38 - Şampiyon

2.3K 239 20

"Gelecekçiliğin, yani fütürizmin kurucusu olan Marietti, Avrupa'da birçok yazarı, sanatı ele alış şekliyle etkilemiştir. Mesela Velemir Hlebinikov ve Mayakovski... Rus fütüristler kendi bildirgelerini özgürce yayınlarken, Pulşkin, Tolstoy ve Dostoyevski reddedildi. Peki, neden reddedilmişti? O zamanların edebiyatında..."

Uras önündeki kitaba bakıyor ve öğretmeninin anlattığı konuyu başka bir şeyle ilgilenmeden dikkatle takip ediyordu. Onun bu hali, hemen yanında oturan Melis'in gözünden kaçmamıştı. Melis, Uras'taki tuhaflığı inceliyor, elindeki kalemi havada döndürerek, işaret ve başparmağı ile nasıl dengede tuttuğuna bakıyordu. Uras genelde ne çalışkan ne de tembel biriydi. Onun için okulda ortalama başarı sergileyen bir öğrenci denebilirdi. Öğretmeninin anlattıklarını dikkatle takip etmesinin altında yatan sebebi düşündü Melis. Belki, lisenin son dönemi olsa gerek, okullar kapanmadan başarısını artırmaya karar vermiş olabilirdi.

"...Akımın ilk antolojisi İtalya'da 1912 yılında yayınlandı. Peki, bu akımın o tarihlerde hangi siyasi sistem ile özdeşleştiğini bana kim söyleyebilir?" diye sordu öğretmen.

Öğretmenin bu ani sorusuna cevap vermek için elini kaldıran sadece bir öğrenci vardı.

"Sen söyle Uras." dedi öğretmen eliyle Uras'ı işaret ederek.

"Faşizm, hocam. Faşizm, 1920'lerin ortalarına doğru etkisini yitirdi. Fütürist yazarlar mantıklı cümleler kurmak zorunda kalmak yerine sözcüklere özgürlük verilmesini arzu ediyorlardı." dedi Uras.

Öğretmen Uras'ın verdiği cevabı duyunca gözlerini şaşkınlıkla açtı

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.

Öğretmen Uras'ın verdiği cevabı duyunca gözlerini şaşkınlıkla açtı. Kelimesi kelimesine doğruydu ve cevabı verirken kitaptan yardım almamış, üstelik kendi cümleleriyle cevap vermişti.

Öğretmen Uras'a:

"Teşekkür ederim Uras. İlk derse gelmeyişini böylece telafi etmiş oldun." dedi gülümseyerek ve konuyu kaldığı yerden anlatmaya devam etti.

Melis, Uras'ın bu ciddiyetine anlam veremediyse de onun adına mutlu oldu. Sonuçta derslerini artık önemsiyor gibi görünüyordu. Uras'ın bu şekilde davranması, dostluklarının yanı sıra, onun için iyi bir ders çalışma arkadaşı olacağı anlamına geliyordu.

Öğretmenin sözü, dersin bittiğini haber veren zil sesi ile bölündü.

"Evet, gençler. Yarın konuya kaldığımız yerden devam edeceğiz. İdealizm ve Sembolizm başlıklarını önceden bir incelemenizi isterim. İyi dersler." dedi öğretmen ve eşyalarını toplayarak sınıftan ayrıldı.

Melis yerinden kalkarak Uras'ın yanına geldi ve:

"Günaydın!" dedi.

Uras, Melis'e baktı ve onun tebessüm saçan yüzünü görünce önceki ciddi halini terk etti ve ona gülümseyerek cevap verdi.

"Günaydın!"

"N'aber? Nasılsın?" diye sordu Melis.

"İyiyim Melis. Sen nasılsın?"

"Ben de iyiyim." diye cevap verdi Melis. "Aaa! Dur bir saniye!" dedi Melis. Sırasına giderek çantasının içinden çıkardığı cep telefonunu Uras'a uzattı.

"Bende unutmuşsun." dedi.

"Hiç fark etmemişim." dedi Uras, telefonunu alarak.

"Ciddi misin?"

"Aynen."

"Peki, dün bana neden mesaj gönderemediğini de mi fark etmedin(!)" diye sordu Melis.

"Ya inan dün... Biraz meşguldüm. Özür dilerim." dedi Uras.

"Özür dilemen için söylemedim tabi ki. Şaka yapıyorum."

Birlikte gülüştüler. Kısa bir duraklamanın ardından:

"Dün gece seni biri aradı. Ben açmak zorunda kaldım. Umarım bir sakıncası olmamıştır." dedi Melis, kaşlarını üzüntüyle kaldırarak.

"Yok canım, önemli değil. İyi ki açmışsın. Kim aradı?"

"Bilmiyorum. Bir bayandı. Hattı çekmiyordu galiba konuşamadık."

"Kimdi acaba?"

Uras telefondaki son aramalara baktı. Gece yarısı bilinmeyen bir numara ile on dakika konuşma yapıldığını gördü.

"Ne dedi sana? Bir şeyler söyledi mi?" diye sordu Uras.

"Aslında birçok şey söyledi ama gürültüden anlayamadım. 'U' dediğini duydum ilk önce. Belki 'Uras' demek istedi; tabi bu benim fikrim."

"Neyse, belki tekrar arar." dedi Uras, telefonunu cebine koyarak.

"Şey... Bir şey daha... Ama bana daha çok bant kaydı gibi geldi. İlginçti yani."

"Bant kaydı mı? Bu aralar nedense çok tuhaf şeyler oluyor." dedi Uras. Telefonunun ekranındaki 'Bilinmeyen Numara'ya tekrar baktı. "Bilinmeyen bir şey daha. Ne hoş(!)." dedi iç çekerek.

"Sınıfta durmayalım ya. Kantine gidelim mi? Kahve falan içeriz. Uzun teneffüsteyiz nasıl olsa." dedi Melis.

"Tamam, olur." diye cevap verdi Uras.

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!