Bölüm 45 - Güncellendi.

39.7K 2K 527


Arkadaşlar cuma bölüm gelmeliydi ama acil yetişmesi gereken bir iş çıktı ve yazamadım. Hafta sonu yazacağımı söyledim ama proje bitmek bilmedi. Şükür bitti dedim bugün teslim ettim, tam bölüme başlayacağım. Yeni bir proje geldi ve o yüzden yazamadım. Yazdığım kadar kısmı paylaşıyorum. Bu spoiler olsun. En kısa zamanda bölümü de tamamlayıp paylaşacağım.

Kusura bakmayın. Öpüldünüz.

* *

Bahar'dan

Evden çıkarken burada olma düşüncesi bu kadar ağır gelmemişti ama şu anda tam anlamıyla işkence çekiyordum. Ada havasının insanı yorduğunu söylerlerdi. Her zaman abarttıklarını düşünürdüm. Sonuçta bol oksijen ancak insanın ciğerlerini yorardı. Öyle değil mi? Fakat şu anda adım atacak bile enerjim yoktu. O kadar yorgundum ki, tek düşündüğüm şey yatağım ve onun içinde çekeceğim deliksiz uykuydu. Peki, ben neredeydim? Kulübün arka kapısına giden yolda... Peki neden?
Çünkü ben tam bir salaktım. İçerisini yöneten kişi babam olduğunu iddia eden adamdı. Kulübün sahibi amcamdı ve ben kuzenimin parçaladığım arabasının borcunu ödemek için buradaydım. Çünkü ben Bahar Ak'tım ve lanet olasıca onurum her şeyden önce gelirdi. Ailemden bile...

Aile.
Düşününce bir anda kendimi kalabalık bir ailenin içinde bulmuştum. Oraya ait hissediyor muydum? Hayır. Hissedecek miydim? Sanmıyorum. Bu zamana kadar aile kavramım çekirdeğin bir bölü ikisi kadardı. Ufak dünyamı dolduran, iyi günlerimde de kötülerinde de yanımda olan, beni sarıp sarmalayan tek kişi annemdi. Şimdi ise ay çiçeği tarlasına düşmüş gibi hissediyordum. Tanımam gereken o kadar kişi vardı ki, korkuyordum. Ayçiçeği demişken ada havası acıktırdı mı ne?
Bıkkınca nefesimi dışarı üfleyerek arka kapıyı açtım. Yine o meymenetsiz suratlı şefi göreceğim için daha ilk saniyeden iştahım kaçsa da içeriden gelen kokular beni tekrar hayata döndürdü. Bu adam gıcık mıcıktı ama işinin ehliydi. Hoş bu kokular her zamankinden farklıydı sanki. Yeni lezzetler arayışına mı girmişti yoksa. Allah'ım düşüncesi bile midemdeki kurtların horon tepmesine neden oluyordu.
Koşar adım soyunma odasına gidip üzerimi değiştirdim. Ayaklarımı sürüye sürüye geldiğim yere gidebilmek için popoma motor takmış gibiydim. Ey yemek, sen nelere kadirsin böyle. Soyunma odasından çıktım. Saçlarımı toplayarak mutfağa doğru ilerlerken bir anda duraksadım. Enfes yemek kokularının arasından sızan tanıdık aroma kaşlarımın çatılmasına neden oldu.

Nikotin...

Bizim usta ne zamandan beri sigara içiyordu. Hem de o aşık olduğu mutfak sınırları içinde. Ayol adam yemeği azcık yaksa, mutfağı is oldu diye karalar bağlardı. Kısa bir an sigara böreğinin sigara gibi kokma ihtimalini düşündüm. Saçmaladığımı fark ettiğim an yürümeye devam ettim. Kapının önüne geldiğimde duraksadım. Nedense hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı hissine kapılmıştım. Kapının kolunu tuttum ve derin bir nefes alarak kapıyı açtım. İçeri girmemle olduğum yere çakılmam bir oldu. Elim hala kapı kolunun üzerindeydi. Gözlerim ise dudaklarının arasına sıkıştırdığı sigaranın düştü düşecek gibi duran külünü umursamayan çocuktaydı. Reklamlardan fırlamış gibi duran bir havası yüzünden mi bu kadar kasıntıydı. Ya da benim geldiğimi fark edemeyecek kadar aklı yerinde değildi. Önlük yapılı vücudunu gizleyememişti. O omuzlarla Amerikan futbolu oynamak yerine neden Amerikan salatası yapmayı tercih etmişti ki? Boyu mutfak tezgâhına göre fazla uzundu. Bu yüzden hafifçe eğik durması gerekiyordu. Başına bone takmasına rağmen sarışın olduğunu görebiliyordum. Sarışın erkeklerden hiç hoşlanmazdım. Kesinlikle hepsi kendini beğenmiş olurdu ki, şekil 1-A nında farklı olduğunu sanmıyordum. Gözlerini bana bakmadığı için tam seçememiştim ama renkli olduğuna kalıbımı basardım. Kirli sakalı ona olgun bir görünüm sağlamıştı. Belki de olgundu. Nereden baksan 24 yaşında duru-

Veliahtlar - Wattys2017Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!