13 - Miras

2.8K 282 35

O gün, Minik Uras'a Mustafa Amca sahip çıkmıştı. Evlerine götürmüş sakinleştirmek için büyük çaba sarf etmişti. Bu çabayı sarf eden sadece kendisi de değildi. Karısı Emine Teyze ve zavallı Uras'ın halini görmeye gelen birçok misafir de bu konuda ona yardımcı olmuşlardı. Eve gelenler sadece bu kadar da değildi. Aile ve Sosyal Politikalar Teşkilatına bağlı görevliler, Gencer ailesinin özel avukatları ve polisler, Mustafa Amca ve Uras ile görüşmeye gelmişler birçok form ve belge doldurmuşlardı. 

"Bugün Mustafa Amca'larda kalacaksın Uras. Yarın ise bize geleceksin. Senin ailen bundan böyle biziz." dedi genç bir kadın. Uras, kadının adını bilmese de o şefkat dolu yüzünün sahibinin İlayda'ya ait olduğunu daha sonra öğrenecekti. Uras önüne koyulan yemek tabaklarını yere çarpıyor, su içmeyi reddediyor, aklına her geldiğinde avazı çıktığı kadar bağırarak ağlıyordu. Bundan sonra annesiz ve babasız yaşayacak olmasının hayal kırıklığı minik kalbine ağır geliyordu. O, elinden gelen en iyi şeyi yapıyordu: Gözyaşlarına boğularak ağlamak.

O gece Emine Teyze, evlerinin boş bir odasını Uras'ın uyuması için hazırladı. Küçük çocuğun uykuya dalması için yanında saatlerce bekledi, başını okşadı, ninniler söyledi ve elinden geldiği kadar onu rahatlatmaya çalıştı. Uras'ın kendinden geçerek uykuya teslim olduğunu görür görmez onu yatağında tek başına bırakarak sessizce odadan ayrıldı. Eve ve bütün mahalleye sessizlik çökmüştü. Gecenin geç saatlerinde herkes yatağına çekilmişti ve harıl harıl uyuyordu. Biri dışında: Uras, Emine Teyze'nin yanından ayrılması için sadece uyuyor taklidi yapmıştı.

Yatağından kalkarak pencereye yöneldi Uras. Sessizce pencereyi açtı ve kafasını dışarı çıkararak çevresine baktı. Bahçe zemine yakındı ve etrafta kimsecikler yoktu. Yalınayaktı ve odada ayağına giyebileceği bir şey yoktu. Önemsemedi Uras. Vücudunu pencereden dışarı çıkarıp bahçeye atladı, kimseyi uyandırmamaya gayret ederek bahçe kapısını araladı ve dışarı çıktı.

Yanan evlerinin bulunduğu sokağa gelir gelmez önüne çıkan ilk sokak lambasının arkasına saklandı. Evlerinin önünde beklemekte olan bir polis arabası olduğunu fark etti. Arabanın içinde iki polis vardı. Uyuyor olmalılar diye düşündü. Başını eğerek sessiz adımlarla yürümeye devam etti ve gölgelere sığınarak arabanın arkasına kadar gelmeyi başardı. Uras yanılıyordu; polisler uyumuyordu. Polisin biri arabadan dışarı çıkarak bir sigara yaktı. Diğeri ise arabanın içinde oturuyor, radyo dinliyordu. Uras kafasını olabildiğince eğerek bir süre olduğu yerde hiç ses çıkarmadan bekledi. Sigara içen polis arabanın arkasına doğru yürümeye başlayınca telaşlandı. Uras, adamın ayaklarını arabanın altından görebiliyordu. Düz lacivert pantolonun altında sokak lambaların parlattığı cilalı ayakkabıları Uras'a doğru adım adım yaklaşıyordu. Uras, bulunduğu yerden uzaklaşarak polisin kendisini göremeyeceği şekilde arabanın diğer tarafına doğru yürüyerek yer değiştirdi. Polis, bagaj kapağını açtı. O sırada Uras arabanın içinde duran polisle yan yanaydı. Neyse ki o uyuyordu. Tam zamanı diye düşündü Uras. Hızlıca yerinden ayrıldı ve polislere fark ettirmeden enkaza dönmüş evlerine girmeyi başardı.

Enkaza girince, evlerinin dışarıdan göründüğünden daha kötü bir halde olduğunu fark etti Uras

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Enkaza girince, evlerinin dışarıdan göründüğünden daha kötü bir halde olduğunu fark etti Uras. Evde hala keskin yanık plastik kokusu hâkimdi. Yangını söndüren su henüz buharlaşmamıştı. Boğazına kaçan tozdan dolayı sessizce öksürdü Uras. Etrafına dikkatlice baktı. Paramparça olmuş pencerelerden içeri giren sokak lambalarının loş ışığı ona çevresini görmesi için yeteri kadar yardımcı oluyordu. Neredeyse sağlam bir şey kalmamıştı. Koltuklar ve halılar eriyerek yere yapışmış, zemin ile bütünleşmişti. Üst katın yarısı aşağıya çökmüş, salonun orta yerinde bir tuğla ve moloz dağı oluşturmuştu. Kirişlerin demirleri yuvalarından dışarı fırlamıştı.

Bir zamanlar salona bağlı olan mutfağa doğru yürüdü. Yerde cam kırıkları olduğunu görünce daha fazla ilerlememesi gerektiğini düşündü. Bulunduğu uzaklıktan mutfaktaki buzdolabının, fırının, mikrodalganın ve diğer eşyaların eriyerek birbirlerine yapışmış olduklarını görebiliyordu. Nasıl olur, diye düşündü Uras. Ev nasıl bu hale gelmişti?

 Ev nasıl bu hale gelmişti?

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!