63 - Kızıl İblis

2.4K 216 29

Yağan yağmurla ıslanan beyaz yüzü, karanlık geceye rağmen ay yüzeyi gibi parlıyordu. Sarı, düz ve uzun saçları çamurun içinde oluşmuş ufak su dolu çukurcukların içinde yüzüyor, suya çarpan iri yağmur damlalarının etkisiyle hareket ediyordu. Alevden damarların usul usul hareket ettiği kızıl zırhının birçok yeri çamur içindeydi. Bir eliyle sıkıca tuttuğu süngülü tüfeği ile ayakta duran Aeron Torga'yı izlemekteydi. 

Gökyüzü şiddetle kükrüyor, anlık şimşeklerle aydınlanmalara sahne oluyordu

Gökyüzü şiddetle kükrüyor, anlık şimşeklerle aydınlanmalara sahne oluyordu. Bu sağır edici gürültüye rağmen Torga kapalı gözlerini aralamıyordu. Aeron sağ eliyle tuttuğu tüfeğini, süngüsü aşağıya gelecek şekilde Torga'nın tam üzerinde havaya kaldırdı. Kaşlarını çattı. Zavallı arkadaşlarının ölümlerini düşündü. Hiçbiri hak ettikleri gibi toprağa gömülemeyecekti ve asla mezarları olmayacaktı. Ardında ailelerini ve umutlarını bırakarak dünyaya veda eden askerlerin neler yaşadıklarını sadece Aeron bilecekti ve kimseye anlatamayacaktı. Gökyüzü tekrar parlayarak gürledi. Sanki ölen arkadaşları ona "Haydi Aeron! Süngüyü yüzünün tam ortasına geçir ve intikamımızı al." diye bağırıyorlardı. Aeron tüfeğini, sağ kolunun bütün gücünü kullanarak hızla indirdi. Böylece keskin çelik süngü Torga'nın yüzünün hemen yanındaki çamurlu toprağa saplandı. Köküne kadar toprağa giren süngü artık görülmüyordu. Aeron tüfeği kendi haline bıraktı, yere çöktü ve çamurun üzerine oturdu. Dizlerini karnına kadar çekti ve ellerini yumruk yaparak yüzünü kapadı.

"Korkak!" diye bağırdı Aeron.

Kısa saçlarının durduramadığı yağmur damlaları yüzüne akıyor ve sonra uzun çenesinden dökülerek yere damlıyordu. Sırılsıklamdı ve biçareydi. Üstelik intikamını da alamamıştı. Aeron'ın yumuşak kalbi, süngüsünü Torga'nın gözünün tam ortasına geçirmesini engellemişti. Böyle bir fırsatın bir daha eline geçmeyeceğini biliyordu. Orada uzanmakta olan kişi her kimse bir iblis olabilirdi ve o iblisi sonsuza dek ortadan kaldırma fırsatını değerlendirememişti. Aeron kendine acıyordu. Hareketsiz ve savunmasız birini bile öldüremezken hangi akılla asker olmaya niyet etmişti? Doğrusu, kendisine inanamıyordu.

"Iskaladın mı çocuk? Yoksa bilerek mi yaptın?"

Aeron hızla oturduğu yerden kalkıp birkaç adım uzaklaştı. Bu Torga'nın sesiydi.

"En başından beri biliyordun." dedi Aeron, gözlerini sonuna kadar açarak. Torga gökyüzünü seyrediyor yüzüne düşen iri yağmur damlalarını tebessümle karşılıyordu. Sol ayağını sağ dizinin üzerine koydu ve tıpkı sahilde güneşlenir gibi yerde uzanmaya devam etti.

"Sen az önce içinden bana iblis mi dedin?" dedi Torga.

Aeron cevap veremedi; nefes almakta bile güçlük çekiyordu. Telaşla ciğerlerinde kalan havayı öksürerek dışarı bıraktı, havasız kalan ciğerlerine yenisi ekleyemedi. Dizlerinin üzerine çöktü ve boğazını tuttu. Artık öksüremiyor, hatta yutkunamıyordu. Gözlerini, yerde bacak bacak üstüne atmış ve hiçbir şey olmuyor gibi uzanmaya devam eden Torga'ya çevirdi. Bu büyüyü Kızıl Zırhlı yapıyor olmalıydı diye düşündü Aeron. Daha önce neler yaptığına tanık olmuştu ve bu o iblisin yeni numarası olmalıydı. Onu öldürmemişti ve bu hatasından dolayı şimdi kendisi ölecekti. Yavaş yavaş bilincini kaybediyordu ve korkaklığının bedelini acı bir şekilde ödüyordu Aeron.

Aniden çamurlu zeminde yukarı doğru güçlü buhar kanalları püskürmeye başladı. Nefesine tekrar kavuştuğunu anlayan Aeron havayı hırsla içine çekti, diğer yandan neler olduğunu anlamak için etrafına baktı. Çamurlu toprak, çıtırdama sesleri eşliğinde hızla kuruyor, Torga'nın bulunduğu yerden başlayarak bir çizgi halinde renk değiştiriyor ve kendisine doğru yaklaşıyordu. Sonunda ayaklarının altındaki toprakla birlikte Aeron'ın elbisesi de buharlaşmaya ve kurumaya başladı. Teninin sıcak buharla yandığını hisseden Aeron, eliyle gözlerini kapadıktan bir süre sonra tekrar açtı. Saçları, üniforması ve bulunduğu yer kuruydu ve üzerine artık yağmur yağmıyordu. Torga aynı büyüyü tekrar yapmıştı; yağmur görünmeyen bir engele çarpıyor, üzerlerine düşmek yerine yön değiştiriyordu.

 Torga aynı büyüyü tekrar yapmıştı; yağmur görünmeyen bir engele çarpıyor, üzerlerine düşmek yerine yön değiştiriyordu

"Verdiğim birkaç saniye rahatsızlıktan dolayı özür dilerim Aeron. Üşütüp hasta olmana gönlüm razı olmadı."

"Yeter! Bana kim olduğunuzu söyleyin?" diye bağırdı Aeron, daha önce toprağa sapladığı tüfeğini eline alıp, süngüsünü Torga'ya yönelterek. İlk defa Torga'ya karşı sesini yükseltmişti. Torga bir süre istifini bozmadı. Sonra dirseklerinin yardımı ile biraz doğrularak Aeron'a baktı.

"Peki Aeron... Madem istiyorsun, kendimi tanıtayım. Adım Torga. Yıllarca Dolle'ye hizmet etmiş Talgorra Uygarlığı Ghan'ı, Kızıl Lirgo'lu Bengamen'in oğlu Torga Tzergen'im."

Aeron duyduklarından sonra bir süre duraksadı.

"Sizi anlayamıyorum. Söylediğiniz şeyler..."

"O zaman anlayacağın şekilde tekrar edeyim Aeron. Adım Torga; soyadım ise Tzergen."

"Size Bay Tzergen diye mi seslenmeliyim?"

"Bana sadece Torga diyebilirsin."

"Peki, Bay Torga. Uygarlık... Ghan... Ve daha önce duymadığım bir sürü kelime... Siz nereden geldiniz?"

"Beni neden öldürmediğini şimdi daha iyi anlıyorum Aeron. Sen merak ediyorsun. O zaman merakını gidermeme izin ver ve o tüfeği indir. Çünkü dikkatimi dağıtıyor."

Aeron, tüfeğini indirdi ve Torga'yı dinlemeye başladı.

"Ailem ile birlikte Gezegen Talkorra'nın başşehri Korrarinee'de büyüdüm. 40 ailenin asil kanından geliyorum. Babam Bengamen ölmeden önce bir gezegeni yönetiyordu ve ben onun tek varisiydim."

"

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!