28 - Çaylak (V)

2.4K 252 26

"Eğer gizli tutmam gerekiyorsa kimseye söylemem efendim. Müsaade ederseniz, koloniye geri dönmek istiyorum."

"Buna ne yazık ki izin veremem Aeron." dedi kızıl zırhlı adam.

Birden, zırhının üzerindeki kanallar, öncesine göre daha fazla parlamaya ve daha hızlı hareket etmeye başladı. Tıpkı bir yanardağdan akan lav nehirlerini andırıyordu bu kanallar. Aeron, sebebinin ne olduğunu anlamaya çalıştığı sırada kızıl zırhlı hızla ayağa kalktı.

"Yanlış bir şey mi söyledim efendim? Eğer öğleyse gerçekten..."

"Hayır Aeron. Sebep sen değilsin. Güzel sohbetimizi başka bir nedenden dolayı sonlandırmak zorundayım. Herhalde beklediğim misafirim gelmek üzere." dedi kızıl zırhlı adam, masmavi gözlerini gökyüzüne çevirerek.

"Anlayamadım efendim. Misafir mi de..."

Aeron cümlesini bitiremedi

Aeron cümlesini bitiremedi. Yağmur bulutlarını yaran kuvvetli bir ışıltı ve hemen ardından duyulan güçlü bir patlama sesi, sorusunu çoktan yanıtlamıştı. Kızıl zırhlı adam, sol elini kaldırarak önünde geniş, saydam ve zırhı ile aynı renkte olan dev bir ışıktan kalkan oluşturdu. Bunu beklemiyordu Aeron. Sigarasını istemsizce yere düşürdü ve sırtını kayaya çarptı. Kızıl zırhlının ışık kalkanı tek başına her yeri aydınlatamaya yetiyordu. Kalkanın üzerinde desenler vardı ve bu desenler gözün iris tabakasını andırıyor, saat yönünde hareket ediyordu. Kalkan dönerken bu desenler, kalkanın kenarına doğru ilerliyorlar ve ucunda turuncu renkli ışık saçakları oluşturarak havaya karışıyorlardı.

"Aeron! Çukura gir!" diye bağırdı kızıl zırhlı adam.

"Çukura mı dediniz, efendim?"

"Evet, çukura! Şimdi!"

Kızıl zırhlı adamda sakinlikten eser kalmamıştı. Zırhı, boynundan yükselerek bir anda yüzünü tamamen kapattı. Göz yuvalarından iki güçlü kırmızı ışık parladı. Parlama Aeron'ı neredeyse kör edecekti. Işık sadece aydınlatmıyor, aynı zamanda tenini güneş gibi kavuruyordu. Sadece, kızıl zırhlı yüzünü başka bir yöne çevirdiğinde önünü görebildi Aeron. Adamın dediğini yaptı; çukura doğru koştu ve içine atladı.

Aeron'ın ayakları çukurun dibine değmesiyle birlikte, insan gözünün takip edemeyeceği hızda bir cisim, havayı yakarak kızıl zırhlının yirmi adım kadar yakınına şiddetli bir iniş gerçekleştirdi. İlk anda yerde küçük çaplı bir deprem yarattı, sonra çamurlu toprağı gökyüzüne kaldırdı. Çarpmanın etkisiyle oluşan şiddetli bir şok dalgası, önüne çıkan her engeli yıkıp geçerek kızıl zırhlı adamın iris kalkanına olanca gücüyle çarptı. Bu çarpışma öyle güçlüydü ki kalkan bir an yerinden oynayarak sarsıldı ve kızıl zırhlı adamı metrelerce geriye sürüklendi. Darbe sona ermesine rağmen toprak taneleri ve taşlar hala kalkana çarpmaya devam ediyor ve kıvılcımlar oluşturarak geri sekiyordu.

O sırada Aeron, havadan düşen taş, toprak ve ağaç parçalarından nasibini almamak için kolları ile başını korumakla meşguldü. Bir süre bekledi. Sonra yere havadan düşen başka bir şey kalmadığını anlayınca ayaklarının yardımı ile çukurun kenarına tırmandı ve kafasının, sadece önünü görmesine yetecek kadarını dışarı çıkardı. Daha önce üzerlerine yağmayan yağmur artık tüm şiddetiyle yağıyordu. Yanan ateşten en ufak eser kalmamıştı. Onları daha önce yağmurdan koruyan şey her ne ise belli ki ortadan kalkmış olmalıydı diye düşündü Aeron.

Kızıl zırhlı adam, hala ışık kalkanının ardındaydı ve dimdik ayakta duruyordu. Yağmur havada asılı dumanı temizleyemiyordu. Kızıl zırhlı adamın göz yuvalarından çağlayan ışık, yağmur damlalarını parlatarak belirginleştiriyor, dumanın içinde oluşan ışık hüzmeleri meçhul karanlığa doğru ilerliyordu. Başını her hareket ettirişinde başka bir yönü aydınlatıyordu. Gözleri beklediği misafiri arıyordu, fakat misafir onu biraz daha bekleteceğe benziyordu.

Nehir kıyısına kısa süren bir sessizlik çöktü

Nehir kıyısına kısa süren bir sessizlik çöktü. Karanlığın ardında bir çift beyaz göz belirdi. Bir kurdun avına baktığı gibi ciddi ve kararlıydı beyaz gözler. Gecenin arta kalan tüm doğal aydınlığını içine çekiyor ve adeta her yeri siyaha boyuyordu. Torga'nın iris kalkanının ve gözlerinin aydınlattığı yağmur damlaları da görünmüyordu artık. Her şey zifiri karanlığın içine doğru hızla hapsoluyordu. Aeron korkudan neredeyse kanı donacaktı. Bir an olsun kör olduğu zannetti, fakat sonrasında yanıldığını anladı; çünkü kızıl zırhlı adamı ve beyaz gözleri görebiliyordu.

Zifiri karanlığın geri çekilmesi ve yerini gecenin doğal aydınlığına bırakmasıyla birlikte beyaz gözlerin bulunduğu yerde bir ışık dalgası doğdu, kızıl zırhlı adama doğru yol alarak tıpkı bir tsunami gibi önüne geleni ezdi ve sonunda iris kalkana tüm şiddetiyle çarptı. Aydınlık tekrar çekildi ve yeni bir ışık dalgası daha doğdu. O da bir önceki gibi kızıl zırhlı adamın kalkanına çarparak her yere kıvılcımlar saçtı. Işık dalgaları bitmek bilmiyor, art arda oluşmaya ve kalkana çarpmaya devam ediyordu. Yakındaki ağaçlar, yapraklarını ve dallarını terk etmişti. Her şey bir oradan bir oraya savruluyor, gelen darbeler kızıl zırhlı adamı geriye doğru sürüklüyor, sürükledikçe iris kalkan esneyerek bükülüyordu. Yer gök adeta birbirine girmiş, ortalık cehenneme dönmüştü.

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!