çıktığı an Arda'nın bugün Denize nasıl baktığını hatırladım.Ona konuşma fırsatı vermeden"Çünkü sen Deniz'den hoşlanıyorsun."dedim. Bu konularda çok deneyimli sayılmazdım ama ben bile anlayabilmiştim. Yüzündeki değişim gözle görülür biçimdeydi .Daha demin bana dövecekmiş gibi bakarken şimdi yüzünde çaresiz bir ifade vardı. Bu bakışların sebebinin Deniz olduğu gayet açıktı. Yüzündeki çaresiz ifadesi çabucak silindi ve tekrar yerini sert bakışlar aldı.

"Eğer kendi kafandan uydurduğun şeyleri birilerine söylersen senin kafanı koparırım."

"Kimseye söylemeyeceğim." Arda'nın tehditinden tespitimin doğru olduğunu kavradım ama başka bir şey söylemedim. Arda bana tip tip bakarken o sırada sınıftan Deniz çıktı. Onu ilk defa ayakta görüyordum. Boyu ortalamanın üstündeydi. Vücudu ise.. mükemmeliği sembolize ediyordu sanki. Arda'nın ona nasıl baktığını görünce bakışlarımı başka yöne çevirdim. Çocuk haklıydı. Böylesine güzel bir kız nasıl sevilmezdi ki? Kendi kendime gözlerimi devirdim. Ne diyordum ben? Güzeldi, evet ama insanları kendinden uzaklaştırıyordu. Kuralları vardı. Tekrar ona bakınca bizi hiç umursamadan merdivenlerden inmeye başladığını gördüm. Ben de Arda'yı daha fazla umursamadım ve Deniz'in arkasından inip okuldan çıktım. Dışarı çıktığımda bahçede nerdeyse kimse yoktu.Kulaklığımı kulağıma takıp yavaş adımlarla yere bakarak yürümeye başladım.İlk günüm tahmin ettiğim kadar kötü geçmemişti hatta bazı pürüzler- Arda ve Deniz- dışında iyi bile denebilirdi. Bir kaç gün sonra sınıfın çoğuyla arkadaş olacağıma emindim .Durak okula yakın olduğu içi çabucak geldim. Bakışlarımı yerden kaldırdığımda bana bakan bir çift gri gözle karşılaştım. Hızla başını çevirdi ve her zamanki gibi karşıya bakmaya başladı. Aradan geçen 5 saniye sonunda nefesimi verdim. Bakıştığımız andan beri nefesimi mi tutuyormuşum? Müziğin ne söylediğini anlamıyordum çünkü kalbim kulaklarımda atıyor gibiydi. Neden bu kadar heyecanlandığıma anlam veremedim. Burda beklediğine göre minibüsle gidiyordu. Benim minibüsüm hemen geldi ama binmedim. Evet, belki saçmaydı ama onun nereye gideceğini merak ediyordum. On dakika geçmişti ama hala beklediği minibüs gelmemişti. Belki de babası alıyor diye içimden geçirirken  bir minibüs geldi ve arkasına bakmadan bindi. Ne bekliyordum, bana bakmasını felan mı?

Yemeğimi yedikten sonra odama çekildim. Ödevlerim vardı ama yapmayı düşünmüyordum. Her zaman okulda yaparım mantığıyla hareket ederdim. Zaten bugün çok yorulmuştum ve internete bile girmek  istemiyordum.Telefonumu masanın üzerinden alıp yatağın içine girdim. Müzik çalardan bi şarkı seçtim. Numb çıkmıştı şansıma. Gözlerimi kapattım ve bugünü düşünmeye çalıştım. Ama aklıma gelen tek şey gri gözlerdi .Ve uyumadan evvel en son o gözleri gördüm.

1 hafta sonra.

Alarmın sesine bi küfür savurup gözlerimi açtım. Okulun başlamasına bir buçuk saat vardı. Ama tekrar uyursam bir daha asla kalkamayacağımı bildiğim için duşa girdim. Yarım saat sonra kapının önünde anneannemle vedalaşıp evden çıktım. Okul ile ev arasında çok yoktu ama yine de minibüs ile gidip geliyordum.Okula başlayalı bir hafta geçmişti ve her şey güzel gidiyordu. Deniz ile ilk günden sonra hiç iletişime geçmemiştik ve Arda'yla da konuşmamıştık. Diğerleriyle ise gayet iyi anlaşıyordum. Okula geldiğimde kimse yoktu.Tamam yarım saat evvel gelmiştim ama okulu benim açmam normal miydi?Okulun kapısından girdim ve sınıfa doğru çıkmaya başladım. Tam kapıyı açmaya çalışırken kapı açıldı ve kalbim heyecanla çarpmaya başladı. Adrenalinin bütün vücudumda yayıldığını hissedebiliyordum. Bir adım geri attım ve kapının tamamen açılmasını bekledim. İçerden Deniz çıkınca tuttuğum nefesimi verdim. Onun yüzünden de korktuğu belli oluyordu. Düşünsenize, okula erken gelmişsiniz okulda kimse yok ve siz sınıfa girerken kapı açılmaya başlıyor. Belki şuan bir şey demem gerekiyordu ama hiçbir şey demedim ve -tabiki- oda demedi. Sınıftan çıkıp gitti, ben de yavaş adımlarla sınıfa girdim. Sıraya eşyalarımı bırakırken günlüğü olduğunu tahmin ettiğim defterinin açık olduğunu gördüm.İçimden bir ses bir göz atmanın sakıncası olmadığını söylese de bakmamaya karar verdim.Sıraya oturdum,başımı sıraya koyup gözlerimi sıkıca yumdum.

Sesler arttığında uykulu bir şekilde kafamı kaldırıp etrafıma baktım.Bütün sınıf gelmişti ve gözlerimi kırpıştırıp tekrar açınca bütün sınıfın bana baktığını gördüm ve bir de hocanın.Hemen üzerime çeki düzen verip dik oturdum. Hocanın ağzı kıpırdadığı için bir şeyler dediğini fark ettim ama ne dediğini anlamıyordum. Bir süre sonra sesler gelmeye başladı.

"Beyefendi burayı otel zannetti sanırım."Acaba hoca gireli ne kadar olmuştu?Gözlerim tahtanın üzerindeki saate kaydı. 08.45 ! 45 dakikadır uyuyorum ve sınıfta kimse beni uyandırmamıştı?Deniz'e baktım ,en azından beni dürtmesi lazımdı. Ama hocanın bana bağırmasından çok memnun gibi yüzünde hafif bi tebessüm oluşmuştu.

"Hocam ben.."

"Oo ayılmışsınız beyefendi.Kahvaltıda ister misiniz?"Bu nasıl gıcık bi adamdı böyle.Dersin ne olduğunu hatırladım.Ders kimyaydı ve Eren bana kimyacıya dikkat etmemi söylemişti. Tam adamına çattık desene.Geçen hafta bana gayet iyi biri gelmişti ama şimdi Eren'e hak veriyordum.

"Özür dilerim."İlk dersten moralim bozulmuştu.Okulda ne mantıkla uyuduysam artık. Dersin geri kalanı geçmek bilmedi sanki. Ama bittiğinde kendimi özgür hissettim. Mehmet yanıma geldiğinde yüzünde kocaman bi gülümseme vardı.

"Kimyacının gözde öğrencisi sensin artık."

"Dalga geçmeyi kes, beni neden uyandırmadınız?"

"O kadar tatlı uyuyordun ki kıyamadık." Mehmet gülmeye başladığında göz ucuyla Deniz'e baktığımda o da gülümsüyordu.Onun gülümsediğini görünce nedensiz bir şekilde ben de gülümsedim.

"Neyse boşver de ders ne?"

"İngilizce. Ödevi yaptın dimi?"Siktir.. Hoca ödevi ben okula gelmeden önceki hafta vermiş.Geçen gün Mehmet söylemişti, aslında yapacaktım ama  tamamiyle aklımdan çıkmıştı.

"Sen yaptıysan bana versene."

"Paragraf yazılacaktı. Herkes kendine göre yapacakmış." İkinci siktir..İngilizcem şarkıları anlamak dışında çok kötüydü, doğru düzgün cümle bile kuramazdım. Defteri çantamdan çıkarıp birşeyler yazmaya çalıştım..Hocanın geldiğini sonradan görüp yazmayı bitirdim. Hoca yoklama alırken Deniz'e bakıyordum. Bugün altına etek ve bacaklarını gösterecek incelikte bir çorap giymişti.Daha fazla bakmamak için kafamı çevirdim ama bakmak istiyordum. Bu çok iğrençti ama böyle güzel bacakları olan bir kıza herkes bakardı - sadece çok pisliktim ve kendimi rahatlatmaya çalışıyordum-. İsmimi duyunca ayağa kalkıp hocaya baktım.

"Deniz Şen sen misin?

"Evet hocam benim."İngilizce hocası geçen hafta izinliydi ve onunla şimdi tanışıyordum.

"Ben bu sınıfın, sınıf öğretmeniyim.Hoşgeldin Denizcim.Okula alıştın mı?"

"Evet hocam alıştım."

"Nerelisiniz?" Klasik sorulara başlamıştık sanırım.

"Muğla."

"Kaç kardeşin var?"Evet klasik sorulara başlamışız.

"1 kız kardeşim var."

"Baban ne iş yapıyor?"Diğer hocalarda bazı sorular sormuştu ama kimse ailemle ilgili bu konuda soru sormamıştı. Bu soruyu cevaplamak benim için hep zor olmuştu ve gene öyle anlardan birindeydik. Bir kaç saniye bekledikten sonra konuşmaya başladım.

"Annemle babam vefat etti." Sesim titredi, şimdi ağlamanın sırası değil diye hatırlattım kendime. Bütün sınıf bana dönmüştü. Kimse ailemle ilgili bir şey bilmiyordu sonuçta. Deniz bile gözlerimin içine bakıyordu.

"Siz nerde kalıyorsunuz peki?" Sesimin tekrar titrememesine özen göstererek "Biz anneannem ile kalıyoruz."dedim.

"Anladım canım.Başınız sağ olsun."

"Sağ olun" diye mırıldanarak yerime oturdum.O anlar aklıma yığılır gibi yine hücum etmişti. Bir trafik kazasında, bir ayyaşın içkili araba sürmesi yüzünden kaybetmiştim ben ailemi. Bir ayyaş yüzünden dağılmıştı ailemiz. İçimden bir sürü şey geçiyordu, küfür etmeye başladım her şeye,herkese. Ama o ince, pürüzsüz  ses içimdeki fırtınayı durdurdu.

"Seni anlıyorum."

Deniz Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin