Requiem For A Dream

Karşımdaki adam aniden hamle yapıp Jamie'yi yakaladı, o sırada yanında ki kadın da beni tuttu kurtulmaya çalıştım ve avazım çıktığı kadar bağırdım. Jamie'de öyle, adam onu arabaya götürdü ve kadında o sırada tüm gücüyle beni yere savurup koşarak arabaya bindi. Arkalarından koşsamda asla yetişemedim. Ağlayarak Sam'in kapısını yumrukladım, çok geçmeden açtı, lanet olsun, neler oluyordu.. Kapıyı açtığında ona olanı biteni bir çırpıda anlatıverdim önce birini aradı ardından beni sakinleştirdi ve içeriye aldı.
'Bulacağız merak etme'
'Nereye götürdüler Sam?'
'Bilmiyorum Jessica, ne yapmamız gerektiğini de bilmiyorum, sen ailene haber vermelisin ve bende polisi aramalıyım'
Başımı salladım ve annemi aradım, kısa sürede açtı.
'Jess, merhaba tatlım'
'Merhaba anne, sana bir şey söyleyeceğim ama nasıl bilmiyorum'
'Ağlıyor musun? Her şey yolunda mı?'
'Değil, Jamie'yi kaçırdılar'
'Ne saçmalıyorsun'
'Saçmalamıyorum, iki tane insan geldi ve bi anda onunla birlikte yok oldular, ne yapacağız anne'
'Ben seni arayacağım'
Kapandı, korkarak Sam'e sarıldım. O da bana sarıldı, tanrım yalvarırım ona bir şey olmasın.
'Ne istiyorlar ondan'
'Bilmiyorum'
'Hiçbir tahminin yok mu'
'Var, ikimizin peşinde olan adamlar'
'Olabilir'
'Sakin ol, polis burada olur birazdan'
Demesine kalmadan polis arabaları kapıyı çevreledi. Dışarı çıkıp onlarla konuştuk, bir tanesi bana arabanın neye benzediğini sordu.
'Griydi ve tek hatırladığım şey bu'
'Gri bir araba için oldukça kötü bir tanımlama hanımefendi'
'Biliyorum şey, griydi ve, küçük bir arabaydı, piknik arabası gibiydi daha çok'
'Bizimle gelip arabanın fotoğrafını çizmemize yardım edebilir misiniz?'
Başımı salladım, hep birlikte o büyük ve ihtişamlı polis binasına gittik, o sıra da annemler aradı, buraya gelmelerini söyledim. Ben arabayı tarif ederken karşımdaki adam çiziyordu ve arkasındaki camdan ailemi gördüm. Annesi perişan görünüyordu. Haklıydı da. İşim bittikten sonra çıkıp ona sıkıca sarıldım, o da bana sarıldı.
'Jessica nasıl oldu'
'Yemin ederim bende bilmiyorum, bir anda oldu, o kadar hızlıydı ki ne olduğunu anlayamadan gittiler'
'Çok korkuyorum'
'Bende'
Bir süre daha sarıldık..
*** 3 Gün Sonra ***
Jamie'den hiçbir haber alamamıştık. Haftasonu küçük bir değişiklik yapıp onun evinde kalmıştım ve tüm gün ağlamayı seçmiştim. Çok özledim, geri gel.. Kimler bunu yaptıysa cezasını ağır ödeyeceklerdi. Buna emindim, Amerika yasaları onları ömür boyu hapise mahkum edecekti. Tek sorun nerede olduklarıydı. Tüm Washington'ın onları aradığına emindim, ama kimse ne görmüş ne de duymuştu. Evimde sıcacık yatağımda kıvrılmış yatarken annem kapıyı çalıp yiyecek bir şeyler getirdi.
'Acıkmışsındır'
'Yiyesim yok anne'
'Birazcık olsun yemen gerekiyor tatlım, lütfen'
Yanıma tepsiyi koydu ve başımdan öptü, doğrulup ona sarıldım.
'Çok özledim anne'
'Biliyorum tatlım, bulunacak, korkma'
'Ya bulamazlarsa, ya artık çok geçse'
'Öyle düşünme, söz veriyorum onu bulacaklar'
'Bulacaklar değil mi'
'Evet bi tanem, korkma'
Sıkıca sarılıp beni öptü. Hayatımda hiç kimseyi özlemediğim kadar onu özlüyordum. Aklımı kemiren sorularla kendimi boğdum. Annem odadan çıktı ve ben yatıp onu hayal ettim. Aldım sardım, sarıldım ona, dedimki artık hiç korkma, durdu, sustu, dokundu saçlarıma, bir kirpik düştü yanağıma.. Özledim, çok özledim, saçlarımda oysa hala ellerin, çok özledim o kirpik hala bende sevgilim.. Ellerim üşüyordu, o da orada üşüyor mudur? Nasıldır şimdi? Ne yapıyordur? Aç mıdır? Ya açsa? Ben bu yemeği nasıl yerim o oradayken. Yemeği bir kenara itip uyumayı tercih ettim..
Uyandığımda yanıma Matt kıvrılmıştı ve telefonuyla uğraşıyordu. Ona sarıldım.
'Günaydın'
'Günaydın güzelim'
'Jamie'den hala haber yok mu'
'Yok Jess, maalesef ki yok'
'Matt bulunsun artık'
'Bulunacak, bir kaç kişiden mesaj aldım, tarif ettiğin arabayı şehirde görmüşler, farklı kişiler farklı yerlerde ancak tabii ki aynı arabadan binlerce vardır, polise söyledim, herkesin dediği bölgelere özel aramalarla ekipleri gönderdiler, köpekleri olan polislerden, bilirsin köpekler en iyileridir. Jamie'nin bi tişörtünü onlara verdim köpeğe koklatmaları için. Umarım ki kısa sürede bulunacak'
'Bu güzel bir haber olmalı, umarım Matt, umarım'
'Korkma, tamam mı, önce senin rahat olman gerekiyor'
'Nasıl olayım Matthew'
'Biliyorum haklısın, ama elimizden bir şey gelmiyor şu anda, tek yapmamız gereken telefon beklemek'
'Biliyorum, Anne nerede'
'Aşağıda oturuyor annenlerle'
'Hala sevişiyor musunuz?'
'Üç gündür hayır'
'Güzel, peki sen memnun musun'
'Evet'
'Öyle gözükmüyorsun'
'Ama öyleyim'
'Sanmıyorum'
'Yani tamam, beni kullanıyor gibi hissediyorum, ki zaten öyle, kötü bir durum bu'
'Öyledir, bu konuyuda sonra çözeriz, ben Anne'le konuşurum neymiş öğreniriz tamam mı'
Başını salladı, yanağından eğilip öptüğüm sırada telefonum çaldı, hızla açtım.
'Efendim'
'Merhaba Hanımefendi, Jessica Megan Carter ile mi görüşüyorum?'
'Evet benim'
'Sizden ofisimize gelmenizi rica edeceğim, burada biri var ve arabayı gördüğünü iddia ediyor'
'Hemen geliyorum'
'Teşekkürler'
Yatağımdan fırladığım gibi üzerimi giyindim.
'Ne olmuş'
'Biri arabayı görmüş diyorlar, umarım yalan söylemiyordur Matt'
'Umarım Jess'
Hızla evden çıktık. Sinirden ve korkudan parmaklarımı Matt beni durduruncaya dek dişledim. Oraya vardık ve içeri girdik, polis memurunun karşısında bir kadın oturuyordu, bende onun karşısına oturdum.
'Merhaba, ben arabayı gördüm sanırım, tarif ettiğiniz arabaya uyuyor'
'Neredeydi peki'
'Bizim evimiz var, şehirden oldukça uzak, küçük bir kasaba da, bugün çöpleri atmak için dışarı çıktığımda böyle bir araba gördüm, kasaba da on kişi yaşıyoruz ve hiçbirinin böyle bir arabası yok. Daha sonra içeri girdim ve birkaç saat sonra haberlerde sizin haberinize gözüm çarptı ardından eşim beni buraya gelmem için zorladı, olabilir mi bilmiyorum, fakat yanılmıyorsam sizin aradığınız araba oydu.'
Ellerimle yüzümü kapatıp öne doğru eğilim. Matt işi devraldı ve onlarla konuştu. Polisin hemen oraya ekiplerini göndereceğini ve bize haber vereceklerini duydum.
'Bende gelmek istiyorum'
'Bayan Carter, buna izin veremem ancak sizi haberdar edeceğime temin edebilirim'
'Lütfen bende geleyim'
'Bu doğru olmaz, yalnızca biz gelene kadar burada bekleyin, sizi arayacağım söz veriyorum'
Ardından gittiler, Matt'e sıkıca sarıldım, ona bir şey olmasına dayanamazdım.
'Annemlere haber verir misin Matt'
Başını salladı ve gitti. O sırada kadının yanına oturdum.
'Eğer bulunursa sizin için ne isterseniz yaparım'
'Hayır, bunu bana iyilik yapın diye yapmadım, umarım ki o dur, inanın benimde tek dileğim bu'
Kadın otuz yaşlarında çok sempatik bir kadına benziyordu, bana kötü biri gibi de gelmemişti. Matt yanımıza döndü ve çok geçmeden annemlerde buradaydı. Saatlerce bekledik ve birden telefonum çaldı, korkuyla açtım.
'Efendim'
'Bayan Carter, onu bulduk, fakat korkarım ki...'

Sizleri seviyorum, umarım beğenmişsinizdir 💕

Deli (+18)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!