22 - Uyku Vakti

2.5K 257 23

Soğuk ve karlı bir kış akşamıydı. Odasının penceresinden, uğuldayarak esen rüzgârın cama vurduğu kar tanelerini izliyordu. Tam o esnada şefkat dolu gülümsemesi ile içeriye beklediği birinin girdiğini fark etti. Küçük Uras, bu ziyaretin ne anlama geldiğini biliyordu. Uyku vaktiydi.

"Benim kuşum hala uyumuyor mu bakayım?" dedi annesi. Uras'ın yanına oturdu ve ona sıkıca sarılarak öpücüklere boğdu.

"Anne ama uykum yok ki. Hem yarın hafta sonu." diye sitemde bulundu Uras.

"Benim biricik oğlum... Yarın tatil bile olsa şuan uyuman için yeterince geç oldu zaten."

"Neden erkenden uyumak zorundayım ki? Geç yatsam ne olur?" dedi Uras. Ses tonundan ne kadar isteksiz olduğu belliydi.

"Eğer uykunu güzel alırsan, boyun uzar, zekân gelişir ve hatta hafta sonu iyi vakit geçirebilmek için daha fazla enerjiye sahip olursun." dedi annesi. Uras, annesini ikna edemeyeceğini çok iyi biliyordu. Bu yüzden daha fazla ısrar etme niyetinde değildi.

"O zaman babama iyi geceler demek istiyorum. Ondan sonra yatayım, olur mu?"

"Tamam bakalım. Yatmadan önce dişlerini fırçalamayı unutmuyoruz ama. Tamam mı?"

"Peki, anneciğim." dedi Uras. Annesine tekrar sarıldı ve huzur dolu göğsüne başını yasladı.

Üzerinde mavi araba desenli pijaması ile odadan koşarak ayrıldı, Uras. Annesi ise, Uras'ın arkasından bakarak onun babasına nasıl heyecanla gittiğine tanık olmanın mutluluğunu yaşıyordu. Uras, babasının çalışma odasının yanına geldiğinde, boydan boya raylı cam kapının ardında, masasının üzerinde bir eşyayı incelerken gördüğünü fark etti. Babası Uras'ın varlığından haberdar değildi ve masasının tam ortasına yuvarlak bir eşya koymuş, her tarafını dikkatle inceliyor, sonra kurşun kalemle, yanı başında duran not defterine bir şeyler yazıyordu. Uras, kapının kulplarından tutarak iki yöne doğru ittirdi ve kapıyı kendisinin geçebileceği kadar araladı. İçeriye heyecanla giren oğlunu gören babası bir an tedirgin oldu ve masasının üzerindeki eşyayı beyaz bir bez parçası ile örttü. Not defterini kapatarak çekmeceye koydu ve çekmeceyi hızla kapattı.

"Hoş geldin oğlum! Dur tahmin edeyim. Bana iyi geceler öpücüğü vermeye geldin değil mi?" dedi babası, sevecen bir şekilde Uras'a kollarını açarak.

"O neydi baba?" diye sordu Uras, kapı ağzında durarak. Babası kolları açık bir şekilde kalakaldı.

"Ne neydi oğlum?" dedi.

"Masanın üzerindeki o şey? Ben girmeden önce uğraşıyordun ya?"

"Önemli bir şey değil."

"Rengi çok güzelmiş."

"Boş ver bakalım sen onu. Gel bakayım kucağıma."

Uras koşturarak babasına sarıldı ve onun dizlerinin üzerine oturdu.

"Yarın günlerden ne?" diye sordu babası imalı bir şekilde.

"Cumartesi!" dedi Uras sevinçle. Kendisine bu sorunun neden sorulduğunu çok iyi biliyordu.

"Yarın ne yapmak istersin?"

"Çok şey yapmak istiyorum yarın."

"Mesela?"

"Beni o üç boyutlu filme götür. Yeşil devli olan... Çok merak ediyorum. Arkadaşlarım geçen hafta izlemişler; çok güzelmiş. Girişte gözlük de veriyorlarmış."

"Tamam, o zaman anlaştık. Hem film çıkışında bir şeyler yeriz. Sonra buz pateni yaparız olur mu?"

"Olur!" diye bağırdı Uras. Babasının sakallı yanağına kocaman bir öpücük kondurdu. Öpücüğün şiddetiyle birlikte babasının kalın siyah çerçeveli gözlüğü yerinde oynadı.

"Yarın çok eğlenceli olacak!" dedi babası gözlüğünü düzelterek. Birkaç dakika süren kıkırdamanın ardından:

"Baba?" dedi Uras.

"Efendim?" dedi babası.

"Hani sen her gün bu kadar çalışıyorsun ya?"

"Evet."

"Gecelere kadar... Hep bu odada uğraşıyorsun ya?"

"Evet?"

"Bunu bizim iyiliğimiz için yapıyorsun. Daha iyi bir ailemiz olsun diye bu kadar çalışıyorsun. Biliyorum babacığım."

Babası bir an gözyaşlarına hâkim olamayacağından korktu. Uras'tan böyle bir cümle beklemiyordu. Yutkundu. Uras, babasını bir an üzdüğünü düşündü ve kaşlarını büktü.

"Üzülme babacığım. Sen üzül diye söylemedim ki. Teşekkür etmek için söyledim sadece. İyi ki varsın."

"Yok hayır... Yanlış anladın oğlum. Tabi ki üzülmedim. Aksine bunu duyduğuma çok sevindim. Bunu söyleyebilmen ne kadar akıllıca bir davranış... Seninle gurur duydum."

"Ne konuşuyorsunuz bakalım iki yakışıklı burada?" dedi annesi birden kapıda belirerek.

"Aaa! Anne ben de tam babama iyi geceler diyordum."

"Neşeli göründüğüne göre yarın ki planlar çoktan yapılmış."

"Evet, o bahsettiğim filme gideceğiz. Ondan sonra da buz patenine..."

"Öğle yemeğini de orada yiyeceğiz." dedi babası konuşmaya katılarak.

"Harika! Peki, bu planda ben de yer alıyor muyum acaba?"

"Tabi ki karıcığım. Sensiz olur mu hiç?"

Uras babasının kucağından fırladı ve koşturarak annesinin beline sarıldı.

"Anne sen de gel!" dedi.

"Tabi ki geleceğim. Bensiz o pizzaları götüreceğinizi mi sandınız?" dedi. Uras babasına tekrar geri döndü ve:

"İyi geceler baba!" dedi ona da sarılarak. "Çalışma artık çok yoruldun. Sen de yat artık. Eğer uykunu alırsan yarın daha enerjili olursun." diye de ekledi küçük Uras.

"Bakıyorum hızlı öğreniyoruz." dedi annesi gülerek. Parmağı ile Uras'ın burnuna dokundu.

"İyi geceler baba! İyi geceler anne!" dedi Uras.

"İyi geceler! İyi uykular!" diye karşılık verdi annesi ve babası. Uras her gün olduğu gibi ailesinin ona verdiği sevginin mutluluğu ile uyumak üzere odasına çekildi. Uras'ın uzaklaştığından emin olan annesi, raylı kapıyı iki eliyle tutarak sonuna kadar kapattı ve sonra içeri döndü.


Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!