22.Bölüm ✘ ÇİFTLİK

18.8K 1.4K 396

Multimedya Sude.

--

Uzun soluklu bir hafta sonundan
sonra, tekrar pazartesine dönmüştük. Almira ile o günden sonra bir kez yemekhanede karşılaşmıştık o kadar.

Normal haline az çok dönmüş gibiydi. Acılarını dışarı yansıtmamayı başarabiliyordu ama ben anlıyordum. Haftalar olmuştu onu tanıyalı ve ben ondan hoşlanıyordum. Okuldaki bir kaç erkeğinde ondan hoşlandığını biliyordum ama yanına yaklaşmaya cesaret edebilen olmamıştı. Benim dışımda.

"Bugün ne sınavı var?" diye gözünü açmaya çalışan Yusuf'a Barış cevap verdi.

"İngilizce." dediğinde inleyerek kafasını tekrar yastığa bastırdı. En zor uyanan oydu ve bize çektiriyordu. Bir gün tepesinde orangutan teptireceğim haberi yok.

"Oo ingilizce ise o bende. Bilirsiniz harika ingilizce konuşurum. Mesela I'm from eight-teen phone number." diyen Bora'ya gözlerimi kısarak baktım. Ne dedi o?

"Dur ben çevireceğim Bora'nın dediğini. Dedi ki: Ben aslında özürlü bir tirrekim." diyen Savaş'ı onaylarcasına başımı salladım.

"Atma lan ingilizce yoksunu. Ben nereli olduğumu söyledim bir kere." deyip omuz silktiğinde bu saçma diyaloğa daha fazla dayanamacağımı bildiğimden kalkıp giyinmeye başladım.

"O nasıl söyleme lan. Bir kere ben cümlenin içinde Adana kelimesi duymadım." dedi Barış poğaçasından yerken.

"Doğru ya memleketi söylemeyi unuttum. O zaman I'm Adana years old." dediğinde gülmüştüm. Saçlarımı düzenli bir şekle sokarken canım Yusuf'a tekme atmak istedi ve attım. Tabi tınlamadı bile camış.

"İngilizce hocana sokayım." dedi Savaş Yusuf'un üzerine atlarken. Bu engin görevi her zaman Savaş'a kitleyerek sinir hücrelerimizi rahatlatıyorduk.

"İngilizce hocası erkek ama yinede çok istiyorsan bilemeyeceğim yani." dedi Bora dudağını birbirine bastırırken. Savaş ona tepkisiz bir şekilde baktıktan sonra hatırı sayılır bir küfür fısıldadı ve Yusuf'u tekmelemeye devam etti.

Savaş.. normaldi. Yani Sude ile karşılaştı mı henüz bilmiyorduk ama normal davranıyordu işte. Muhtemelen hala karşılaşmamış olmalıydı. Aksi taktirde bu kadar enerjik olabilir miydi emin değildim. Elbet karşılaşacaktı fakat ne kadar geç olsa iyiydi. Gerçi karşılaşmışta olabilirdi. Şuan tam olarak kestiremiyordum.

"Savaş?" diye sorarken Yusuf'un üzerinden almıştım.

"Ne?" derken tüm odağına girmiştim.

"Nasılsın?" dedim normal bir şekilde sorarken. Bana tuhaf bir bakış atarken boğazını temizledi.

"Nasılsın mı?" diye sorarken kaşlarını çatmıştı. "Ne zamandır hal hatır soruyorsun sen?" dediğinde hak verircesine başımı salladım. Tamam normal davranmıyordum.

"Her neyse babannenler nasıl?" diye sorduğumda gözlerini devirerek yürümeye başladı.

"Biri Giray'ın beynine format atsın." dediğinde ben gözlerimi devirdim.

"Yusuf'u nasıl uyandıracağımızı buldum kankalar. Bu arada ben şok!" derken telefonunu bize doğru çevirmişti. "Angelina ve Brad ayrılmış oğlum!" diye bağırdığında omuz silktim. Beni ilgilendirmiyordu şahsen. Ama Yusuf için aynısını söyleyemezdim. Aniden ayağa kalkmaya çalışması nedeniyle hücrelerinin yüzde doksan sekizini kaybetmiş olabilirdi.

"Ahh sikeyim! Kim koydu bu yatağı ulan! Neyse ne dedin sen ayrılmışlar mı dedin? Ne zaman dedin? Kim dedi?"diye devam ederken kafasını ovalıyordu. 

5✘1 Eşittir 1Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin