§Special§

12.5K 1.3K 271
                                    

"Kalbimi hissedebiliyor musun?"

***

"Lütfen şurayı imzalayın Bayan Frank." dedi adam sekreter dosyasını ona uzatarak.

Ellis pilot kalemi parmaklarının arasına alıp, belgeyi son bir kez gözden geçirdikten sonra imzaladı.

"Bu yaptığınız çok büyük bir fedakarlık. Her şey için teşekkürler." dedi diğer adam.

Ell ona gülümseyip teşekkür etti. Evrak işleri hallolduktan sonra, binadan çıkmak için asansöre yöneldi.

Asansör kapısı açıldığında, karşısında lacivert mezuniyet kıfayeti ve kepiyle kenara yaslanmış bir Jungkook beklemiyordu.

Şaşırarak ona baktı. "Burada ne işin var?"

"Haberler hızlı yayılıyor." asansörün kapısı kapanmadan önce Ell'i kolundan tutup içeri çekti. Sıfır düğmesine bastı. Kapı kapandığında Jungkook onu duvara yaslayıp ellerini iki yanına koydu.

Ell yutkunarak ona baktı. Kalbinde dinozorların tepmeye başladığını hissedebiliyordu.

"Evdeki mal varlıkla bir yetimhane açmak.." Jungkook yere bakıp hafifçe gülümsedi ve tekrar onun gözlerine baktı. "Ailen seninle gurur duyardı."

Ell alt dudağını ısırıp yere baktı. Kırmızılaşmaya başlayan yüzünü gizlemek istiyor fakat beyaz teninin buna izin vermeyeceğini biliyordu.
Ve Jungkook'un gözlerinin direkt üzerinde olduğunu da.

Sonunda başını kaldırıp gözlerine baktığında Jungkook tatmin bir gülümsemeyle yüzüne yaklaştı.

"J-Jungkook... Asansördeyiz. Durmalısın." gözleri dudaklarına kayarken titreyen sesiyle söyleyebildiği tek şey buydu.

Jungkook "Şşş..." diye fısıldadı ve başını hafifçe sağa yatırıp dudaklarını onunkilere örttü.

Ell az önce dediği şeye zıtlıkla hemen ona karşılık verdi. Dudakları birbirine bir kere değdi mi, kıyamet kopsa bile umrunda olmazdı. Duyguları öyle yoğundu ki tarif etmesi zordu.

Ellerini yanaklarına koyup prüzsüz cildini okşarken, bir süre sonra asansör kapısının açılmasıyla ikisi de hızlıca başlarını kapıya çevirdiler.

Neyse ki kat boştu ve kimse yoktu.

"Gıcık. Ya orada birisi olsaydı?" dedi Ellis onu omuzlarından ittirerek.

Jungkook sırıttı. "Ama kimse yok." elinden tutup onu dışarıya çıkardı ve binadan çıktılar.

"Mezuniyet törenine gelemediğim için üzgünüm." dedi Ell onun elini sıkarak. 

Jungkook yürürken gülümsedi. "Sorun değil. İşlerin olduğunu biliyordum."

"Peki, şimdi ne yapacaksın?" dedi Ell onun başındaki kepe bakarken.

"Konservatuarda müzik profesörü olacağım." dedi Jungkook omuzlarını dikleştirerek.

"Woah, Jungkook-shi bu harika bir haber." dedi Ell gülerek.

"Bana Jungkook-shi deme. Çok yapmacık."

Ell güldü ve birlikte arabaya bindiler.

"Ve sen, evde özel ders görüp bir yandan da bu yetimhaneyi işletmeye devam edeceksin değil mi?" dedi Jungkook motoru çalıştırıp sürmeye başlarken.

"Evet." dedi Ell başını sallayarak. "Şu anda bile o kadar çok e-posta alıyorum ki, birçok insan yetimhane açtığım için teşekkürler yağdırıyor ve hediyeler gönderiyor. Ayrıca babamın çalıştığı şirket de maddi yardımda bulunmak istediklerini söyledi."

"Peki sonraki hedefin nedir?" dedi Jungkook eve doğru sürerken.

"Hmm.. Sanırım bir hayvan barınağı açmak."

Jungkook güldü. "Cennetten falan düşmediğine emin misin?"

"Televizyondaki aptal dizilere ve filmlere küfreden bir insan olarak, pek sanmıyorum." dedi Ell gülerken.

Jungkook sırıtarak arkasına yaslandı.

"Artık hayatımızın sana Bayan Jeon dedikleri kısmına geçemez miyiz?"

***

Ne kadar ponçik bir çift xhdnfd

Merak etmeyin bundan sonra bir özel bölüm daha gelecek.

• The Carpet Π Jeon Jungkook •Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin