42 - Yarge

2.4K 225 22


Not:  "Yarge" bölümü "Çaylak" bölümünün devamıdır. Bu yüzden bir çok yabancı kelimeler ile karşılaşacaksınız. Geçmiş bölümlere dönmenizi öneririm. Kitabımın word formatında oluşturduğum dipnot başvurularını (sayfa altı açıklamalarını) buraya ekleyemediğim için özrümü mazur görün. Eğer yardımcı olmam gereken bir şey varsa yorum kısmına mesajınızı bırakın. En kısa sürede dönmeye çalışacağım.  İyi yolculuklar. :)

***

Yneron, gezegenin yüksek dağlarından biri olan meşhur Karabur'un Güney cephesine inşa edilmiş Annadolle Saray'ına doğru sert ve hızlı adımlarla ve tüm ciddiyetiyle ilerliyordu. Her iki tarafı görkemli heykellerle dolu, iri taş parkelerin sıra sıra döşendiği dar ve yüksek bir yoldu Saray Yolu; ve saraya bağlanan bir köprü yol niteliğindeydi. Karabur'un yeşilin kızıla karıştığı ağaçları ve ağaçların arasından dikilen sarp kayalıkları yolun her iki tarafından kuş bakışı olarak görebiliyordu Yneron. Eşsiz koyu mavi zırhının miğferi, ayakları yere değer değmez indirmişti, çünkü Torga'ya karşı yaşadığı ikinci hezimetin ardından geçirdiği kasvetli yolculuk boyunca memleketinin temiz havasını ciğerlerine çekme ihtiyacıyla yanıp tutuşmuştu. Sıfır seviyesinden bir hayli yüksekte, soğuk ayazın tüm acımasızlığına rağmen nefes almak istedi Yneron. 

Annadolle Hükümdarlığı'nın en vahşi yaratıkları ve onları ilk öldüren kahramanları temsil eden devasa heykelleri bir bir geçerken, her adımında sarayın Hükümdarlık Kapısı'na biraz daha yaklaşıyordu

Annadolle Hükümdarlığı'nın en vahşi yaratıkları ve onları ilk öldüren kahramanları temsil eden devasa heykelleri bir bir geçerken, her adımında sarayın Hükümdarlık Kapısı'na biraz daha yaklaşıyordu. Saray o kadar büyüktü ki görkemli Karabur Dağı'nın güneş gören yüzünü baştan sona kaplıyordu. Eğer biri sarayın her yerini görmek isteseydi, yapacağı gezi günlerce sürerdi. Dev Hükümdarlık Kapısı'nın her iki yanından başlayarak, tüm sarayın etrafını saran gümüş renkli metal surlar, gözleri kamaştıracak şekilde parlıyordu. Saray bölgesinin tam ortasında yer alan Taht Salonu, tepesinde dalgalanan dev Annadolle bayrağı, Demyr'in Kutsal Kütüphanesi, Saray Odaları, Kâinat Salonu ve Baş Meclis, Yneron'un bulunduğu yerden göze çarpan en belirgin yapılardı. Yapılar, Hükümdarlık Kapısı'ndan başlayarak eğim boyunca yükseliyor, bundan dolayı her biri rahatlıkla görülebiliyordu.

Saray sınırları içerisinde yürümekten başka uygulanacak her türlü ulaşım yöntemi saygısızca bir davranıştı ve katiyen yasaktı. Bu yüzden Yneron, kısa sürede kat ettiği milyonlarca ışık yolu mesafesinin ardından, bu beş yüz metrelik köprü yolunu yayan yürümek zorundaydı. Bu, sarayın en önemli hükümlerinden biriydi ve Zukhaan'ın hükümdarlık içinde sadece sarayda uyguladığı bir kuraldı. Hükümdarlığa bağlı yönetilen en uzak uygarlık dahi saray yoluna girdiğinde bu hükme uymak zorundaydı.

Yneron'un koyu mavi zırhı, ikiz yıldızlar Tirre ve Mirra'nın akşam ışığı ile parlıyor; yıldızlar, saray yolu boyunca iki uzun gölge oluşturuyordu. Usulca esen serin rüzgâr omuzlarının üzerine kadar düşen koyu kahverengi saçlarını dalgalandırıyor ve kaşlarının altındaki siyah gözlerini kısmasına neden oluyordu. Köprüde süre kısa yürüyüşün ardından sarayın kapısına yaklaştığında Yneron, kapının görkemi altında tüm cazibesini kaybetmişti; saray kapısının önünde Yneron adeta bir su şişesinin yanında bekleyen bir karınca kadar küçük görünüyordu. Bu kapının önünde her kim olursa olsun – evrenin en kudretlilerinden dahi olsa – o gizemli ve nereden ortaya çıktığını bilinmeyen korkuyu tatmak zorunda kalıyordu. Yneron da bu korkudan nasibini almaktaydı.

Suni deprem yaratarak bir kişinin geçebileceği kadar yavaşça aralanan geçidin hemen ardında, kız kardeşi Mersa onu beklemekteydi

Suni deprem yaratarak bir kişinin geçebileceği kadar yavaşça aralanan geçidin hemen ardında, kız kardeşi Mersa onu beklemekteydi. Yneron'u, Mersa'nın karşılıyor olması tesadüf değildi. Bir kardeşi, sadece diğer bir kardeş karşılamak zorundaydı. Asil kanlardan olan herhangi biri, kardeşi olmadan saray kapısından içeri giremezdi. Bu yüzden Hükümdar Zukhaan ve eşi Lerisse hariç, aile üyelerinden biri mutlaka sarayda bulunmak zorundaydı. Bu sefer Yneron'u karşılayan Mersa'ydı ve Yneron kendisini Mersa'nın karşılıyor olmasına bir hayli sevinçle karşıladı; çünkü Mersa, Yneron'a karşı daima içten ve sıcakkanlı olmuştu, bu yüzden onun yeri Yneron için daima özeldi.

"Hoş geldin sevgili kardeşim Yneron." dedi Mersa, gülümseyen ela gözleriyle. Yanaklarındaki çiller yüzüne ayrı bir sempatiklik katıyordu.

"Seni burada görmek ne güzel Mersa!" diye karşılık verdi Yneron. Kollarını açarak kardeşine sarıldı. Ardından ellerini tutarak Mersa'yı tepeden tırnağa süzdükten sonra:

"Her zamanki gibi göz kamaştırıyorsun kardeşim." dedi.

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!