19 - Yabancı

2.7K 267 39


Eve dönerken yorgundu Uras; sabahki canlılığından eser kalmamıştı. Bahçe kapısı çıkışında bekleyen polis arabasını görünce birden gerildi. Polis arabasının üstündeki lamba, evi ve bahçeyi kırmızı ve mavi ışığıyla aydınlatıyordu. İstemeden de olsa aklına yangın günü yaşadıkları geldi. Kötü anılarını bir süre bastırmaya denedi, sonra neler olduğunu anlamak için adımlarını hızlandırarak eve girdi. Uygar, İlayda ve iki polis memuru salonda ayakta konuşuyorlardı. Uras'ı gördüklerinde konuşmayı kestiler.

Uras çantasını yere attı ve hızlıca yanlarına gitti.

Uras çantasını yere attı ve hızlıca yanlarına gitti

"Anne, baba! Ne oldu?" dedi, kaygıyla. Uygar ve İlayda endişeli görünüyorlardı.

"Uras, biz de seni bekliyorduk. Komiser Bey'in sana sorması gereken birkaç soru var." dedi Uygar, ellerini birbirine kavuşturarak.

İki polisten daha yaşlı olanın üzerinde açık mavi gömlek ve omuzlarına dikilmiş lacivert apoletler vardı. Diğerine göre daha yetkili biri olduğu aşikârdı. Bir elinde not defteri diğer elinde ise kalem tutuyordu. Uras ile göz göze geldi, polis. O kadar dikkatli bakıyordu ki Uras bu bakışlardan tedirgin olmaya başladı.

"Uras, sana birkaç soru sormam gerekiyor. Bir sakıncası var mı?" diye sordu. Polisin yüzünde, orta yaş kırışıklıkların getirmiş olduğu olgun bir ifade vardı.

"Tabi ki yok. Sorabilirsiniz." diye cevap verdi Uras.

"Bugün, dört ve altı saatleri arasında neredeydin?"

Uras bu soru karşısında şaşkınlık geçirdi. Aklına hemen Burak geldi. En son gördüğünde yerde sere serpe uzanıyordu. Bu kadar hızlı duyulmuş olma imkânı var mıydı?

"Melis'le birlikteydik. Bir şeyler içmek için kasaba merkezine gittik." dedi Uras. Düşüncelerinin, ses tonunu etkilememesi için mücadele veriyordu. Polis elindeki not defterine bir şeyler yazdıktan sonra Uras'a tekrar baktı.

"Peki, bu aralar seni rahatsız eden, ya da ne bileyim, tehdit eden birisi ya da birileri var mı?"

Uras bu sorunun yanıtını bilmesine rağmen düşünüyormuş gibi yaptı.

"Hayır, sanmıyorum." dedi Uras.

"Sanmıyorum derken? Yani, seni bugüne kadar rahatsız eden veya tahrik eden birisi olmadı mı?"

"Aslında var." dedi Uras. Polisin delici bakışlarını görünce bir önceki düşüncesinden vazgeçti. "Ama sadece okulda..."

"Adını öğrenebilir miyim?" diye sordu Polis.

"Gerçekten o kadar önemli biri değil. Bilirsiniz işte. Lisede olur böyle şeyler."

"Annenin ve babanın bahsettiğine göre okulda ciddi şekilde darp edilmişsin. Doğru mu?"

Bu sorudan sonra Uras'ın alnında soğuk ter damlacıkları belirmeye başladı. Keşke bir koltuğa oturup cevap vermeden önce düşünmek için yeterli zamanı olabilseydi.

"Abartıldığı kadar önemli bir şey olmadı. Aslında o gün yaralarımın çoğu koşarken düşmemden kaynaklanmıştı."

"Darp edildiğini onaylıyorsun yani. Doğru mu anladım?"

"Evet." dedi Uras, iç çekerek. Burak'ı düşündü. En son nefes aldığını kontrol etmişti. Oradan ayrıldıktan sonra birkaç dakika içinde ayılmış olması gerekiyordu.

"Seni darp eden şahsın adını ve soyadını söyler misin? Eğer biliyorsan babasının adını ve cep telefonunu da..."

Uras annesi ve babasına fikirlerini sormak istercesine baktı.

"İlk olarak ne olduğunu öğrenebilir miyim? Neden bana bu soruları soruyorsunuz?" dedi Uras, kendini toparlayarak.

"Uras..." dedi Uygar, araya girerek. "Emre Bey yabancı değildir. Benim yakından tanıdığım bir arkadaşım. Ona kesinlikle güvenebilirsin. Eğer bildiğin bir şeyler varsa rahatça anlat."

Uras istemeyerek de olsa:

"Burak..." dedi.

"Peki, soyadını biliyor musun?"

"Evet. Burak Altan... Ancak, babasının adını ya da telefonunu bilmiyorum."

Komiser 'Altan' soyadını duyunca birden irkildi. Sonra belli etmemeye çalışarak bakışlarını yumuşattı ve Uras'a güven verici bir yüz ifadesi ile bakarak:

"Teşekkür ederim. Bu bizim için yeterli. Tabi senin de neler olduğunu bilmek son derecede hakkın. Evinizde bir güvenlik ihlali söz konusu Uras... Sana bu soruları soruyorum çünkü meseleyi görüntülü kayıtlar ile tespit edemeyebiliriz." dedi.

Uras annesine baktı. İlayda bir hayli mutsuz görünüyordu. Uygar, Uras'ın omzuna dokundu. Uras buna şaşırdı, çünkü bu alışık olduğu bir şey değildi. Uygar'ın kendisine bu şekilde temas etmeyeli belki yıllar olmuştu.

"Evimize yabancı biri girmiş Uras. Kim olduğunu bilmiyoruz. Emre Bey bu konuyu yerinde araştırmak için buraya geldi." dedi Uygar. Eli hala Uras'ın omzundaydı.

"Bunun Burak'la bir alakası olduğunu düşünmüyorum." dedi Uras, Emre Bey'e dönerek.

"Sana, babana ya da annene düşman birisi varsa bunu bilmemiz gerekiyor. Yalnız bu konuda gereğinden fazla endişelenmeni istemiyorum." dedi Emre Bey. Not defterine bir şeyler daha yazdıktan sonra kapattı ve kalemiyle birlikte gömleğinin ön cebine koydu. Sonra Uygar ve İlayda'ya bakarak:

"Lütfen korkmayın. Durum ile yakından ilgileneceğim. Merkezdeki kayıtlar kontrol edilsin. Bir sonuca ulaşabilecek miyiz görelim. Sizi haberdar ederim. Şimdilik iyi akşamlar." dedi.

"Teşekkürler Emre Bey. Size kapıya kadar eşlik edeyim." dedi Uygar.

"Emre Bey... Kızımın bu olaydan hiçbir haberi yok. Ne olur elinizi çabuk tutun." dedi İlayda.

Komiser gülümseyerek başını salladı ve:

"Siz hiç endişelenmeyin İlayda Hanım. Elimizden geldiğince çabuk davranacağız. Lütfen korkmayın. İyi akşamlar tekrar." dedi ve diğer polis memuru ile birlikte kapıyı arkalarından kapayarak ayrıldı.

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!