74 - Hakikat ve Yalan

2.1K 212 17


Çam ağaçları ile çevrili ormanın akşam sessizliğini, havuzlu beyaz lüks villaların birinden yükselen müzik tınıları ve insan lakırdıları bölmekteydi. Havuzun etrafı gruplar halinde dağılmış, kendi aralarında ellerinde içki dolu bardaklarla sohbet halinde olan ve bedenlerini müziğin ritmine kaptırıp dans eden şık giyinimli gençler ile çevriliydi. Kimileri şezlonglara oturup insanları seyretmeyi, kimileri ise kuytu köşelerde gözlerden uzak vakit geçirmeyi tercih ediyordu. Eğlence yeni başlamıştı ve insanlar gece yarılarına kadar sürecek olan bu cömert parti için sadece ısınmaya çalışıyorlardı.

 Eğlence yeni başlamıştı ve insanlar gece yarılarına kadar sürecek olan bu cömert parti için sadece ısınmaya çalışıyorlardı

O sırada, villanın önüne geniş vagonlu bir araba yanaştı. Arabanın ön yolcu kapısı açıldı ve aşağıya iki kişi indi. Bunlar Uras ve Melis'ti.

"Çocuklar sizi birde almak için geri döneceğim. Saate bakmayı unutmayın. Tamam mı?" diye seslendi Melis'in babası. Melis, Rıdvan'ın biricik kızıydı. Onu evde yeterince tembihlemiş olması yetmiyormuş gibi aynı şeyleri şimdi burada da tekrarlıyordu.

"Tamam baba(!)" dedi Melis. Beklediği onayı alan vesveseli baba bakışlarını Uras'a çevirdi.

"Uras, Melis sana emanet. Lütfen ona iyi sahip çık."

"Baba(!)" dedi Melis, sitem dolu bir sesle. Uras durumu ağır başlılıkla ele aldı.

"Peki efendim. Siz hiç merak etmeyin. Melis bana emanet." dedi Uras. Böyle dese de villadan gelen çılgın müzik sesleri, Rıdvan'ı çoktan kaygılandırmaya başlamıştı. Kızının göz alıcı bir güzelliğe sahip olduğunun farkındaydı ve Melis'i çakalların arasına kendi elleriyle bıraktığı bir kuzu olarak görüyordu.

Melis arabanın kapısını kapattı ve uzaklaşan babasının arkasından el salladı. Üzerinde, sırtı boynundan beline kadar dar dekolteli, sıfır kol mini etekli krem bir elbise vardı. Beyaz, rugan ince topuklu ayakkabıları ile elinde taşıdığı askısız küçük el çantası elbisesiyle tam bir uyum içerisindeydi. Başının arkasında sprey ile şekil verilerek toplanmış saçları, ince boynunun zarafetini ön plana çıkarıyordu. Saçlarının bir kısmı sol yanağının üzerine, bir kısmı ise ensesine dökülüyordu. Saçları, sanki alelacele toplanmış edasıyla doğal bir görünüm yaratsa da kuaför tarafından profesyonel eller ile şekil verildiği ortadaydı. Şıklıkta, Uras'ın da Melis'ten geri kalır yanı yoktu. Orta uzunlukta siyah saçlarını yanlardan geriye doğru tarayarak özenle şekil vermiş, siyah rugan ayakkabılarının üzerine giydiği krem pantolonu ve siyah polo yaka tişörtü ile bir beyefendi görünümüne sahipti.

Melis, Uras'ın koluna girdi ve ikisi villanın açılan bahçe kapısından geçerek eş adımlarla yürümeye başladılar. Villa, zeminden aydınlatan spot ışıkları ile bulundukları yoldan 'ben buradayım' dercesine bağırıyordu. Uras ve Melis, havuz başına gitmek için yürümekte oldukları yoldan sola döndüler ve parti alanına ulaştılar. Havuz başı bir hayli kalabalıktı. Birden kendilerine dönen yüzleri fark eden Uras ve Melis ne yapacaklarını şaşırsalar da duygularını belli etmemeye çalıştılar. Kimileri onları fesat ve kıskanç bakışlarla süzerken, kimileri sadece imreniyor, uyumlarını takdir ediyordu.

Melis'i ve Uras'ı gören Ceyda, Nisa, Pınar ve Bora onları karşılayan ilk arkadaşları oldu

Melis'i ve Uras'ı gören Ceyda, Nisa, Pınar ve Bora onları karşılayan ilk arkadaşları oldu.

"Ay! Çok güzel görünüyorsunuz." dedi Ceyda, iki elini yanaklarının üzerine götürerek.

"Teşekkür ederim Ceyda. Sen de harika görünüyorsun." diye cevap verdi Melis, sempatik bir gülümsemeyle. Ardından birbirlerine samimiyetle sarıldılar.

Ortam, birbirine karışmış yoğun parfüm kokuları ile doluydu. Uras, artık kendi sıkmış olduğu parfümünün kokusunu alamıyordu bile.

"Merhaba arkadaşlar." dedi Uras. "Nasıl gidiyor? Eğleniyor musunuz?"

"Parti var diye geldik ama partinin sahibi ortalarda görünmüyor." diye cevap verdi Bora.

"Kenan işte... Yine bir şeylerin peşindedir kesin." dedi Nisa. Derken, havuzun ve villanın ışıkları tamamen kapanarak her yer karanlığa büründü. Buna, müziğin de durması eklenince misafirlerin tedirginliği yavaş yavaş artmaya başladı. Kimse neler olduğunu bilmiyordu. Herkes şaşkınlık içinde birbirlerine bakıyor, neler olduğunu öğrenmeye çalışıyordu. Kısa bekleyişin ardından villanın beyaz kapısını daire şeklinde aydınlatan güçlü bir spot ışığı ile herkes derin bir oh çekti. Bu bir elektrik kesilmesi değildi. Anons sesi duyuldu. Ses havuzun etrafına dizilmiş, hoparlörlerden geliyordu.

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!