53 - Bir Gölge Oyunu

2.3K 224 19

Güneş, gün boyu süren canlılığını kaybetmiş, deniz ile göğü birbirinden ayıran ufuk çizgisi üzerine yakın ilk yakaladığı bulutların arkasından turuncu yüzünü gösteriyor, adeta hüzünlü bir vedaya hazırlanıyordu. Bu güzel gün batımını izleyen Uras ve Melis, taşlık sahilde oturuyorlar, Derin Koy'un kıyılarına nazikçe vuran dalgaların melodisi eşliğinde sohbet ediyorlardı.

 Bu güzel gün batımını izleyen Uras ve Melis, taşlık sahilde oturuyorlar, Derin Koy'un kıyılarına nazikçe vuran dalgaların melodisi eşliğinde sohbet ediyorlardı

"Buraya bayılıyorum. Ne kadar sessiz ve huzurlu!" dedi Melis, ciğerlerine derin bir nefes çekerek.

"Evet, özellikle bu aylarda." dedi Uras.

"Bir de boğazım ağrımasa, ne güzel olacaktı?"

"Sen hasta mısın?"

"Hastayım diyemem. Önemli değil yani. Akşam bitki çayı falan içerim, geçer zamanla."

"Geçmiş olsun."

"Sağ ol."

"İstersen bu akşam ders çalışma etkinliğini başka bir güne erteleyebiliriz."

"Yok, ertelemeyelim. Sınava sadece bir hafta kaldı. Tekrar etmemiz gereken bir sürü konu var."

"Öyle olsun."

Uras biraz düşünceliydi. Melis'le konuşmak istediği bir şey vardı ve söylemese içi rahat etmeyecekti. Melis'e döndü ve:

"Melis sana bir şey itiraf etmek istiyorum." dedi kararlı bir ses tonu ile. Bunu duyan Melis birden heyecandı. Uras'a dikkatle baktı.

"Dinliyorum seni." dedi Melis.

Uras bir kez yutkundu ve sonra konuşmasına devam etti:

"Marketçiyi öldüren katilin yakalandığını biliyorsun..."

"Dur!" dedi Melis "Tahmin edeyim. Sen ihbar ettin, değil mi? Biliyordum!"

"Hayır, öyle değil. Büyük ihtimalle onu yoldan geçen biri ihbar etmiştir."

"Peki, itiraf edeceğin şey neydi?"

"İtiraf edeceğim şey şuydu..." dedi Uras. Söylemekte kararsızlık yaşıyordu, çünkü Melis'in tepkisini öngöremiyordu.

"Katili köprüden iple sallandıran kişi bendim." dedi. Kelimeler birden ağzından dökülüvermişti.

"Uras sen ciddi misin?" diye sordu.

Uras onaylayarak kafasını salladı. Bunun üzerine Melis elleriyle ağzını kapadı ve:

"İnanmıyorum ya! Tahmin etmeliydim." dedi.

Uras yanağının kenarıyla hafifçe gülümsedi. Melis'in şaşırdığı zamanlarda iki elini ağzına götürmesi ona sempatik bir hava katıyordu.

"Neden böyle bir şey yaptın Uras? Sonuçta hayatın söz konusu."

"Bilmiyorum Melis." dedi Uras, kafasını iki yana sallayarak. "Katilin yaptıklarından sonra... Onun kaçmasına izin veremezdim." dedi.

"Polise haber verebilirdin. Sonuçta bu onların görevi, senin değil."

"Haklısın. Yapmam gereken şey oydu. Kaçmak, seni koruyabilecek insanların arkasına sığınmak ve orada sessizce beklemek, sonra her şeyin eskisi gibi olması için dua etmek... Bugüne kadar yaptığım şey hep buydu zaten."

"Sen böyle söyleyince yaptığın kulağa doğru gibi geliyor, ama adaleti sağlamak senin görevin değil. Sen bir öğrencisin. Adalet için birçok meslek dalı var."

"Orada adaleti sağlamadım. Sadece milyonlarca pislikten birini adil bir şekilde yargılamaları için adaletin huzuruna çıkardım."

"Bunun için sana madalya takmayacaklar. Biliyorsun, değil mi?"

"Eğer o adamın neler yaptığını bilseydin Melis, ona daha kötüsünü yapmamı isterdin."

"Yani şimdi sen baya katili takip edip onu yakaladın ve ardından ayağını bağlayıp... Uras sana inanamıyorum ya! Nereden aklına geldi?"

"Biraz doğaçlama oldu. Eğer Burak ve kiralık adamları önüme çıkmasaydı işim daha kolay olacaktı."

"Burak ve kiralık adamları mı? Nasıl yani? Yoksa sana bir şey mi yaptılar?"

"Beni yakaladılar ve bir sokağa götürdüler. Sonra hepsi birden üzerime çullandılar."

Melis duydukları karşısında epey şaşırmıştı ve aynı zamanda öfkelenmişti. Zaten bunların, Burak'ın kendisine karşı olan ilgisinden dolayı Uras'ın başına geldiğini biliyordu ve hala suçluluk hissediyordu.

"Burak senin peşini hiç bırakmayacak mı? Nefret ediyorum ondan! Bitsin artık bu ya!"

"Büyük ihtimalle bitmiştir diye düşünüyorum Melis. Artık endişelenmene gerek yok."

"Bundan nasıl emin olabilirsin?"

"Burak'ın bana istediği kadar vurmasına izin verdim. Bana gereken dersi verdiğini düşünecektir."

"Peki, okulda herkesin izlediği o video ne olacak? Haberi olunca tekrar köpürecektir. Bu hep böyle devam mı edecek? Bir sen bir o..."

"O zaman onu kalıcı olarak susturmak zorunda kalabilirim."

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!