§40§

12.1K 1.4K 281
                                    

"Ve birden bire bütün şarkılar seninle ilgili olmaya başladı."


***

Kaç ay olmuştu? Üç mü, dört mü?

Jungkook yine de vazgeçmemişti.

Her sabah okula gitmeden önce Ellis'in yanına gidip günaydın diyor, okuldan geldikten sonra da başından geçenleri ya da dertlerini huzurla uyuyan kıza anlatıyordu.

Bekleyeceğine dair söz vermişti ve sözünü tutmakta kararlıydı.

Ayrıca umudu artmıştı çünkü Ellis, parmağını hareket ettirmek, gülümsemek veya kaşlarını çatmak gibi küçük tepkiler veriyordu.

Jungkook, onu dinlediğinden emindi. Bazen sırf onu sinir etmek için okuldaki güzel kızlardan bahsettiğinde, birkaç kez kaşlarını çattığına tanık olmuştu. Sonra şaka yaptığını söylediğinde, dudaklarının hafifçe yukarı kıvrıldığını fark etmişti.

Diğerleri de sürekli Ellis ile ilgileniyor ve sıkça onunla konuşuyorlardı. Özellikle Claire mektuplaştıkları zamanlardan ve halısından bahsettiğinde Ellis parmağını hareket ettirerek ya da hafifçe gülümseyerek tepki veriyordu. Doktorlar sık sık kontrole geliyor ve durumunun daha iyiye gittiğini söylüyorlardı.

Jungkook onun neden hala uyanamadığını anlamasa da, Edward ona Ellis'in bedeninin tam olarak toparlanması ve zihnini açabilmesi için zamana ihtiyacı olduğunu söylemişti.

Kook bunun çok uzun sürmemesini diledi, çünkü verdiği sözü tutamamaktan korkuyordu.

Claire Yoongi'ye Ellis uyanana kadar burada kalmaları için dil dökmüştü. Yoongi başta pek istemese de Jungkook'un da ısrarıyla kabul etmişti.

Heilin, Cameron'a karşı hislerini itiraf etmeye karar vermişti.

"Bu kez içimdeki şeytana kulak asmayacağım." demişti Jungkook'a alayla.

Jungkook sırıtmış ve, "Hadi yap şunu." demişti. "Saklayacak bir şeyin yok."

Heilin titreyen bacaklarına hakim olmaya çalışarak mutfağa gittiğinde Cameron'u tıka basa cips yerken bulmuştu.

Cameron ona garip garip bakıp, "Ne?" demişti ağzı dolu olmasına rağmen.

Heilin göz devirerek güldü ve yanına gidip onun ağzını kapattı.

Bu sırada Jungkook'un kapının arkasından gizlice izleme girişimleri Heilin'in onu fark ederek terliğini çıkarıp ona doğru fırlatmasıyla son bulmuştu.

Cameron ve Jungkook kahkahalar atarken Heilin somurtuyordu.

"Vazgeçtim işte. Söylemeyeceğim." demişti kollarını göğsünde birleştirerek.

"Neyi?" demişti Cameron merakla.

Jungkook kıkırdayarak Ellis'in odasına ilerlemişti.

"Seni sevdiğimi-" Heilin farkında olmadan söylediği şeyle hızlıca ağzını eliyle kapatmıştı. Böyle bir aptallığı nasıl yapabildiğini düşünürken Cameron ona büyümüş gözleriyle bakmıştı.

Aslında zaten onu sevdiğini biliyordu fakat, bu şekilde pat diye, üstelik yanlışlıkla söylemesini beklemiyordu.

Heilin kaçmak için ayaklarını hareket ettirdiğinde Cameron kalktı ve onu kolundan tutarak kendine çekti.

"Ne tesadüf ama," dedi dudaklarına kapanmadan önce. "Sen söylemesen ben de söyleyemeyecektim, seni sevdiğimi."

Heilin şaşkınlıktan gözlerini kapatamamıştı bile.

Bu güzel an Claire uykulu bir şekilde mutfağa girdiğinde sona ermişti.

Jungkook bunu Ellis'e anlattığında gülümsediğini görmüştü. Gün geçtikçe verdiği tepkiler artıyordu.

"Ben üniversiteyi bitirmeden önce uyansan iyi olur," demişti kıkırdayarak. "Daha katılacağımız bir sürü okul gezisi ve piknik zımbırtıları var, ve sensiz bunlar çok sıkıcı olur."

Ellis Jungkook'un onunkini tutan elini parmağıyla hafifçe sıktığında Jungkook gülümsemişti. Bunun ne demek olduğunu biliyordu.

Bekle beni Jeon, yakında geleceğim.


***


Bir sonraki bölüm muhtemelen final ㅜㅜ

• The Carpet Π Jeon Jungkook •Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin