M/2-6

3.4K 200 10

Merhaba herkese yeniden :/ yeni bòlüm çok gecikti biliyorum ama gerçekten hiç zamanım yoktu şimdi de yok gerçi ama bir yolunu bulup mutlaka atmaya çalışacağım bölümleri sık sık.

Multide Mert abiniz var :D her zamanki vazgeçilmezi olan beyaz tişortüyle ( ve de umursamazlığıyla)

☆ - a basmayı unutmayın ♡

***

Multimedia: Mert Yılmaz

Bölüm şarkısı: Shawn Mendes - Treat You Better

"Onur öldü..."

Telefon kulağımdan inerken kaybettiğimiz bir taşın satranç tahtasına yuvarlandığına şahit olmuştum. Telefonu kulağımdan indirerek cebime soktum sakince. "Onur ölmüş.." sesimde gram titreme yoktu. Nedense inandırımıyordum kendimi bu gerçeğe. Ya da ben umursamaz bir insana çeviriliyordum yavaş yavaş.  Kafamı kaldırarak Mert'e baktım.

Önünü seyrederek dalıp gitmişti uzaklara. "İnanıyor musun onun öldüğüne?" Soruma karşılık bana bakmasa bile beni dinlediğini biliyordum. "Hiç bir şeye, hiç kimseye inanmıyorum. Oyunun kuralı bu" dediğinde sesindeki kararlılık o kadar fazlaydı ki. Aklıma gelen şeyle ondan çekerek bakışlarımı önümüzde serilen şehrin görüntüsüne çevirdim.

"Ceren öldüğünde ne hissetmiştin?" Bu sorunun ardından gözlerine bakacak cesareti bulamamıştım. Nefesini dışarıya verdiğini duydum. "Hissetmemeyi.." dudağımın kenarı kıvrılmıştı fakat o kıvrıma dolan acıydı.

"Onunla evlenmeyi düşündün mü hiç?" İstemsizce sorduğum soruların cevabını merak ediyordum. Ceren konusunu açmayı hiç sevmezdi. "O zamanlar sana takıldığım için, hayır. Önceden  düşünüyordum."

Ne tepki vereceğimi şaşırmıştım. "Onu çok güzel aynı zamanda çok farklı seviyordun" şimdi de seviyor olmalıydı. "Onu neden istememiştin?" Bu soruyu çok merak ediyordum. Yıllarca karşılık beklemeden sevmişti onu. "Haklıydın, sevgi değildi benimkisi. Bağlantıydı sadece" inansa mıydım ona? Bence yalan söylüyordu, duyguları körelmiş olmalıydı fakat o zamanlarda gözlerindeki gururu görüyordum. Ceren'i sevdiği zamanlarda ona yaklaştığımda bana olan öfkesini görebiliyorum.

"Nedensizce inanamıyorum bu söylediklerine" cümlem üzerine hareketlenerek gözlerime baktı. Ben de gözlerimi ona kaldırarak bakıştım onunla. "Niye?" Sesi buz gibi soğuktu.

"Mezarlıkta söylediklerin yüzünden" evet, o kabus anım dünkü gibi hafızamda dolanıyordu. Bakışlarını kaçırdı, "mezarlıkta söylediklerini ciddiye almadığını düşünüyordum" sesindeki pişmanlık hissedilecek düzeydeydi.

"Kırgın bir ruh duyduğu her söylenene inanır. Hele ki karşısındaki yorgun bir ruhsa. İnsanın ruhu yorgun olduğunda, artık dayanacağı gücü kalmadığında doğruları söyler derler. O gün yorgundun Yılmaz," derin bir nefes alırken gözlerime baktığında hayret görmüştüm. Sanki iftira atmışım gibi bakıyordu bana. "Hâlâ mezarlık gömülü hafızamda, hiç silemedim. Hiç acımamıştın bana o gün." dedim omuz silkerek.

Evlensek bile tam kapatmış değildi açtığı yaraları. "Kırık bir cam gibi düşün beni, her dokunduğunda kesen, kanatan" dedi bakışları ellerimize  kayarken.

"Kanatmadan kestin beni, kanımda boğuldu ruhum"

Söylediklerinin tokattan kalır yanı yoktu. "O yüzden gittim fakat şimdi o gücü bulamayacağım bir daha." Gözleri kısılırken bakmamakta mücadele veriyor gibiydi. Elimin tersiyle yanağını okşadım yeni çıkan sakallarında gezinerek.

Örümcek Ağı |2Where stories live. Discover now