47 - Yarge (VI)

2.4K 226 25

Not: Bu bölümün  15 yaş üstü içeriğe sahip olan kısımlarını çıkardığımı bilginize sunarım.  İyi okumalar. :)

***

Saray Odaları sarayın güney kısmında yer alıyordu, eşsiz bir şehir manzarasına sahipti ve Taht Salonu'na uzak mesafede değildi

Saray Odaları sarayın güney kısmında yer alıyordu, eşsiz bir şehir manzarasına sahipti ve Taht Salonu'na uzak mesafede değildi. Bünyesinde dört yüz oda barındıran yapı bir personel ordusu tarafından hizmet veriliyordu. Beşinci kata kadar yükselen ve oldukça geniş bir arsayı kaplayan Saray Odaları, yer altından gelen sıcak su ile ısıtılıyordu. Sarayın geri kalanı gibi sade bir mimari görünüm oluşturan odaların giriş kapısının önünde oldukça geniş bir yüzme havuzu vardı. Üzerinden buharı tüten bu havuzun suyu daima sıcaktı. Her oda iki beyaz sütun ile desteklenmiş geniş balkonlara sahipti ve her balkonda yer alan bu sütunlar birbirleri ile birleşiyorlar ve çizgi halinde en üst kata kadar yükseliyordu. Saray Odaları, Annadolle Hükümdarlığı'na hizmet eden tüm asil ailelerin ziyaretleri sırasında, konforlu şekilde ağırlanmaları için inşa edilmişti. Özellikle güz mevsiminde asilzade odaların çoğu boş olurdu. Resmi ve özel günler haricinde saraya uğrayan aile üyesi yok denecek kadar azdı; sonuçta tüm aileler kendi uygarlıklarını yönetmekle meşguldü. Bu yüzden Zukhaan ve Lerisse, Saray Odaları'nın daimi sakinleri oluyordu ve yaşam alanları yapının bir katını boydan boya kaplayacak büyüklükteydi.

Yneron, havuzun önünden geçip odaların giriş kapısından içeri girdi. Hole bağlanan fuayeye girer girmez karşısında Saray Odaları'nın baş sorumlusu İltirya'yı gördü.

"Hoş geldiniz Ghan'ım

"Hoş geldiniz Ghan'ım. Odanız hazır." dedi İltirya güler yüzle, Yneron'u görür görmez.

"Teşekkür ederim İltirya." dedi Yneron nazik bir tavırla. Yneron, İltirya'ya karşı daima samimi olmuştu. Disiplinli ve işini tüm ciddiyetiyle yapan bir kadındı ve sarayda olan biten her şeyden haberi olurdu. Eğer o olmasaydı konaktaki bütün işlerin birbirine girmesi kaçınılmazdı.

"Şuana kadar gördüğüm kadarıyla konakta benden başka kimse yok gibi, İltirya. Yoksa yanılıyor muyum?" dedi Yneron, İltirya'ya yaklaşarak.

"Yalnız değilsiniz, Ghan'ım. Dorenter Ailesi'nden İlracelep gezegeni Ghaniss'i Elmarrie ve kızları Serle ve Nudelia buradalar."

"Elmarrie mi? Eğer o buradaysa mutlaka bir işler çeviriyordur."

"Ayrıntıları bilmiyorum, Ghan'ım. Fakat... Duyduğuma göre Celepree'de düzenlenecek yeni isimli bir festival için Zukhaan'dan onay almaya gelmişler."

"Ne kadar önemli(!) Şükür ki büyük konağımızda onunla karşılaşma olasılığım oldukça düşük."

"Nudelia için aynı şeyi söyleyemem, Ghan'ım." dedi İltirya, manalı bir şekilde gülümseyerek.

"Böyle düşünmenin sebebini tahmin etmek çok da zor olmasa gerek."

"Nudelia, sizin geldiğinizden haberdar, Ghan'ım. Birkaç defa bana sizi sordu."

"Enteresan!" dedi Yneron, dudağını bükerek. Şaşırmış gibi görünse de Nudelia'nın kendisine olan hayranlığını biliyordu.

"Görüşmek üzere İltiriya." dedi Yneron.

"Ghan'ım... Tekrar hoş geldiniz ve konağımızı şereflendirdiniz." diye cevap verdi İltirya başını öne eğerek.

Yneron, holün her iki tarafından yükselen kırmızı halıların serili olduğu merdivenleri kullanarak, ikinci kattaki şahsi odasına ulaştı. Tek kişilik bir oda olmasına rağmen bir hayli genişti ve Yneron gibi bekâr birinin geçici ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılıyordu. İçine girer girmez merkezinde beyaz çarşaflar serilmiş büyük bir yatak ve balkona doğru yönlendirilmiş tek kişilik konforlu bir kanepe göze çarpan ilk eşyalar arasındaydı. Şehri seyreden cam duvarlar banyo, mutfak ve çalışma odası boyunca uzanıyordu. Yneron'un ilk yaptığı şey servis masasının üzerinde onu bekleyen şişeyi açarak kendine sarayın en çok tüketilen yerel ve lezzetli içkisi olan bir kadeh Roli doldurmak olmuştu.

Yneron elindeki kadehten bir yudum aldıktan sonra kadehi masaya geri koydu ve balkonundaki havuza baktı. Havuz onun için hazırlanmış ve otantik şekilde süslenmişti. İçi farklı renklerde yüzlerce doğal taş ile kaplanmış havuzun egzotik ve dinlendirici görünümü, Yneron'u şimdiden heyecanlandırmıştı. Lyihornee'nin meseleleri yetmezmiş gibi yaşadığı onca gerginlikten sonra şehir manzaralı sıcak bir havuz ona iyi geleceğini umdu. Fakat her şeyden önce Lirgo'dan kurtulması gerekiyordu. Onu çıkarmak işin en güzel kısmıydı; böyle ferah bir odanın içinde Yneron adeta boğuluyordu. Lirgo, bedeninin basit ihtiyaçlarını karşılıyor olsa bile teninin hava ile temasını hiçbir şeye değişmezdi.

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!