72 - Beyaz Melek (VI)

2.1K 216 28


Bir süre sonra, General ve Yneron evin arka bahçesindeydiler. Snain iklime uyumlu çeşitli sebzeleri ve meyve ağaçlarını bahçesine toplamıştı. Anlaşılan burada daha konforlu hayat sürdürebilmenin bir yolunu bir şekilde bulmuştu. Bahçe, evin ön cephesine göre daha ferahtı ve ötedeki buz mavisi nehirler meyve ağaçlarının ardından rahatlıkla görülebiliyordu. Nehirler, yere ulaşmadan önce küçük çağlayanlardan dökülüyor; temiz ve berrak suyun çevresine saçtığı hayat ve bereket, aktığı bölge boyunca rengârenk çiçeklere ve yeşil bitkilere ev sahipliği yapıyordu.

"Söylesene Snain: Her yer ırmak ve derelerle dolu olmasına rağmen tuhaf şekilde kurak

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

"Söylesene Snain: Her yer ırmak ve derelerle dolu olmasına rağmen tuhaf şekilde kurak. Bunu nasıl açıklayabilirsin?"

Snain, göğe doğru yükselen ve farklı renklerde katmanlara sahip kanyonu eliyle gösterdi.

"Kanyonlardan gelen su, zemindeki geniş çatlaklara girerek yer altından akıyor evlat

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

"Kanyonlardan gelen su, zemindeki geniş çatlaklara girerek yer altından akıyor evlat. Yüzey kurak gibi görünse de yeraltı; mağaralar, göller hatta denizler ile dolu. Gördüğün o bozkırın altında bambaşka bir dünya var. Görmeni isterdim, ama önce sana göstermem gereken daha önemli bir şey var."

Bahçenin yarısını, üzerinde tozlu naylon bir muşamba ile örtülü olan uzay aracı kaplıyordu. Snain evinin kenarına döşediği taş parkelerden yürüyerek aracının yanına ulaştı ve muşambayı eliyle çekerek onu gün yüzüne çıkardı.

"İşte benim külüstür." dedi General. Yneron, etkilenerek kaşlarını hayretle kaldırdı.

"Külüstür değil bu! Bu bir Neva C210, ihtiyar! Görüyorum ki ona iyi bakmışsın."

"Kendime nasıl baktıysam, Yneron... Benim buradaki tek arkadaşım."

Uzun yolculukların yüksek maliyetlerine rağmen aracını buraya getirtmiş ise Snain, hala yaşamaya değer veriyor olmalıydı diye düşündü Yneron. Araç, beyaz ve mavi renklerde, bir evin odası büyüklüğünde, azami 8 kişi kapasiteli bir sivil hava ulaşım aracıydı. Aracın ön tarafında siyah renkli dijital tek parça ön pencere, altında dört adet iki insan uzunluğunda park ayakları, solunda pilot koltuğuna yükselen on basamaklı katlanabilir metal bir merdiven vardı. Önde iki, arkada ise beş insanın sığabileceği genişlikte tek bir koltuk bulunuyordu. Arka koltuğu büyük bir yük kabini takip ediyordu. Bu kabin aracın ön kısmına nazaran daha genişti ve içine küçük bir evdeki bütün eşyalar rahatlıkla sığabilirdi. Aracın tam arkasında ise itiş üniteleri bulunuyordu. Bunlar, biri diğerlerine göre daha büyük olmak üzere bir düzine metal silindirden meydana geliyordu. Araç, genel olarak ferahtı, konforluydu ve bir hava yolculuğu için ideal boyutlardaydı.

"Yoksa göstereceğin şey bu muydu General?" diye sordu Yneron. Snain, sağ ayağı ile çıkış basamağının ilkine bastı ve:

"Tabi ki hayır. Atla!" dedi.

Aracın pilot ve ön yolcu kapısı, mekanik bir ses çıkararak yukarı doğru açıldı. Yneron'un ön yolcu koltuğuna binmek için merdivenleri kullanmasına gerek yoktu. Yerden iki insan boyu sıçrayarak aracın kenarından yakaladı ve içeri girerek yolcu koltuğuna oturdu. Snain ise basamakları teker teker tırmanmak zorundaydı. Pilot koltuğuna oturmasıyla birlikte basamaklar geri çekildi, kapılar kapandı, havalandırma sistemi çalıştı ve ön penceredeki siyah filtre tamamen ortadan kalktı. Filtrenin kalkmasıyla birlikte pencerede; uçuş, yol ve bir takım araç bilgilerinin olduğu yazılar belirdi. Snain, onlarca dokunmatik tuşun olduğu ön konsolda bulunan düğmelerin birine dokunmasının ardından, araç motoru çalışmaya ve yeri rölantide itmeye başladı; bu itiş araç ayaklarının kalkmasıyla sonuçlandı. Aracın altı, yüzlerce delik ile doluydu ve bu delikler gürültü çıkarmadan yer çekimi ile aracın bağını keserek görünmez bir çekim kalkanı oluşturuyor ve araç gövdesinin ağırlığını sıfırlıyordu.

İtiş ünitelerinin çalışmasıyla birlikte araç, yükselerek hareket etmeye başladı. Snain, hassas direksiyonu ile aracı bahçenin dışına çıkararak, kanyon boyunca hızla yükseltdi. Bu yükseklikte kanyondan beyaz köpükleriyle alçalan şelale ve çağlayanlar rahatlıkla görülebiliyordu. Zirvesine ulaştıklarında ise kanyonun klentler boyunca uzanan düzlüğü gözler önüne seriliyordu. Burası tıpkı yeryüzünün ikinci katı gibiydi. Artık Snain'in yatay uçuşa geçmesi için bir engel kalmamıştı; önü boştu ve müsaitti.

Hafifçe kuzeye doğru dar bir manevra alan araç, Snain'in direksiyonun altında işaret parmağı ile tuttuğu kolu geriye asılmasıyla birlikte ani hızlanışa geçti; böylece araç saniyeler için 400 Klent'i aşan bir hıza erişmiş oldu. Buna rağmen içeride her şey sakin, sessiz ve olması gerektiği gibiydi. Ön camın yüzeyinde gidilecek güzergâh, hedefe kalan uzaklık ve uçuş güzergâhın güvenliği gibi birçok bilgi, yeşil renkli dijital işaretlerle gösteriliyordu. Üzerinden geçtikleri her engelin yüksekliği camın dışındaki görüntü ile bütünleşiyor, sürücüye üç boyutlu ve net görsel bilgiler veriyordu. Böyle bir cam panelin ardında uçuş yapmak Snain için oldukça kolaydı ve keyifliydi.

Yneron, camın üzerinde gösterilen rotaya baktı: Ön görülen mesafe olarak '321 Klent' yazıyordu

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Yneron, camın üzerinde gösterilen rotaya baktı: Ön görülen mesafe olarak '321 Klent' yazıyordu. Bu, Yneron için epey bir zaman kaybı demekti, ama ihtiyarın ona göstereceği her neyse öğrenmek için buna katlanmak zorundaydı.

"Bu kadar uzakta bana göstereceğin ne olabilir ihtiyar?" dedi Yneron, camdan dışarı bakarak.

"Böyle yolculuklara alışık olmadığını biliyorum, prens. Biraz sıkılacaksın. Ama buna değecek." dedi Snain gülerek.

"Ah ihtiyar! İnan bana yalnız yolculuk yapmaktansa burada senle saatlerce uğraşmayı yeğlerim."

"O zaman bu parça sana gelsin." dedi Snain, elini ön konsolda bir düğmeye götürerek. Ardından enstrümanlar eşliğinde yumuşak bir kadın sesi, ruha hitap eden nağmeleriyle arya söylemeye başladı. Camın dışında sürekli değişen manzara bu tatlı müziğe sessizce eşlik ediyordu.

 Camın dışında sürekli değişen manzara bu tatlı müziğe sessizce eşlik ediyordu

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!